Nedir bu terbiyesizlerden çektiğimiz?

20 Ocak 2018 Cumartesi

Şimdiye kadar padişahlarımıza-sultanlarımıza yapmadıkları hakaret, atmadıkları iftira kalmadı…

“Zalim” dediler…

“Katil” dediler…

“Sarhoş/ayyaş” dediler…

“Hain” dediler…

“Kızıl” (kan dökücü anlamında)dediler…

“Yobaz/gerici” dediler…

“Sapık” dediler…

“Uçkurcu” dediler…

“Zevkçi” dediler…

“Deli” dediler.

Her türlü rezaleti yapıştırdılar, envai çeşit aşağılamayı, türlü türlü kötü sıfatı reva gördüler.

Çoğunluk sustu. Sadece birkaç namuslu tarihçi direndi; yalanlara, iftiralara karşı çıktı, belgelerle tüm yalanları çürüttüler.

Buna rağmen bıkmadılar, usanmadılar, bir türlü vazgeçmediler. Masonik oyunlarını aralıksız sürdürdüler: “Çamur at, tutmazsa izi kalır” kabilinden iftiraya, isnada, yalan-dolana ve hakaretlerine devam ettiler…

Nihayet Fatih Sultan Mehmed gibi Peygamber müjdesi bir Padişah’a “Hıristiyanlık” isnat edecek kadar ileri gittiler.

Bu kadarını artık sorumsuzlukla, bilgisizlikle, belgesizlikle, kısacası cehaletle izah etmek mümkün değil. Ortada apaçık bir kasıt var: Sistematik bir şekilde bizi tarihsizleştirmeye, köksüzleştirmeye çalışıyorlar. Batı’ya hayranlık duymamızı, Batı karşısında ezilip büzülmemizi, aşağılık duygusuna dönüp Batı’ya “emir kulu” olmamızı istiyorlar.

Çünkü son onbeş yıldır, başkalaştık! Liderimizi bulunca, ezeli ve ebedi dinamiklerimiz dirildi: Batı-ABD ve İsrail üçgeninin dışına çıktık. Amerika’ya “Hadi oradan!”, Batı’ya “Almazsan alma!”, İsrail’e “one minute” çektik! 

Siyasi istikrarımızı sağladık. Tarihle önemli ölçüde barışarak eski topraklarımızda bayrak açtık, boy gösterdik; içten içe bize düşman “müttefik”lerimizin vermediği silahları ürettik ve tahminlere sığmayan bir performansla ekonomimizi yeniden yapılandırdık (eski “kardeşler”inin Sayın Erdoğan’ı her vesile ile hırpalamaya çalışması boşuna değil)...

Bu durumda pek tabii AB-ABD ve İsrail güdümlü hareketin yeni oyunlar sahneye koyması beklenir: Sayın Erdoğan’ı dışarıdan hırpalamak yetmeyince, içerideki bazı piyonlar, uyuyan hücreler harekete geçirildi. Eski yol arkadaşları meydana sürüldü. Bir taraftan da milletin çok sevdiği tarihi şahsiyetleri hırpalama yöntemine hız verildi.

Birileri Kanuni Sultan Süleyman’ı “âciz” ve “katil”, sevgili karısı Hürrem Sultan’ı “cadı”, Devlet-i Âliyye’yi uçurumun kenarından alıp yeniden inşa eden iradenin sahibi Sultan IV. Murad’ı yetiştiren annesi Mahpeyker Kösem Sultan’ı “fitnecibaşı” ilân ettikten sonra, sıra Fatih Sultan Mehmed’e geldi: Televizyon ekranında “Hıristiyan” yaptılar.

“Günahtır” diyeceğim, inançları yok!..

“Ayıptır” diyeceğim, ayıptan anlamazlar!..

“Belge” isteyeceğim, “Filan İngiliz’in kitabında okudum” deyip geçecekler.

“O tür kitaplar zaten sizin gibilere ‘kaynak’ olması için yazdırıldı, bir zahmet yerli kaynaklara da baksanız” diyeceğim, “Onlar taraflı” deyip geçecekler.

Hep böyle yaparlar: Bize de “taraflı” damgası vurup kenara koyarlar. Olmazsa “ihbar” mekanizmasını çalıştırır, savcılara “jurnal” ederler. İşin yoksa uğraş dur.

Masonik mekanizma çalışıyor: “Çamur at, tutmazsa izi kalır!”

“Fatih’in Müslümanlığı”na devam edeceğiz inşallah…

 

YORUM YAZ

  • İt ürürİt ürür1 ay önce
    Bu alçak iftiraları "baş' ta haydar" dene.... atıyor. atatürkle birlikte haşrolmasını temenni ederim.