Her seçim sonucuna itiraz alışkanlığı

21 Nisan 2017 Cuma

“Yenilen pehlivan yenilgiye doymazmış” derler, CHP cephesi de yenilmeye doymuyor…

İlk demokratik seçimin yapıldığı 1950’den beri yeniliyor, milletten şamar üstüne şamar yiyor, akıllanmıyor.

Sandık sonuçlarına bakıp neden sürekli yenildiğini düşüneceğine sonuçlara sürekli itiraz ediyor ve bu alışkanlığı yüzünden her seçim sonucu mahkemeye taşınıyor. Başka bir deyişle, iş “karakolda” bitiyor!

Malum kesim, yine müthiş bir öfkeyle millete saldırıyor: Aşağılayıp hakaretler yağdırıyorlar.

Rivayete göre, İsmet Paşa, 1950 seçim sonuçları ortaya çıkıp koltuğu kaybettiğini öğrendiğinde, yumruklarını sıkıp pencereden boşluğa doğru sallayarak, “Nankör millet!” diye haykırmıştı:

Şimdi benzer hakaretler kâh partisinin mensuplarından geliyor, kâh torunundan: Biri “evet”çileri denize dökmekten söz ederken, diğeri “namussuz” ilân ediyor…

İsmet Paşa’nın torunu Gülsün Bilgehan, attığı bir twitte, “hayır” oyu verenleri “namuslu ve cesur” olarak tanımlayıp “evet” oyu verenleri “namussuz” ilân etmiş.

Eğer bu doğru ise, “evet” oyu kullanmış bir vatandaş olarak, hakaretini aynen iade ediyorum! “Evet” diyen de “hayır” diyen de namusludur! 

Seçim kaybetmek, insana kendini kaybettirmemeli…

Netice olarak: CHP hep aynı CHP! Kendinden olmayana tepeden bakar, “Devlet benim” mantığıyla hareket eder,şiddet dili kullanır; bu yüzden de, Türkiye’de gerçekleşen ilk demokratik seçimden (14 Mayıs 1950) bu yana, girdiği tüm seçimleri kaybeder…

Genel başkanını yahut parti yönetimini değiştirmesi, sık sık “olağanüstü kurultay”lar (bu sebepten dolayı CHP’ye “Kurultay Partisi” de denir) toplaması bir işe yaramaz. Çünkü sorun genel başkan ve parti yönetimi sorunu değil, “beslenme sorunu”dur!..

CHP milletten değil, başka güçlerden (darbeler ve darbeciler) beslenmeye alışmış! Zaman içinde, milletle aralarında “kan uyuşmazlığı” oluşmuş! 

Milli iradeye sürekli itiraz ediyor…

Milli iradeyi sürekli mahkemelere taşıyor…

Genel Başkan değişiyor, parti yönetimi değişiyor, ama CHP “eski hamam eski tas” görüntüsüne çabucak dönüyor…

Her “Olağanüstü kurultay”dan sonra “değişim” mesajları veriyor, ama hiçbir şey değişmiyor. 

Bugüne kadar, “olağan”ı ve “olağanüstü”süyle her kurultaya “değişim” sloganıyla girdiğini, “Ortanın Solu”,“Anadolu Solu” gibi sloganlarda varlık aradığını, nihayet “değişim” uğruna “çarşaf açılımı” bile yaptığını, ama hiçbirinin CHP’nin derdine derman olmadığını, hızla “fabrika ayarlarına” döndüğünü biliyoruz.

“Başarı için her yol mübah” anlayışıyla yola çıksa da CHP’yi hiçbir yolun başarıya taşımadığını gördük, görüyoruz.

Genlerine işlemiş devletçi mantığı, statükocu yaklaşımı, askerci tavrı, dine mesafeli duruşu, dindara “irticacı” deyişi, kaymak tabaka dışında kalan halka tepeden bakışı ve sadece kendine demokrasi isteyen anlayışı yerli yerinde kalıyor.

Bu işe, usta-çırak ilişkisi içinde öteden beri CHP’yi tutan “yoldaş” yazarlar bile şaşırıyor, ama yapacak bir şey yok: “CHP’den ne köy oluyor, ne kasaba!”

Her seçim öncesinde “Bu sefer iş tamam” havası basmaktan, seçim sonrasında ise CHP’ye mazeret üretmekten, onlar da yorgun düştü…

 

  • NamiNami3 ay önce
    Hocam hayırcı lara terörist diyemese iade yapıyoemusumuz

Yavuz Bahadıroğlu


Son Yazılar