Dindar olmak

01 Kasım 2017 Çarşamba

Son cümleyi en başta söylemenin mahzurlu olabileceğini bile bile söyleyeceğim: Hırsımız inancımızı gölgeliyor!...

Bu sözü, özellikle ve öncelikle dindar Müslümanlar için söylüyorum...

Çünkü dini inançlar artık evin ve camiin dışına taşmıyor!..

Çoğumuz açısından dini inançlarımız artık belirleyici değil!..

“Din başka, dünya başka” der gibi bir halimiz var: Halbuki bu laik bir anlayış; laikliği eleştirirken, laik olmuşuz da haberimiz yok!..

Dinle dünyayı iyice ayırdık!

Pek çok konuda “dindar” olsak bile, sıra “para kazanma”ya gelince, hırsımız inancımızın önüne geçiveriyor...

Hırsımız inancımızı yönlendirmeye başlıyor...

Halbuki “doğru Müslüman”ın, tüm dünyasına inancının hâkim olması, hayata “inanç perspektifi”nden bakması gerekiyor...

Konuya, “Bu işten ne kadar kazanırım” diye değil, öncelikle “Bu iş helâl mı?” diye bakmak...

“Bu işi alırsam kimsenin hakkını-hukukunu ketmeder miyim?” diye yaklaşmak...

Unutmayalım ki, Allah, hal-i hayatımızda ne kadar para kazandığımızı değil, helâl-haramı gözetip gözetmediğimizi soracak...

Gözetip gözetmememize göre muamele edecek...

Yani dünyalığımız bu dünyaya yetebilir, ama ahrete yetmeyecek.

Siz son nefesinde, çok para kazandığı için sevine sevine ahrete giden kimse gördünüz mü?..

Ben, kazandığını uygunsuz yollardan kazandığı için yakınan, ağlayan çok kişi gördüm.

Son pişmanlık fayda etmiyor!

Bunları (dindar Müslümanlar olarak) hepimiz biliyor ve böyle olduğuna çoğumuz inanıyoruz...

Ne var ki, yine de içimiz dışımıza yansımıyor, imanımız davranış biçimimizi belirlemiyor...

“Ya göründüğün gibi ol, ya olduğun gibi görün” hükmünün dışında kalıyoruz...

İkiyüzlülük kol geziyor...

Evde başka iş yerinde başkayız...

Evde eşimizi, çocuklarımızı döver, iş yerinde sekreterimize, ya da işçimize olabildiği kadar iyi muamele ediyoruz...

Evde dürüstlükten, haktan, hukuktan söz ediyor, dışarıda “para canavarı” kesiliyoruz!..

Birkaç kuruş daha fazla kazanma uğruna, garibanları dolandırıyor, kimilerinin “İslâmî holding” dediği para tuzakları kurup elâlemin parasını çarçur ediyoruz!..

“Efendim, iyi niyetle başlandı...”

Adam yöneticilik eğitimi almamış...

Adam hele hele şirket, hele de holding yönetmek gibi bir tecrübesi olmayan, hatta ömür boyu maaş almış, bu yüzden para kazanmanın ne demek olduğunu kavrayamamış insanlar para toplayıp holding kuruyorsa, bu “iyi niyet”le izah edilebilir mi?

İnsan bilmediği bir konuya kendi parasını yatırabilir elbette, ama başkasının parasını nasıl yatırabilir?

Cenab-ı Allah’ın, kullarını aşırı bir dikkat ve hassasiyetle kaçınmaya çağırdığı “kul hakkı” konusunda dindar Müslüman nasıl bu kadar rahat davranabilir? 

Tek dünyalılardan (ahret inancına uygun yaşamayanlardan) pek farkımız kalmadı!..

Biz de başarıya kilitliyiz!..

Biz de para, döviz, faiz, repo, borsa gibi şeyler konuşuyoruz!..

Biz de “Altta kalanın canı çıksın” anlayışıyla hareket ediyoruz!..

Biz de üç-beş kuruş fazla kazanma uğruna, din kardeşlerimizi harcıyoruz!..

Biz de gücün önünde eğiliyor, güçsüzün önünde ceberutlaşıyoruz!..

Biz de kul hakkı konusunda duyarsız yaşıyoruz!..

Biz de “çalış, kazan” diyerek, merhametimize sığınan elleri geri çeviriyoruz!..

Biz de maniküre-pediküre gidiyor, “moda”yı takip ediyor, “tesettür”ü “modern”leştirmek uğruna kılıktan kılığa giriyoruz!..

Biz de siyasi gevezelikler üretip oyalanıyoruz!..

Biz de zamanımızı ve kendimizi dünya ötesine geçmeyecek şeylerle tüketiyoruz!

Şimdi söyler misiniz lütfen: Dindar olmak bu anlama mı geliyor? 

 

  • Ersin yavuzErsin yavuz5 gün önce
    Kamu yöneticilerinin personellerini iyi kontrol edip görev yerlerinde sık sık değişiklik yapması gerekir.Bu noktada kokmaya/bozulmaya başlıyor. Ve insanlarımızıda bozuyorlar.