THY- Euroleague

Çıbanbaşı İsrail nasıl kuruldu, kimler kurdu?

18 Aralık 2017 Pazartesi

İsrail İslâm coğrafyasının “çıbanbaşı”dır: Zaten “çıbanbaşı” olmak üzere Batılı egemenler tarafından plânlanıp kurulmuştur.

Olayı kavramak açısından 1850’lere gitmek gerekiyor. Bu tarihte, İngiltere öncülüğünde, uzun soluklu bir “sömürü plânı” hazırlandı…

Bu plânın temel ekseni, Osmanlı şemsiyesi altında yaşayan etnik unsurları kışkırtıp, öte yandan İslâm dünyasını etkileyerek, Osmanlı Devleti’ni parçalamaktı.

Hilafetin derleyip toparlayıcı gücüOsmanlıların elinden alınmalı, Müslümanlar, bir daha toparlanamayacak şekilde dağılmalıydı.

Ancak bu sayede İslâm dünyasının elindeki zengin kaynaklara ulaşılabilecek, özellikle Ortadoğu’daki petrol yatakları yağmalanabilecekti…

Bu proje, Ortadoğu’da bir “taşeron devlet” kurulmasını zaruri kılıyordu. “İsrail Devleti” fikri işte böyle doğdu ve 1916 Mayısında imza altına alınan meşhur “Sykes-Picot gizli Andlaşması” ile hayata geçirildi.

Fransa adına François Georges Picot, İngiltere adına ise Sir Mark Sykes tarafından imzalanan andlaşmanın özü ve özeti, Osmanlı İmparatorluğu’nun Batılı galipler tarafından bölüşülmesiydi.

Bir yıl kadar sonra daİngiltere Dışişleri Bakanı Arthur Belfour tarafından İsrail Devleti’nin kuruluşu resmen dillendirildi: “Haşmetli İngiliz Kraliyet Hükümeti, Filistin’de Yahudi halkı için milli bir devlet kurulmasını memnuniyetle karşılar… Bu gayeye ulaşmayı kolaylaştırmak için en değerli mesailerini harcayacaktır”. 

Artık İsrail, İslâm dünyasının içine kılıç gibi girecek, Araplar paramparça edilecekti... Bu amaca ulaşmak için önce Osmanlı Devleti parçalanmalı, hilâfetin birleştirici gücü ortadan kaldırılmalıydı. Bu fikir, Ortadoğu’dan pay kapmak isteyenlere cazip geldi: Avrupa, Amerika ve Rusya tarafından onaylandı. 

Ardından sürekli savaşlarla bizi yıpratma sürecine soktular: 1877’de Rusya saldırdı(93 Harbi). Korkunç bir yenilgi aldık ve kitlesel göçlerle sarsıldık. Bu savaşın yaraları sarılmadan Yunanistan ayaklandı (1897). Dömeke’de Yunanistan’la savaşırken, Makedonya isyanı patladı (1902)…

1911’de Osmanlı mirasından Trablusgarp’ı (Libya) aparmak isteyen İtalya ile kapışmak zorunda kaldık. Trablus Savaşı bitmeden Balkanlar yeniden alevlendi: Sırbistan, Bulgaristan, Yunanistan, Karabağ ve Romanya’dan oluşan küçük çaplı bir Haçlı Ordusuyla (iki Balkan savaşı) savaştırıldık.

Yıpratma savaşları soluksuz 17 sene sürdü: İnsan, para ve silah kaynaklarımız tükendi. Şimdi sıra öldürücü yumruğu indirmeye gelmişti: “Hasta adam” damgasını vurdular ve işimizi külliyen bitirmek üzere, dünyanın en büyük donanmasını 700 bin asker eşliğinde Çanakkale’ye gönderdiler. 

250 bin şehit uğruna Çanakkale’yi geçirtmedik! Ardından Kut’ül Amare Zaferi geldi. Ne var ki diğer cephelerde işler iyi gitmemiş, I. Dünya Savaşı’ndan yenik çıktık. İstanbul işgal edildi. Halifeyi alıp götürdüler. Bir süre sonra da hilafet kaldırıldı. Böylece İngiltere, meş’um projesinin en önemli sonucuna ulaştı: Artık “İslâm Halifesi” yoktu ve Müslümanlar bu birleştirici güçten mahrumdu. Yılların rüyası (Filistin’de Yahudi Devleti kurma) artık gerçekleştirilebilirdi.

İngiliz Hükümeti ile hükümetin içinde ve dışında yer alan Yahudi önderler, SirHerry Finch isimli idealist bir avukatı Filistin’de bir Yahudi Devleti kurulması göreviyle bölgeye gönderdiler…

Takip eden yıllarda ise kesif bir Yahudi propagandası başladı: Dünya ticaretinin büyük bir bölümünü kontrollerinde tutan, bu amaçla kâğıt para, faiz sistemi ve kredi sistemi oluşturan Yahudiler,“mağdur-mazlum” olarak gösteriliyor, her şey kullanılarak kamuoyu oluşturuluyordu. Müthiş bir “algı operasyonu” dünyayı kasıp kavurmaya başlamıştı.

Başta Musos Haim Montefiore isimli bir İtalyan Yahudisi olmak üzere, kimi zengin Yahudiler kesenin ağzını açmış, hatta bazıları Yahudi göçünü teşvik amacıyla Filistin’e göç etmişti.

Bir yandan kitaplar yazılıyor, Filistin’in tarıma ne kadar elverişli olduğu vurgulanıyordu…

Bu arada; İngiltere Hükümeti, Filistin’e göçecek her Yahudi’nin İngiliz konsolosluklarının himayesinde olacağını açıklamış, can ve mal emniyeti konusunda garanti vermişti. 

 

YORUM YAZ

  • sibel haktansibel haktan2 gün önce
    iyi ki kurulmuş, zaten o topraklar yahudilerindi. Adamlar heryerden sürüldü. Yıllarca büyük zulüm yaşadı ama inatla amaçlarına ulaştılar. 8 milyon yahudi tüm dünyaya ve islam alemine kafa tutuyorsa bu islam aleminin ümmetçi gerizekalı örümcek zihniyetlerindendir.