THY - Ramazan

Ali Ulvi Kurucu’nun Ayasofya’sı

03 Şubat 2018 Cumartesi

Pek kimse tanımaz, sadece dertliler bilir, ama gönlümüzden bir Ali Ulvi Kurucu geçti. Şairdi, yazardı, mütefekkirdi; hepsinden daha önemlisi Peygamber âşığı sağlam ve şuurlu bir mü’mindi.

1922 yılında Konya’da başlayan dünya hayatı, 2002 yılının 03 Şubatında Medine-i Münevvere’de âhiret hayatına döndü. 

Tevafuk: Ayasofya da 01 Şubat 1935 tarihinde müze olarak resmen açılmıştı. 

“Ne alâka?” derseniz, rahmetli Ali Ulvi Kurucu’nun “Ayasofya şiiri”ni bir okuyun derim (tahsis edilen köşeye sığdırmak için bazı beyitleri, şairimizin ruhaniyetinden özür dileyerek, çıkartmak zorunda kaldım). Belki yüreğinizi sızlatır da, Ayasofya’nın neden hâlâ ibadete kapalı tutulduğunu, Fatih’in ve fetih ordusunun secde ettiği o mekâna niçin ayakkabılarla girildiğini, 481 sene secde edilen yere neden çamur bulaştırıldığını sorgularsınız…

•••

Ürperdi hayâlim, bu nasıl korkulu rüya;
Şaştım, neyi temsil ediyorsun. Ayasofya?..

Çöller gibi ıssız, ne hazin ülke muhitin,
Yâd el gibi, yurdunda garib olmalı mıydın?..

Bayram, Ramazan, Cum’a, mübârek gecelerde,
Avize değil, mum bile yanmaz mı içerde?..

Yâdında bin üçyüz senelik menkıbeler var,
Her menkıbe, hicrânına mâtem tutar, ağlar!

Târihimin ömründe, gönüller dolu güldün,
Çılgınca esen, bir acı rüzgârla döküldün!

Paslanmada altın yazılar, âh! O eserler…
Kabrinde kan ağlar, bunu gördükçe Kazasker.

Fâtihleri ağlatmada hâlin, Ulu Mâbed,
Yâdın, kanar imânlı gönüllerde müebbed!

Gamlı renklerle örülmüş, ne hâzin çerçevesin,
Bir yıkık türbe mi, virâne misin, yoksa nesin?

Bak, hayâlimdeki âlem, geliyor vecde yine,
Gözlerim daldı; sütunlarla ‘Fetih Âyeti’ne!..

Nerede: Yandıkça, Süreyyâlara dehşet vererek,
Coşan âvizelerinden yayılan binbir renk!..

Çan sesinden, seni kurtarmış ezanlar nerede; 

Hani bülbül gibi Kur’ân okuyanlar nerede?

Şimdi Cennet, sana sermez mi yeşil gölgesini;
Şimdi hûriler, işitmez mi ilâhî sesini?..

Nice bin hâtıra, gönlümde coşup canlanıyor,
O ne parlak görünüş, sanki hayâlim yanıyor!

Hangi eller, sana akşamları, zincir vuruyor;
Yüce feryâdını, kimler boğuyor, susturuyor?

Dehre meydan okuyan, koskoca tarih nerde?..
Ülkeler fetheden erler, yüce Fâtih nerde?

Çağıdır ağlamanın, ey Ulu Mâbed, ağla,
İntikam aldı Frenkler, seni ağlatmakla!..

Dostun ağlarken, o bir yanda da düşman gülsün,
Kanamıştır yeniden kalbi, hazin Endülüs’ün!..

Bu elim fâcia, billâhi, yürekler acısı,
Müslüman Türk’ün evet, şimdi bu en kanlı yası!..

Ey derin fâcia, manzumeye sen sığmazsın,
Tutuşup yanmada kalbim, seni târih yazsın!

***

Vefat yıldönümünde Ali Ulvi Ağabeye rahmet ve minnet… 

 

YORUM YAZ