Bu 19 Mayıs Başka

01 Kasım 2017 Çarşamba

Okullar açıldı ve her yerde yine aynı nakarat ve nutuklar atılmaya başlandı. Varsa yoksa Kamâl Atatürk, başka bir şey yok. Sanki bu koca milletin yetiştirdiği başka bir insan yok. Yahu ecdadımız Kılıç Arslan'lar kaç tane Haçlı ordusunu Anadolu'da dize getirip yok etti. Kimse neden bundan bahsetmez. Bu zaferlerin yüzde birine karşılık gelmediği halde Yunanlılara karşı zafer kazandı diye bir insan niçin bu kadar putlaştırılır anlamak çok zor.

Bunun sebebini biliyorum lakin apaçık yazamıyorum. Lakin "arif olan anlar" kabilinden bir yazı yazarak nasıl bir aldatmaca karşısında olduğumuzu dile getirmeye çalışacağım.

Genel bir kaidedir galibiyetler orduya ve millete verilir mağlubiyetler ise tedbirsizliği nedeniyle komutana ve yöneticiye fatura edilir. Çünkü başarıyı ne kadar çok kişi ile paylaşırsan küçülmez aksine büyür. Keza mağlubiyeti de bir şahsa yüklersen küçülür ve moral bozucu etkisi en aza iner.

Alman milleti savaşlardaki başarısızlıklarını Hitler’e fatura etmiştir, keza İtalyanlar Mussolini ’ye. Buna karşın Amerikalılar, İngiliz ve Fransızlar asla galibiyet şerefini Müttefik Ordular Komutanı olan General Eisenhower’a yani komutana vermez. Zaferi küçültmezler. “Bu şeref bütün müttefik halklarının ve askerlerinindir” diyerek başarılarını daha da pekiştirip büyütürler.

Gelin görün ki bizde bu durum tam tersine işler. Galibiyet ve başarı bir kişiye mağlubiyet ve başarısızlık ise orduya verilmiştir. İşin daha fenası savaşların gerçek yüzü çarpıtılarak  olduğundan çok farklı bir biçimde resmi tarih kitaplarına geçirilmiştir.

Resmi tarih kitaplarında M. Kamâl’e başarısızlık yakıştırılmaz. Bu nedenle Çanakkale’de meydana gelen büyük savaşın düğümleri çözülemiyor. Öylesine bir çarpıtma ve yalancılık var ki; evlere şenlik.

Açamıyorsan örteceksin” kuralına göre yalan ve düzmece bir tarih ile karşı karşıya kalıyoruz. farkındalık meydana getirmek gerekiyor. Aksi takdirde genç nesillere karşı günahımız çok büyüktür. Yarın hepimize "bizi aldattınız" diye hakaret edip mezarlarımıza tükürecekler. Hiç olmazsa bu tükürüklerin bir kısmını silmek için bu ve benzeri yazılara ihtiyaç var. Bakın Çanakkale'de tarihin önüne çıkan bir komutan nasıl işler başarmış. Ve bu yaptığı işler nasıl gizlenip örtülmüş. vicdanı yaralayacak kadar acıdır...

Avusturyalı tarihçi Robin Prior, “Bütün Çanakkale savaşında Türklerin yaşadığı en büyük felaket oldu 19 Mayıs Taarruzu.  30 veya 42 bin Türk askerinden 10 bini kaybedilmişti” demektedir. Peki, bu 19 Mayıs Taarruzunun komutanı kimdi acaba?

İşte tarihin bir huyu vardır ki gerçekler bir gün mutlaka ortaya çıkar. Genelkurmay’ın Çanakkale Tarihi (Cilt V, 3. Kitap) ve diğer kitaplarda olduğu üzere Yarbay M. Kamâl’in başında bulunduğu 19. Tümen Arıburnu cephesinde taarruza geçmiştir. General Celil Erikan “Komutan Atatürk” isimli kitabında M. Kemal’in komutanı olduğu 19. Tümen’de 89 subay ve 10877 er bulunduğunu 27. Ve 64. Alaylarında emrine verildiğini ifade eder.

Bu hatalı taarruz için resmi tarihçiler 1181 askerimizin şehit olduğu ifade etse de gerçek maalesef böyle değildir. Nigel Blundel isimli bir yazarın “Tarih Boyunca Dünyayı Sarsan Yanlışlar- Milliyet Yayınları) isimli kitabında şöyle demektedir:

“Çanakkale’nin en kanlı savaşı 18 Mayıs’ta Anzak Koyunda oldu. (Taarruzdan önce top atışı 18 Mayıs’ta başlamış taarruz ise 19 Mayıs’ta gerçekleşmişti) Yeni yeni birlikler getiren Türkler, şimdi ayakta duran 12000 Avusturyalı ve Yeni Zelandalının üç katı güce sahiptiler. Saat 1700’da o güne kadar görülen en büyük baraj atışı başladı. Askerler siperlere ve boy çukurlarına büzülmüş beklerken topçu ateşi gecenin geç saatlerine kadar sürdü. Sabah saat 3’te birliklerin saldırıya hazır olmaları emredildi… Ardından Türkler siperlerinden çıkıp Anzakların üzerlerine yürüdüler…  Türk komutanları saldırıya son verdiklerinde çoğunluğu Anzak siperlerine birkaç adım kala yaşamını yitirmiş 10 bin kayıp vermiş bulunuyorlardı.”

Şimdi Çanakkale’de vermiş olduğumuz 250 bin şehit ve yaralının sebebini daha iyi anlayabiliriz. Maalesef Çanakkale’de bazı komutanlarımız çok başarısız ve tedbirsiz idiler.

M. Kamal’ın savaş tarihindeki rolü elbette bu savaşla bitmiyor. Trablusgarp’ta İtalyanlara karşı mağlubiyet, Balkan savaşında Bulgarlara karşı Tekirdağ Çıkarması ve hezimeti, Çanakkale’de 57. Alay’ın tamamen şehit olması ve sadece M. Kamal’in sağ olarak kurtulması, Filistin’de El-Megiddo Savaşında (Armagedon Savaşı diye de bilinir) General Allenby’ye karşı Türk tarihinin en büyük bozgunu (bu savaştan sonra Mondros Ateşkes Anlaşması imzalanmış, 450 bin asker ve 1 milyon km kareden fazla toprak kaybedilmişti), İstiklal savaşında Çerkes Ethem’e arkadan saldırarak Yunanlıların Kütahya ve Eskişehir savaşlarını kazanarak cephede üstünlük kazanmaları yine M. Kamal’in komutanlığı esnasında olmuştu.

Bakalım resmi tarih daha ne kadar gerçekleri örtmeye çalışacak. Kahramanların hain ilan edildiği ve kurnazların uyanıklık edip üste çıkmalarına daha ne kadar seyirci kalacağız. Bilimin namusunu kurtarmak bu kadar zor mudur? Merakla gerçekleri korkusuzca haykıran tarihçileri bekliyorum. İnşallah ölmeden görebilirim. Yoksa gözüm açık kalmış olacaktır.

Herşey ne ise de hiç olmaz ise PİSA rezaleti sonucunda ayıbımızın ortaya çıktığı şu faşist eğitim sistemine bir çare aramak ve tek adam diktatörlüğünün dayatıldığı öğretime ne zaman son verebiliriz. Öncelikle bunu tartışmalıyız, vesselam…

  • Hakkı SevenHakkı Seven16 gün önce
    Muhteşem tespitler