Asrın Projesiyle Kilit Çözülüyor...

02 Kasım 2017 Perşembe

Bakü ,Tiflis, Kars Demiryolu Neyin Simgesi

Yollar  insanları birbirlerine kavuşturur. Toplumları kaynaştırır.Ekonomikleri canlı tutar ve dünyanın tarihini değiştirir. İlk çağlardan bu yana yol ve güzergahları mücadelenin merkezi olmuştur. Doğudan Batıya giden en eski ve uzunu hiç şüphesiz  ipek ve baharat yollarıdır. Çin’den başlayan ipek yolu ile Hindistan merkezli Baharat yolu da Doğu Akdeniz’de son  bulmuştu. Çin’in ürettiği mallar asırlarca Avrupa ya kervanlarla  taşınmıştı. Bu yolun güvenliği ilk çağlarda Göktürkler yapmıştı.Yolların bittiği mekanlar yüzyıllarca Osmanlı devletinin kontrolünde kalmıştı.

İngilizler Rotayı Değiştirdi

Coğrafi keşifler sonucunda dünyanın denklemi değişti. Dünyanın ticari dengesini bozan olay hiç şüphesiz İpek ve Baharat yolunun karadan denize kaymasıydı. Güzergah denize kayınca kara yolları sanki suyu kurumuş nehirlere döndü. Kervanlarla şenlenen kültür ve ticaret merkezleri Semerkant, Bakü, Tebriz Erzurum, Beyrut, İstanbul hepsi tarihi süreçte kurumaya başladı. Onların yerini Liverpool, Hamburg, Bombay, Amsterdam aldı. Bu süreci önceden kestiren Sokullu Mehmet paşa Don-Volga  projesiyle orta koridoru yeniden canlandırma hamlesine girişti. Piri Reis‘in Avrupa’nın denizdeki ring hattını kesme teşebbüsleri sonuçsuz kaldı. Önce,Portekiz ve Hollandalılar  sonra İngilizler karadan giden İpek yolunu etkisiz hale getirmek için güzergahı terörize ettiler. Aynı tarihlerde de Afrika sahillerinden Hint kıyılarına oradan Malaka boğazına kadar bütün stratejik noktalarda İngilizler kolonilerini kurdular.Bu süreçte deniz taşımacılığında oyun kurucu oldular. 18.yy. dan günümüze kadar dünyadaki mal taşımacılığına baktığımızda ürünlerin yüzde 80 denizden taşınmaktadır.Güzergah hala üreten Çin’den tüketen batıya doğru akmaktadır.İngiltere sonrası Anglosakson kafasını taşıyan ABD şu anda bu deniz hattının hakimiyetini elinde tutmaktadır.

Çin’in Alternatif Arayışlarına  Cevap İpek Demiryolu

Geçmişten bugüne kadar hep Çin üretmiş batı tüketmiştir. Günümüzde de değişen bir şey yoktur. Bu denklemde Çin dünyanın en büyük ekonomik gücü olurken rakibi olan ABD ye karşı mücadele de iki zayıf noktası ortaya çıktı.

1. Ürettiği malların yüzde 90 yakınını deniz yoluyla satmaktadır.

2. Hammaddesinde yüzde 80 deniz yolundan almaktadır.

3. Enerjinin çoğunluğunu Körfezden ve  deniz yolundan sağlamaktadır.

Bütün bu güzergahların askeri hakimi ABD'dir.  Çin  zayıf noktalarını bu yüzyıl içinde bertaraf edemezse rekabette dezavantajlı duruma düşecektir.  Bunun farkında olan Çin son 10 yıldır alternatif güzergah arayışlarına başladı. Enerjide Hazardaki petrol ve doğal gazın bir numaralı müşterisi haline geldi. Benzer durum taşımacılıkta görüldü. Kazakistan, Rusya ve Almanya hattıyla demir ipek yolu projesini hayata geçirdi.Bu güzergah Stalin zamanında kurulan trans Avrasya hattını omurgasına bina edildi. Hattın en büyük problemi ise  +40 ,-40 derecelik hava farkı demiryolu taşımacılığını tartışılır hale getirdi.Bu güzergaha karşılık yeni hatlar arayışı sadece  Çin değil Güney Kore ve Japonya’da dahil oldu. Nitekim bunun farkında olan ABD Afganistan sorunu hep   canlı  tutuyor. Amaç,istikrarsız Afganistan’ın  Orta kuşağın aktif kullanılmasına engellemektir. Başka bir ifade ile Çin’i deniz hattına muhtaç etmektir.

 

Yeni Güzergah Orta Kuşağın Kilidi; Bakü,Tiflis,Kars Hattı

Tüm bu hamlelere karşılık tarihi İpek yolunun işlemesinde   kilit ülke Özbekistan’dır. Afganistan’ın bypasslamasıyla  Kırgızistan, Kazakistan, Özbekistan, Azerbaycan Gürcistan ve Türkiye yoluyla Avrupa’ya ulaşan Demir İpek  yolu bu hafta açıldı. Kısaca Pekin Londra’ya  12-15 günde  bağlandı.ilk etap da 1 milyon yolcu, 6.5 milyon yük,  orta vade de 3 milyon yolcu 17 milyon yük, nihayetinde ise Çin’in 240 milyon yük kapasitesini yüzde 10'nu taşımayı amaçlayan “orta kuşak” tarihin yeniden yazılmasını sağlayacaktır.Kuruyan şehirler yeniden hayat bulacaktır. Bu  aktifleşmesiyle paranın akışı değişecektir.Bununla beraber artık  karşımıza Bakü, İstanbul, Taşkent, Semerkant, Astana, Bişkek borsaları duymaya başlayacağız. Avrasya ekonomik alanı ortaya çıkacaktır.

Neden Asrın Projesi

Bu ifade bazılarına  çok cüretkâr gelebilir. Ama bir de şöyle düşünelim. Pekin’den saatte 400-500 km hızla kalkan hızlı yolcu ve yük trenleri Bakü, Tiflis, Kars güzergahında Marmaray’ı kullanarak Londra ve Hamburg’a  7 gün varacaklardır.  Ortaya çıkacak ekonomik, siyasi ve askeri denklemin sonuçları ne olur.Ki deniz ise bu süre en hızlı gemilerle 45 gündür. Bu hayal değildir. Çinliler bunu 10 yıldır hayal etmekten ziyade  uygulama geçtiler. Açılan Bakü, Kars hattı  güzergâhın kilit taşıdır. Çin enerjisini de Hazar’dan alma başladı. Bu yeni durum İngiliz- ABD deniz hakimiyetinin ilerde kaybolmasına neden olacaktır. Dünya ticaret ve siyasi tarihi yeniden yazılacaktır. Bakü, Dubai’nin yerini İstanbul dünyanın kesişme noktası olacaktır. 15.-16. yy dünyasına geri dönülecektir.Tüm bu perspektiflerden baktığımızda; sayın Cumhurbaşkanımız Erdoğan’la Azerbaycan Başkanı Aliyev, Özbek, Kazak Başbakanlarıyla Gürcistan devlet başkanın katılımıyla ilk seferi başlayan Bakü, Tiflis, Kars demiryolu başka bir ifade ile  “Orta kuşak” tarihi yeniden yazmaya başladı. Bu sebeple İpek demiryolu hızlı tren hattı, hayalde gerçeğe dönüşmesiyle Asrın Projesi olarak anılmayı hak etmiştir.

Riskler artı

Sonuçta deniz taşımacılığı ilerleyen yıllarda kademeli olarak hızlı demiryolu karşısında giderek zayıflayacaktır. Bununla birlikte deniz taşımacılığını kontrol eden ABD ile İngiliz sigorta şirketleri güzergahı güvensizleştirmek için taşeron örgütleri kullanarak  bölgede kaoslar çıkaracaklardır. Demir yolu hattının güvensizliği üzerine çalışmalar yapacaktır. Bundan dolayı güzergahın güvenliği için  bir an önce bölge ülkelerinin dahil olacağı uluslararası bir askeri  oluşturulmalıdır. Türkiye bu gündeme getirmelidir. Ayrıca bu hattın hızlı işlemesi içinde mevcut ülkelerdeki gümrük hizmetlerinin hızlı ve tekelden yönetilmesi sağlanmalıdır. Hazar’daki Alat, Türkmenbaşı ve Aktao limanlarıyla Marmaray ve  Yavuz Selim köprülerinin uyumu bir an önce yapılmalıdır.

Unutmayalım,tarih yeniden yazılırken Türkiye adım adım hak ettiği yere gitmektedir.