Dinleriniparçalayıp bozanlar!

01 Aralık 2017 Cuma

“Dinlerini parça parça edip gruplara ayrılanlar var ya, senin onlarla hiçbir ilişkin yoktur. Onların işi ancak Allah’a kalmıştır. Sonra Allah onlara yaptıklarını bildirecektir.”(1)

Bu ilahi ikazla ilgili zikredilen bir hadis-i şerifte; 

“Resulullah (s.a.) şöyle buyurdu: 

Yahudiler yetmiş bir gruba ayrıldı, birinden başka hepsi cehennemdedir. Benim ümmetim de yetmiş üç gruba ayrılacaktır, birinden başka hepsi cehennemdedir.

- O kurtuluşa eren grup kimdir ya Resulallah, sorusuna cevaben:

- Onlar benim ve ashabımın gittiği yoldan gidenlerdir, dedi.”(2)

Evet, “Dinlerini parça parça edip gruplara ayrılanlar” ve bunlar gibi olma tehlikesi tüm dönemlerde bütün mü’minlerin önündeki en büyük tehlikelerden biridir. Bunun iyice kavranabilmesi için öncelikle şu sorunun cevabı bulunmalıdır. Gerek geçmiş ve gerekse gelecek ümmetler için hangi tür düşünce ve tutumlardır ki bunlar adeta kişilerin dinlerini parçalayan birer dinamite dönüşmüştür? Bunun cevabını şöyle özetleyebiliriz:

Dine “orijinate” adına eklemelerde bulunulması;

tutkuların tatmini adına dinde değişiklikler yapılması;

aşırı saygı adına dine değişik şeyler katılması;

kişisel vehim, düşünce ve felsefelerin dine karıştırılarak itikâdî özünün bozulması;

kendi uydurdukları uygulama ve kanunları dinin aslındanmış gibi ona yamamaya kalkışmaları;

kılı kırk yarma kabilinden bazı ayrıntıları haddinden fazla büyüterek ana kuralları bulandırmaları;

dinin önemli esas ve uygulamalarını adeta önemsizmiş gibi gösterip detay konumundaki bazı hususlara da abartılı bir şekilde olmazsa olmaz havası estirmeleri; 

böylece ifrat (aşırılık) ve tefrite (ihmalkarlık) dalarak sayısız din ve mezhep türetip insanları birbirine düşman haline dönüştürmeleri. (3)

Haliyle işte bu tip parçalanmalar dinin bozulmasını da beraberinde getirmektedir.

Ki “..bu bozulma, insanlar kendi icad ettikleri inançları fıtrî gerçeklere kattıkları, farklı fırkalar oluşturdukları ve her biri kendi fırkasının savunduğu şeye bağlandığı ve asıl hayat tarzından (dinden) uzaklaştığı için ortaya çıkmıştır. 

Şimdi, hidayete ulaşmanın tek yolu hak dinin temeli olan asıl gerçeğe dönmek ve daha sonra icad edilen fırkalardan, onların taraftarlarından ve yaptıkları tahriflerden sakınmaktır.” (4)

Zira Yüce Rabbimiz Rum Suresinin 31 ve 32. ayetlerinde de bununla ilgili olarak bizlere şu ikazda bulunmuştur:

“Hepiniz O’na yönelerek O’na karşı gelmekten sakının, namazı kılın; müşriklerden olmayın. Dinlerini parçalayan ve bölük bölük olanlardan (olmayın. Bunlardan) her fırka, kendilerinde olan ile böbürlenmektedir”. 

Bu ifadeler; “..dini ve fıtratın gereklerini olduğu gibi kabullenmedikleri için onu bölen ve bu sebeple fırkalara ayrılanların da bir tür şirk içine düştüklerini göstermektedir.

 Bu tutumun şirk olarak nitelenmesi, söz konusu kişilerin kendi iradelerini ve kişisel arzularını ilâhî irade ve bildirime eşdeğer görüp dine ve fıtrata kısmen uymaları ve işlerine gelmeyen kısmında başlarına buyruk olmayı tercih etmeleri, üstelik kendi isteklerine taassup göstererek bağlandıkları için onları din mertebesine çıkarmalarıdır; böylece bu kimseler, şirkin hatıra ilk gelen mânasına yaklaşmakta yani başka varlıkları Allah’a ortak koşma kapsamına girmiş olmaktadırlar.” (5)

Bu ayetlerin “..müslümanlara yönelik önemli bir uyarı taşıdığı açıktır. Tabiî ki bu, dinin sağlıklı biçimde anlaşılması için çaba harcamayı ifade eden içtihadın ve ictihad farklılıklarının kınanması anlamına gelmez; zira bu çerçevedeki faaliyet bizzat Resûlullah tarafından övülmüş ve teşvik edilmiştir.”(6)

Söz konusu ilâhî mesajlar “..dinde birlik ve beraberliğin önemini vurgulamakta, bu hususta ayrılığa düşenlerin Hz. Muhammed’den de uzaklaşmış olacakları uyarısında bulunmaktadır.”(7)

“Başka bir deyişle bu [ayetler], insanların, karşılıklı olarak yalnız kendilerinin Kur’an öğretisinin ‘tek gerçek temsilcileri’ oldukları şeklindeki hoşgörüsüz iddialarından doğan bütün gruplaşmaların kınanmasını ifade eder.

 Nitekim, [En’am suresinin 159.ayetinin].. anlamı hakkındaki bir soruya Hz. Peygamber’in Ashâbı’ndan Ebû Hureyre’nin şu cevabı verdiği rivayet edilir: 

‘Bu ayet, [bizim] bu toplumumuzla ilgili olarak nazil olmuştur’ (Taberî)” (8).

O halde şuurlu mü’minlere düşen gruplaşarak dini parçalayıp bozmak değil, birliktelik içinde dini yaşamanın yollarını ve çarelerini aramak olmalıdır.. 

...

1- Enam:159

2- Diyanet Vakfı Meali, s.149.

3- Bk. Mevdudi, Tefhimu’l- Kur’an, c.1, s.618.

4- A.e. c.4, s.303.   

5-Prof. Dr. Hayreddin Karaman ve Diğerleri, Kur’an Yolu Türkçe Meal ve Tefsir,  c.4, s.291

6-A.e. 

7-A.e. c.2, s.388 

8-Muhammed Esed, Kur’an Mesajı, c.1, s.266, Enam- 159 tefsiri.

 

  • EbubekirEbubekir1 ay önce
    Tek yol Kuran.i Kerim dir ...cemaatler tarikatlar...mezhepler.....seyhler sıh lar hocalar hacılar .isi fitratindan cıkarıyor