Yerli para

02 Ocak 2017 Pazartesi

-Yerli paranın çıkması için yapılacak işler- 

“Yerli paraya geçerek oyunlarını bozacağız.” Recep Tayyip Erdoğan

Muhterem Cumhurbaşkanımız Sermaye ile savaşa girişmiştir. Er geç Sermaye yenilecek ve teslim olacaktır. Hepimiz bu savaşa katılmak durumundayız. Savaşa oyla katılabilirsiniz. Savaşa cihatla katılabilirsiniz. Savaşa dolarla katılabilirsiniz. Savaşa ilimle katılabilirsiniz. İlk bakışta sanırsınız ki ilmin bu savaşta bir rolü yoktur. 

Oysa savaşı kazandıracak iki silaha ihtiyaç vardır; biri ilim, diğeri de cesaret

General astsubaya emir veriyor; vur ve öl! Vuruyor ve ölüyor; ama ülke kurtuluyor. 

Yerli paraya ancak ölmeyi göze alan bir bilen geçebilir. Merkez Bankası Başkanı olacak, bilecek, ölmeyi göze alacak; ancak ondan sonra yerli paraya geçilebilir. 

Bunun dışında gösterilecek çabalar sonuç vermez.

Muhterem Cumhurbaşkanımız eğer gerçekten Türk parasına geçmek istiyorsa ilme kulak vermelidir. Söylediklerime itiraz edecek bir ilim adamı varsa, getirsin; tartışalım. Ama onu yapacak birini bulamazlar. 

Önce T.C. Merkez Bankası anayasal kuruluş değildir, Anayasa’da adı geçmiyor. Kooperatifler anayasal kuruluşlardır ama Merkez Bankası değildir. Sermaye’nin onu kendi emrine almak için bağımsızlığını uydurmuş, devletimiz de kemali teslimiyetle itaat etmektedir.

Türk Lirası’na geçmek, üçüncü cihan savaşını kazanmak kadar zor ve önemlidir. Buna ancak bir asker geçebilir. Önce bu konunun incelenmesi ve geçme projesinin planının yapılması işini Harp Akademisi’ne havale edeceksiniz. Cumhurbaşkanı olarak,  Genelkurmay Başkanı’na resmen emir vereceksiniz; Akademi ekonomi taarruz planını hazırlasın. 

“Akademi, araştırmasında, Devlet Planlama Teşkilatı’ndan (DPT) ve üniversitelerden yararlanabileceği gibi Akevler çalışmasından da yararlanabilir” diyeceksiniz. Harp Akademisi projeyi hazırlayıp size getirecektir. Siz, -Kenan Evren’in yaptığı gibi- son şeklini vereceksiniz. Bu planın devletçe benimsenmesi hususu kanunlaştırılmalıdır. Hükümete talimat verecek, kanun teklifi Meclis’e sevk edilecek ve kanunlaşacaktır. Anayasaya gerek yoktur, çünkü Merkez Bankası anayasal kuruluş değildir, kanun yeterlidir. Bu kanunda Merkez Bankası Genel Müdürü’nü atama yetkisi doğrudan Cumhurbaşkanı’na verilmelidir. Meclis onaylamalıdır. Cumhurbaşkanı yeni müdür atayabilmelidir. Cumhurbaşkanı, Merkez Bankası Genel Müdürlüğü’ne, yeni paraya geçme planını hazırlayan korgenerallerden birini atamalıdır. Planı o uygulamalıdır; ölmeyi göze alarak uygulamalıdır. Cumhurbaşkanı da en az asker kadar cesur olmalıdır. Bunun için Erdoğan’dan sonra asker cumhurbaşkanı şartı getirilmelidir. Bu Erdoğan’ın orada kalmasını sağlar. Sermaye askere onu tercih eder.

Yerli paranın çıkması için yapılacak işler aslında Akevlerce bilinmektedir. Bunu bir askerin anlaması ve benimsemesi gerekmektedir. 1)  İstanbul’da bir Kuyumcular Kooperatifi kurulur ve her kuyumcu Altın Bono’sunu tanzim ederek altını alır. Sonra her getirene kârsız olarak Altın Bono’suna karşılık altını öder. Bununla yükümlüdür. Buna Kooperatif kefildir. Kooperatife de Merkez Bankası kefildir. 2) Merkez Bankası bankalar aracılığı ile Altın Bono’sunu alıp satar; kârsız alıp satar. Tüm arz ve talep karşılanır. Böylece Merkez Bankası TL’yi istediği gibi ihraç edebilir ama altın karşılığı değerini her gün belirleme durumunda kalır. 3) Devlet peşin ödemeleri ve tahsilatı TL üzerinden yapar, altın dışında döviz para kabul etmez ve tediye etmez. Böylece Türk Lirası ülke içinde en değerli para hâline gelir. TL üzerinde ekonomik sistem faizli kaldığı halde, TL faizden kurtarılmış olur. Enflasyon olur ama günlük miktarı kesin olarak bilinir. 4) Devlet tüm borç ve alacaklarını TL üzerinden değil, Altın Bono’sunun değeri üzerinden öder ve tahsil eder. Yani ödeme TL üzerinden, borçlanma ise altın üzerinden olur. Böylece tüm akitler ve projeler altın değeri üzerinden yapılacağından Türk Lirası hâkim hâle gelir.

Bu söylediklerimi bir sivil Genel Müdür yapamaz. Çünkü o Batı’nın sömürülme kafası ile yetişmiştir. Bu söylenenleri anlayamaz. Muhterem Erdoğan çağırsın ve bu önerim hakkında fikrini sorsun; (Merkez Bankası’nın) anlayıp anlamadığını anlar.

Bu, yollarda beraber yürüdüğünüz yaşlı arkadaşınızın aklı ve teklifidir; değerlendirebilirsiniz. Tabii, size kadar gelirse. Bunu size kadar getirecek bir dostunuz da kalmamışsa, benim söyleyeceğim bir sözüm yoktur.

Not: “ELÇİ CİNAYETİ” makalemi de tavsiye ederim; http://www.akevler.org/AkevlerMakaleler/7133/SonEk/0/Suleyman-Karagulle/Elci-Cinayeti

 

  • İhsan Hocaİhsan Hoca3 ay önce
    Şubat 2017’de Sayın Cumhurbaşkanımıza arz ettiğim aşağıdaki yazıyı dikkate alarak binlerce mağdur Yardımcı Doçente yardımcı olmanızı istirham eder, saygılar sunarım. A-)7 Şubat 2017’de Sayın Cumhurbaşkanımıza arz ettiğim bir yazıyı sizlere sunmak istiyorum: “…Sayın Cumhurbaşkanım; Size, ‘Yardımcı Doçent’ Kadrosunda çalışan binlerce Öğretim Üyesi adına bir mağduriyetimizi arz etmek istiyorum: Emsallerimizin, ölünceye kadar atama işleminin dışında kullanmadıkları, bir ömürde bir defa, bir biçimde, Yabancı Dil Sınavı’ndan aldıkları 65 Puanını gösteren belgeyi alamadığımız için, yıllardır bulunmamız gereken Profesörlük kadrosuna bir türlü geçemedik. Emsallerimizin makaleleri varsa, bizim de var; emsallerimizin kitapları varsa bizim de var; emsallerimizin ‘Bilim Doktoru’ diploması varsa, bizim de var; emsallerimizin 20-30 yıllık üniversite hocalığı hizmeti varsa, bizim de var; ama emsallerimiz Profesör, biz Yardımcı Doçent kadrosundayız ve binlerce Yardımcı Doçent olarak 50 yaşımızı geride bırakmış olarak emekli olmak üzereyiz. Binlerce Yardımcı Doçentin anılan mağduriyetini, sizlerin yardımına ve takdirlerine saygıyla arz ediyorum. 07.02.2017…”B-)Yardımcı Doçentlik Kadrosunun Kaldırılması İle İlgili Öneriler: Yardımcı Doçentlik kadrosunda 5 yıl çalışmış olanlar Doçent yapılmalıdır. Yardımcı Doçentlik kadrosunda 5 yıl çalışmış olma süresi de dâhil en az 20 yıl öğretim elemanı olarak üniversitede çalışıp derse girmiş ve yaşı 50’yi geçmiş olan Yardımcı Doçentler de Profesör yapılmalıdır.