OHAL; eksik karar!

15 Ağustos 2016 Pazartesi

Canlılarda türden türe evrim vardır. Aynı türde evrim yoktur. İnsan yaratıldıktan sonra yeni tür ortaya çıkmamaktadır ve bugün canlılardaki evrim durmuştur. İnsanda da kişi olarak evrim yoktur. Hazreti Âdem hangi genleri taşıyorsa, kaç kromozomu varsa, biz de aynı genleri taşıyoruz ve kromozomu 23 çifttir.

Ne var ki insanlarda sosyal evrim başlamıştır. Buna “uygarlık” diyoruz. İnsanlar ayrı ayrı topluluklar hâlinde ve tüm insanlık bir arada uygarlaşmaktadır. Uygarlaşma da hamleler hâlindedir. Bin senede bir yeni uygarlık gelir. Uygarlaşma demek “yeni düzen”in gelmesi demektir; hukukta ve teknikte durmadan yeniliklerin olmasıdır. Zamanla topluluklarda sorunlar çıkar ve o sorunları çözmek için insanlar “yeni çözümler” üretirler, bu sayede de insanlığın ihtiyacı olan “uygarlaşma” meydana gelir. 

Anayasamızda “savaş, seferberlik, sıkıyönetim ve olağanüstü haller” zikredilmiştir ve Türkiye’de de yıllarca uygulanmıştır. Bugünün sorunları bir tarafa, o günün sorunları bile henüz çözülememiş ve ortadan kaldırılamamıştır. Yeniden Olağanüstü Hal (OHAL) ile bir şey halledemezsiniz. O kanunların yapıldığı tarihlerdeki sorunlar ile bugünkü sorunlar tamamen farklıdır. Türkiye’de sorunları daima askerler çözmüşlerdir. Bugün Türkiye’de iki sorun çözülmüştür; PKK ve Ordu’nun bölünmesi sorunu fiilen çözülmüştür... 

Bir istihbaratçının yazılarını okursan, Türkiye’de 15 Temmuz Darbesini MİT önlemiştir. Devlet Başkanı diyor ki; beni kimse haberdar etmedi, bir yakınım haberdar etti! 

OLAĞANÜSTÜ HAL (OHAL) demek, bürokratların halkı disipline etmesi demektir. Oysa 15 Temmuz Darbesini yani bürokratların oluşturduğu ayaklanmayı halk bastırmıştır; valiler değil, emniyet müdürleri değil, komutanlar değil. Erler (Mehmetçik) ve sivil halk el ele vermiş ve Birinci Ordu Komutanı’nın da katılması ile sorun çözülmüştür. Darbeci komutanların emirlerini dinlemeyen alt komuta ve erler (Mehmetçik) halk ile bir olup Türkiye’yi, belki de dünyayı kurtarmışlardır.

Sorun alt kademede ve sıradan bürokratlarda değildir. Sorun üst kademe komuta ile üst kademe bürokratlardadır. OLAĞANÜSTÜ HAL (OHAL) yetkileri bunlara veriliyor, birbirleriyle çekişsinler diye! Oysa… 

YAPILMASI GEREKENLER 

NELERDİR?

Türk Ordusu ve halkı el ele vererek iç savaşı sona erdirmiştir. PKK etkisiz hâle getirilmiş ve yarım asırlık ülkeyi iç savaşa sürükleme planı iki saatte sona erdirilmiştir. Zafer Türk halkının ve ordunundur. Türk halkını siyasi partiler temsil eder. Orduyu da yüksek kademe heyeti oluşturur. Bazı komutanlar devre dışı edileceklerdir ama bunu siviller değil askerler yapacaklardır. Cumhurbaşkanı Genelkurmay Başkanı’na güvenmeli ve onu yetkilendirmelidir. 

Savaştan sonra masaya oturulur, galip olanların talepleri üzerine barış imzalanır. PKK mağlup olduğunu kabul etmeli ve mağlup olarak barış masasına oturmalıdır. Darbeci kadro da mağlup olduğunu kabul etmeli ve masaya mağlup olarak oturmalıdır. Ama artık barış masasını kurmalıyız. İç Lozan’ı gerçekleştirmeliyiz. Bu aslında II. Lozan olacaktır.

AKEVLER’İN DÜNYA GÖRÜŞÜ VARDIR. YARIM ASIRDIR TÜRK SİYASETİNE ETKİ ETMEKTEDİR. BUNLAR ŞUNLARDIR:

a) Birinci Prensip: Kişiler suçlu değildir. Düzenin bozuk olmasından dolayı kötülükler olmaktadır. Düzeni değiştirmeliyiz. Düzeni değiştirmeden önce de, bozuk/zalim düzende zulmetmiş olsa da, devletimizi güçlü tutmalıyız. 

b) Akevler’in ikinci prensibi ise; sivillerin silahlı çatışmaya girmesi veya silahlı güçlere müdahale etmesi yanlıştır. Güvenliği silahlı güç yani ordu halleder. Dolayısıyla hiçbir anarşik ve illegal hareketi Akevler desteklememiştir.

c) Akevler’e göre vatandaşların birbirlerini bizden-sizden diyerek ayırması yanlıştır. Hayırda yarışırız. Gruplar olarak tartışırız ama her zaman dost kalırız. Diyaloğu ve işbirliğini hiçbir zaman koparmayız. İyilikte yardımlaşırız. Kötülüğe karşı biz savaşmayız, bunu yönetime ve orduya bırakırız.

d) AKEVLER ŞİMDİ ŞU GÖRÜŞTEDİR. Savaşı kaybeden taraf savaşı kaybetmiş olarak, Ordu Temsilcileri ve Siyasi Parti Başkanları savaşı kazanmış olarak artık BARIŞ MASASINA oturmalı, savaştan vazgeçmelidirler. Savaşı kazananlar da aşırı isteklerde bulunmamalıdırlar.

AKEVLER SİZLERİ BARIŞA DAVET EDER... 

BARIŞ demek, ÇÖZÜMLER üretmek demektir, bozuk düzenin düzelmesi demektir. Akevler’in bu konuda yarım asırlık uygulamalı çalışması vardır. Bizi dinleyin. Bizi dinlerseniz, bütün sorunlarınızı siz çözmüş olacaksınız. 

Akevler Ak Parti’ye devamlı destek olmak istemiş, hep dışlanmıştır! Akevler dışlanmıyor. Akevler’in kendisi bir şey söylemiyor; 

ANLADIĞI KADARI İLE KUR’AN’I SİZE AKTARIYOR... 

Maalesef, Akevler’den başka yeryüzünde “KUR’AN DÜZENİ” ile ilgilenen yok! 1000 sene önceki içtihatlarla bir yere varamazsınız... Bu söylenenlere kulak vermelisiniz...

 

  • süleyman Karagüllesüleyman Karagülle1 yıl önce
    Akevler50 yıldır III. bin yıl, kinci kuran uygarlığı için çalışmamaktadır.Belki 50 bin sayfadan fazla yayını vardır. Akevler org da yarısını bulabilirsiniz.
  • A.meralA.meral1 yıl önce
    Yapilan ictihatlaryanlissa kutsallastirilmasina gerek yok!önce ayiklanma olmali,lakin segili yazar sözden öte gittigi yok!
  • Süleyman KaragülleSüleyman Karagülle1 yıl önce
    Devlet her söze kulak verecek, en iyisineuyacak.Akevler kendiliğinden söylemiyor, Kurandan anladığını aktarıyor. Söyleyene değil söylenene cevap vermelisin. Çok bilen. Ben vatandaşım her vatandaşın söz hakkı vardır
  • umranumran1 yıl önce
    akevler de nedir,hukumetimizin akli yetmiyor mu da akevler her neyse ondan akil danissin ha zaten ak parti hep dislamisti degil mi.
  • Süleyman KaragülleSüleyman Karagülle1 yıl önce
    Kartal. Yer ine de yazıyı tekrar oku. Devenin zekatı ile devleti yönete bilir misin. Reform yapmıyoruz. Allah'a yenden kulak verip günümüzün sorunlarını çözüyoruz.
  • KartalKartal1 yıl önce
    Sayın yazar bu alevler nereden çıktı. Yazının sonunda dilinin altındaki baklayı çıkarmışsın. Bin sene önceki içtihatların hangisine uydunda sana uygun gelmedi. Yoksa sende dinde reform mu diyorsun gerçek niyetini ortaya koy.