“Seni Başkan Yaptırmayacağız Erdoğan”

28 Ekim 2017 Cumartesi

Bu cümle hepimizin malumu. HDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’a ait. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın önünü kesmek, Erdoğan karşıtlarını bir potada toplamak için sarf edilmişti. Bu slogan yedi haziran seçimleri öncesinde oldukça etkili olmuştu. HDP barajı aşarken AK Parti koalisyon kuracak bir vekil sayısına ulaşabilmişti. Demirtaş ve ekibi Erdoğan’ın iç barış, kardeşlik için ortaya koyduğu açılım ve kardeşlik sürecini boşa çıkaran bir duruş ortaya koydular. Kürt sorununu, terör sorununun çözümü için risk alan Erdoğan’a ihanet ettiler. Diyarbakır’da, Cizre’de her yere hendek kazdılar. Barış ortamını mayın döşemek için kullandılar.

Bu çizgi; anlaşılan devam ediyor. Demirtaş’a “seni başkan yaptırmayacağız” dedirten üst akıl şimdi yine devreye girmiş durumda. İYİ Parti adlı yeni bir partimiz oldu. Bu partinin en temel görevi Erdoğan’ı başkan yaptırtmamak. Onlar da biliyor ki iktidara gelmeleri mümkün değil. Yüzde kaç oy alırlarsa alsınlar, alacakları oy Erdoğan’ı başkan yaptırmayabilir. Bu proje daha önce tutmuştu. Bu hesabı yapanlar bu işte usta anlaşılan.

Ha bu arada HDP ve İYİ Partinin söylem benzerliği tesadüf değil. Türkiye’nin Kızıl Soros’u olarak bilinen Osman Kavala’nın bu projelerin fikir babası olduğu belirtiliyor. Demirtaş’a “seni başkan yaptırmayacağız” dedirten Kavala ve ekibi, İYİ Parti’ye de “seni başkan yaptırmayacağız” söylemini tekrarlatıyor olmalı. Başta Gezi olayları olmak üzere ülkemizdeki sokak hareketlerinin arkasında Kızıl Soros’un olduğu bir gerçek. Doğru mu bilmem Meral Akşener’in Osman Kavala ile akraba olduğu söyleniyor.

Buradan şunu belirtelim. Siyaset halkla yapılıyor. Kızıl Soros, Demirtaş ya da Akşener; Erdoğan’ı başkan yaptırmak istemeyebilir. Ancak buna güçleri yetmez. Millet ne derse o olur. Bir takım projelerle, kaos arayışlarıyla, uluslararası kuşatmalarla Erdoğan’ın başkanlığı engellenemez. Bu arkadaşlara tavsiyem halka gitmeleridir. Türkiye’yi kuşatan çevrelerin proje aparatı olmalarını tavsiye etmem.


Bu arada yeri gelmişken belirteyim, AK Parti çevrelerinde sayıları azda olsa, Akşener’i istiskal etme, partisi ile alay etme, hor görme dili mevcut. Bu dil Akşener’i küçültmez tam aksi büyütür. Üç tane trolün, üç gazetecinin kullandığı dil ile bir yere varmak mümkün değildir. Nihayetinde karar verecek olan millettir. Bir parti halkta karşılığı varsa yaşar. Eğer halkta karşılığı yoksa yaşayamaz.

Ben Akşener ve partisini eleştirirken seviyeli ve nitelikli eleştirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Ve hatta görmezden gelmek bile bir yöntemdir. Akşener’e ilişkin en temel eleştirim şu. İYİ Partiyle ülkemizi yine ABD’nin ileri karakolu haline getirmek istiyorlar. Akşenerli bir Türkiye demek, şortlu medya patronlarının hükümet kurması, hükümeti yıkması demektir. Mandacı, batıcı, ithal ikameci bir dönemin gelmesi demektir. AB ülkelerinin vekillerinin ikide bir ülkemizi denetlemeleri demektir. IMF kapılarında para dilenmek anlamına gelir. Akşener ve hareketi Türkiye’nin milli kazanımlarından vazgeçilmesi demektir.

Erdoğan “milli sanayi, milli üretim” diyor. “Ağır sanayi” diyor. “Adil bir düzen” diyor. “Dünya beşten büyüktür” diyor. “Ümmet” diyor. 

Kendi silahını, tankını, deniz altısını üreten bir Türkiye var. Akşener ve ekibi küresel bir projenin aparatı gibi duruyor. Ha nihayetinde parti kurmak demokratik bir haktır. Millet destek verirse kimse bir şey diyemez. Biz milletle siyaset yapan bir milletiz. Milletin üstünde hiçbir güç yoktur. Ancak İYİ Parti’nin tek amacının seçim kazanmak olmadığını, Erdoğan’a başkanlık yolunu kapatmak olduğunu da bilelim. 

 

  • İhsan Hocaİhsan Hoca19 gün önce
    Uğradığımız zulmü durdurmaya katkı sunma davetidir bu: Akademisyenlikte önemli olan Doktora yapmaktır. Doktora yapma sürecinde yeterlilik dil puanı 55’tir. Bizim yabancı dilden 55 puanımız olduğu halde, 65 puanına ulaşamadığımız için mağdur edildik. YÖK sözlü sınavı kaldıracakmış, kaldırsa kaç yazar? 37 bin yardımcı doçentten sözlü sınav mağduru olan bin kişi ya var ya yok. Bizler, damın üstüne çıktıktan sonra merdiveni tekmeleyen Doçent ve Profesörlere esir edildik. Yabancı dilden 5-10 puanımız eksik olduğu için Üniversitelerin kölesi yapıldık. 20-30 yıllık üniversite hocalığımıza rağmen; 10 binlerce öğrenci mezun etmemize rağmen; yabancı dilden 55 ve yukarısı puanımız olduğu halde, sadece 65 puanını alamadığımız için Doçent ve Profesör olmadan emekli olma mağduriyetiyle karşı karşıya bırakıldık. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip ERDOĞAN’IN bu mağduriyetimizi gidereceğini düşünmüştür; ama ne yazık ki, YÖK’ün üniversitelere gönderdiği yazıyı gördükten sonra mağduriyetimizin devam edeceğini gördük. Alamadığımız 5-10 puanlık yabancı dil mağduriyetimizi ortadan kaldırmadığı için Sayın Cumhurbaşkanımıza çok ama çok kırgınız. Saygılarımla…