Sarraf kumpasına karşı ne yapmalı?

25 Kasım 2017 Cumartesi

Anlaşılan önümüzdeki yılı Reza Sarraf davasını konuşarak geçireceğiz. Belki bu dava 2019 başkanlık seçimlerine kadar devam edecek. ABD’deki bazı çevreler bir yandan siyasi sonuç bir yandan ekonomik sonuç almaya çalışacaklar. Dillerinin altındaki baklayı artık çıkardılar. Bu dava ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başkan seçilmesini engellemek istiyorlar. Ekonomi alanında da bir takım tezgâhları olduğu belli. Dolar üzerinden bir takım operasyonlar çekebilirler.

FETÖ’nün yarım bıraktığı, beceremediği kumpası bu işin patronları becermek istiyorlar. 17-25 Aralık tarihinde yapılan hukuk ya da biz hukuksuzluk darbesini devam ettirme niyetindeler. Neymiş efendim Halk Bankası üzerinden Amerika’nın koyduğu ambargo delinmiş. Türkiye devleti kendi halkı lehine ticaret yapmış. Bu ticaret ABD çıkarlarına aykırıymış. Bu noktada rahmetli Erbakan Hocamın şu sözleri aklıma geliyor: Bana ne Amerika’dan bana ne. Kürsüde kükreyişini unutamıyorum. İddia o ki devletimiz petrol almış altın vermiş vs. Elbette kendi menfaati doğrultusunda ticaret yapacak. Peki, Amerikan şirketleri İran’a dünyanın malını satıyorlar. Avrupa Birliği üyesi ülkelerin şirketleri de İran’a dünyanın malını satıyorlar. Kimse gık demiyor.

Trump diyor ki; DEAŞ örgütünü Obama kurdu. Dünya kör ve sağır. AB ülkeleri ve ABD bütün dünyada gerçekleşen terör saldırılarını, intihar saldırılarını DEAŞ yaptı diyorlar. Peki, kimse neden çıkıp Obama-DEAŞ ilişkisini sorgulamıyor. Konu ABD olunca terör örgütlerine ilişkin iki çift laf edemiyorsunuz. Irak’ta kimyasal silah var dediler. Irak’ı işgal ettiler. Saddam asıldı. 3 milyona yakın insan öldü. Bu savaşta ABD silah şirketleri silah satıp para kazandılar. Daha sonra Amerikalılar kusura bakmayın Irak’ta kimyasal silah yok dediler. Çünkü onlar zalim.

Bizim bu süreçte bir ve beraber olmamız lazım. Birlikte rahmet ayrılıkta azap vardır. Ülke olarak kritik bir süreçten geçiyoruz. Üzümün sapı armudun çöpü diyemeyiz. Cumhurbaşkanımıza destek olmalıyız. Mesele sadece Erdoğan değil. Mesele Türkiye’nin istikrarsızlaştırılmasıdır. Türkiye’nin iç savaşa sokulmasıdır. Sakın olmaz demeyin. Suriyeli öğrenciler bir sabah kalktılar okulları yok. Bir sabah kalktılar evleri yok. Bir sabah kalktılar babaları yok. Onların da sıcak bir yuvaları vardı. Ne oldu iç savaş, kaos ülkeyi paramparça etti. Bizler de ülkemizin kıymetini bilmeliyiz. Bizim başımıza bunlar gelmez sakın demeyin.

Biz huzur istiyorsak kardeşliğimiz sürmelidir. Başta Sayın Abdullah Gül Bey, Ahmet Davutoğlu Bey, Bülent Arınç Bey Cumhurbaşkanımıza yani ülkemize yardımcı olmaları gerekir. Küsmek, kırgınlık etme hakları yoktur. Mesele ülkedir, mesele memlekettir. Tabi bu kıymetli insanların gönlü kırık olabilir. Küsmüş, dışlanmış olabilir. Hakarete uğramış olabilirler. Ama ya memleket...

Cumhurbaşkanımızın yapması gereken bu isimlere gerekli değeri vermektir. Bazı troller, gazeteciler bu isimlere haksız hakaretler ediyorlar. Bu konuda tedbir alınmalıdır. Son dönemdeki programlara Sayın Bülent Arınç çağrılıyor. Ne güzel oldu. Bülent Bey e Cumhurbaşkanımızı daha çok sahiplenmeye başladı. Diyalogda fayda vardır. El ele tutmak, göz göze gelmekte rahmet vardır. Öte yandan; Marmara Üniversitesinde Ahmet Davutoğlu Bey’in yapacağı konferans iptal edilmiş. Bu konferansın kime ne zararı vardır. Bazıları Cumhurbaşkanımız adına ona sormadan kendi kafasına göre iş yapıyor. Ahmet Bey bu ülkenin bir değeridir. Söylediklerinden milletimizin istifade etmesi gerekir.

Bu davanın lideri Erdoğan’dır. Hepimiz Erdoğan’a yardım etmek zorundayız. Ülkemizin selameti için bu şarttır. Rahmetli Abdülhamit’e muhalefet edenler sonradan pişman olmuşlardır. Rahmetli Mehmet Akif Ersoy, rahmetli Said Nursi. Bu değerli isimler mutlaka kendilerine göre haklı nedenlerle Abdülhamit’e muhalefet etmiştir. Ama sonuçta Abdülhamit gidince Osmanlı dağıldı. Günümüzde Abdülhamit’in misyonu Erdoğan taşıyor. O nedenle ona yardım etmek lazım. Oyun büyük. Komplo büyük. Hepimiz ve herkes açısından sonradan pişmanlığın anlamı yok.

 

YORUM YAZ