Tercih, Eski Türkiye ile Yeni Türkiye arasındadır

12 Mart 2017 Pazar

Eski Türkiye ve Yeni Türkiye diye iki farklı gerçekliğe işaret eden iki kavramımız var. Öğrencilerimden biliyorum, 90 ve sonrası nesil bunun ne olduğunu bilmiyor. Mâziden can sıkıcı bir hikâye gibi geliyor onlara. Oysa orta yaşlardaki bizler Eski Türkiye’ye şâhitlik etmiş, mağduriyetler yaşamış bir nesiliz. 

Eski Türkiye yasak ve baskıların hâkim olduğu bir dönemi anlatan bir kavramsallaştırmadır. Çok eski olduğundan değil, içine girilen yeni süreci anlatmak içindir. Yeni Türkiye’de tam istediğimiz bir Türkiye’yi inşa ettiğimizden dolayı değil, oraya doğru giden bir Türkiye’yi idrak ettiğimiz içindir. 

Eski Türkiye denince benim aklıma özellikle de iki şey gelir. Birincisi yasak ve baskıların dünyası, ikincisi de iş üretmeyen ve elinde olmadığı hâlde tüketmeye zorlanan prangalı Türkiye. Eski Türkiye neyi anlatıyor, biraz hatırlatalım.

İslâmî kimliğimizi hatırlatan her şey toplum hafızasından ve pratiğinden silinmeye çalışılmıştı. Bunu başarmak üzere harf devrimi, kıyafet devrimi, medeni hâlimiz dahil tüm hukuk sistemimiz vs. değiştirilmişti. 

Dünü hatırlatan ne varsa unutturulmaya çalışılıyordu. Zira dün İslâmî değerler zemininde şekillenmiş kültür ve kimlik demekti. Bu yüzden yeni ve Batılı olan değerli ve makbuldü. Kadîm olan din ve geleneğe ait olan ise miadını doldurmuş, tutkuyla inanılan batılılaşma projesine mâni telakki edildiğinden kurtulması gereken ayak bağlarıydı.  

Bir bilgisayarın hafızasının formatlandığı gibi toplumun hafızasını formatlamaya yeltendiler. Böylece İslâmî tasavvur ve coğrafyanın kök değerlerine bağlı bir toplum ve devlet yapısından batılı devlet ve toplum yapısına başarıyla geçileceğinin hesabı yapıldı. Devrimlerin çoğu bu projeyi hayata geçirmek içindi. Bu dönüşüm projesini metazori yöntemlerle yaptılar. 

Tutmadı ama. Zira halk elindeki fidanları bütün yasaklara rağmen toprağa dikti. Aynen Hz. Peygamber’in (sas) nasihat ettiği gibi: “Herhangi birinizin elinde bir hurma fidanı varken, kıyâmet kopacak olsa (bile), onu derhal diksin.” (Musnedi Ahmed: 3/183, hn. 12925; Buhârî, Edebi Müfred: s.168) 

Uygulanan ultra radikal reformlar halk için aslında kıyametin kopması gibi bir şeydi. Ama yılmadı halk ve imkânları doğrultusunda ellerindeki fidanları Türkiye toprağına diktiler. Dikilen fidanlar boy verdikçe sıkıntılar önemli ölçüde aşıldı ve bugünkü merhaleye gelindi. 

Dün; dindar insanların bir kısmı Türkiye’den başka ülkelere kaçıp oralarda İslâmî eğitim almaya, Müslümanca yaşamaya çalışmıştı. Artık tersi oluyor. Bugün Suriye, Irak, Mısır, Türkî cumhuriyetlerden kaçanlar Türkiye’ye daha özgür yaşamak için gelmekteler. Daha önceden Türkî cumhuriyetlerden kaçıp Avrupa ülkelerine yerleşmiş, vatandaşlık almış ve şimdilerde gelip Türkiye’ye yerleşmeyi tercih eden insanlar biliyorum. 

Yasaklar aynı zamanda farklı etnik yapıdaki insanların en temel haklarını da kapsıyordu. Tek tip insan modeline kurgulanmış ulus devleti inşa etmek üzere katı asimilasyon politikaları uygulanıyordu. Buna direnen dindar vatandaşlar bir de bunun için zulme maruz kalıyordu. 

Eski Türkiye’nin bana hatırlattığı bir diğer husus da, bürokrasi ve siyasetin iş yapıyor gibi gözüküp iş yapmamak üzere örgütlenmesidir. Bir şeyin nasıl yapılacağının izahı değil, niçin yapılamayacağının izahları yapılıyordu. Bunu küçükten büyüğe doğru her kademede yaşıyorduk. Neden yapılamayacağının mazereti profesyonelce kurgulanıyordu. Yasakların dünyası adı konmamış büyük projeler üretmeyi de yasak kılmıştı. Devrim Arabası’nın hikâyesi bunu anlatmaya yeter zaten. 

Bugün gelinen aşamada karşı karşıya kaldığımız tercih, Eski Türkiye ile Yeni Türkiye arasındadır. Eski Türkiye’yi geri getirmek isteyenler bize bu hakikati unutturmaya çalışıyorlar...

 

  • HOBYARLIAHMETPAŞAZADEHOBYARLIAHMETPAŞAZADE8 ay önce
    EVETSN.DEMİREL , AYNENHAKLISINIZ !.. BU 15TEMMUZELI KANLINATO- AB DESTEKLİFETÖDARBEKALKIŞMASINDAN5,5AYÖNCE30.01.2016 DA ''Paralel yapıya açılan öyle davalar var ki gerekirse cüppemi giyerim'' diyerek darbeninişaretfişeginiateşleyen ,darbebaşarısızolunca; Yanılmışım"AhmaklığımaVerin Diyerek "üzerindekiağırşüpheleri savuşturabileceginizannedenve REİS'ehasedvehırsyüklü, mütevazimaskelerialtındafiravunkibiri taşıyan ,Özgülağırlikllıtruvaatlarınıartık herkes biliyor.
  • AyferAyfer8 ay önce
    İran ı da dusmadüşman ilan edin çember tamamlansın
  • esenesen8 ay önce
    tabiki modern çağdaş eski türkiye
  • eyüp uzunalieyüp uzunali8 ay önce
    Yasak ve iş üretmeyen eski Türkiye'nin iki özelliğinden bahsettiniz iki iddianız da yanlış.Yasak dediğiniz şey;TBMM'den çıkan yasalara uymaktır.1950 yılından beri de "genelde sağ" zihniyet ülkeyi yönetti.İş üretmiyormuş o da yanlış.Bu hükumet bütün gelir getiren kurumları sattı-özelleştirdi yeli ve yabancılara.15 yıldan beri kaç fabrika açıldı,hangi köylüye,çiftçiye el attı?Yol,köpru,hava alanı,hastane,okul yapmak devletin öz görevidir.150 milyar dolar borcu 600 milyara çıkarmadılar mı?Allah için doğruyu konuşalım.Saygılarımla.
  • AhmetAhmet8 ay önce
    Bakanların konsolosluğa gidemediği Türkiye'de yasarken Bayrağına saldırı olduğunda anında müdahale eden Türkiye'yi özledim
  • Eveet miEveet mi8 ay önce
    Tercih son 15 yıldır ayrımcılığa uğrayanlarla gemisini yürüten halkı uyutanlar arasındadır
  • Bin defa EVETBin defa EVET8 ay önce
    Yazılarınızı beğenerek takip ediyorum. Ayrıca iranın gerçek yüzünü ortaya koymanızda takdire şayan
  • şeref kanburoğluşeref kanburoğlu8 ay önce
    Sayın yazar, müslümanlarislamın bütün bu güzelliğine rağmenniye ''batı'' ya kaçmaya çalışıyor....