THY - Trabzon

Müslüman katliamının tolere edilmesinin tarihi

06 Nisan 2017 Perşembe

Salı günü Esed rejimine bağlı savaş uçakları sabahın erken saatlerinde İdlib’in güneyindeki Han Şeyhun beldesine klor gazı attı. 100’den fazla sivili şehit etti. 100’ü ağır olmak üzere çoğu çocuk 500 sivil de gazdan etkilendi. Açıkça bir savaş suçu işledi. 

Arkasından Rusya uçağı olduğu belirtilen bir savaş uçağı Salkin’deki Ravda Camisi ve çarşıyı bombaladı. Sonuç yine felaket; 16 sivil katledildi, 35 sivil de yaralandı. 

BM Güvenlik Konseyi’nin ertesi gün kimyasal silah kullanımını görüşmek üzere toplanacağı açıklandı. Bu yazı yazılırken ne karar çıkacağı henüz belli değildi. Zaten daha önceki aynı türden savaş suçlarına karşı ne yaptıklarını bildiğimizden bir umudumuz da yok. Rusya katliamına ise dünya sessiz. 

Oysa aynı gün Rusya’nın St. Petersburg kentinde bir metroya düzenlenen saldırıda 11 kişi öldüğünde dünya kınama yarışına girdi. Geçenlerde Londra’da 3 kişinin öldürüldüğü olayda da dünya olayı kınama ve İngiltere’yle dayanışma yarışına girmişti. Londra’daki olayın yaşandığı gün ABD ve diğer güçler Irak ve Suriye’de yüzün üstünde sivili öldürüyor ve fakat kalpsiz dünya yine sessiz kalıyordu.. 

İnternette gördüğüm klor gazından ölmüş çocuk görüntüleri dehşetti. Ama birileri ısrarla bu fotoğrafları, video kayıtlarını görmezden geliyor, kimileri de internetten siliyordu. Aklıma şu soru geldi: Dünya, Müslümanların katledilmesine ne zamandan beri sessiz kalıyor? Zihnime hemen 11 Eylül olayı geldi. 

Yakın tarihte Batı ve Müslümanlar arasındaki ilişkilerde kırılmanın dönüm noktasını 11 Eylül 2001 yılında Amerika’nın ekonomik merkezi İkiz Kule’lere ve güvenlik merkezi Pentagon’a yapılan saldırılar oluşturmaktadır.  

Bu eylemi El Kaide örgütü üstlenmişti. Örgütün lideri Usame Bin Ladin’in, Arapça yayım yapan El Cezire televizyon kanalında eylemleri gerçekleştiren gençlerden bazılarının görüntüleri eşliğinde gençleri nasıl eyleme hazırladıklarını ve yapılan eylemlerin kendine göre meşru gerekçelerini bütün dünyaya ilan etmişti. Arapça yayımlanan bu görüntüler ânında bütün dünya televizyonlarında da tercüme edilerek yayımlanmıştı. 

El Kaide’nin eylemleri üstlenmesine rağmen olayın sırrı hâlâ tam çözülebilmiş değildir. The Independent gazetesinin dünyaca meşhur Ortadoğu muhabiri Robert Fisk, 25 Ağustos 2007 tarihinde; “11 Eylül ‘gerçeği’ni dahi sorguluyorum” (Even I question the ‘truth’ about 9/11) başlıklı bir yazıyla, cevaplanması gereken soruları o zamanlarda gündeme getirmiş, kendisinin komplo teorileriyle işinin olamayacağını belirttikten sonra, sorduğu sorularla, bize gösterilen fotoğrafların uyuşmadığını göstermişti. 

Batı ve Müslümanlar arasında ilişkileri zehirleyen bu büyük eylemin nasıl ve kimler tarafından planlandığı önemlidir elbette, ama daha da önemli olan Batı ve Doğu’nun sokaklarındaki sıradan insan tarafından nasıl algılandığı ve bunun operasyonel olarak siyasi ve askerî amaçlarla nasıl kullanıldığıdır.

11 Eylül eylemi Irak ve Afganistan’ın işgali için gerekçe gösterilmişti. İşgalle beraber bu iki ülkede yüzbinlerce sivil öldürüldü, toplumsal barış yok edildi. 

Filistin neredeyse unutturuldu. Arap Baharı’yla başlayan süreçte, Yemen, Suriye, Libya, Mısır hepsi kaosa sürüklendi. 

Bir taraftan da Batı’da İslâm karşıtlığı tavan yaptı. Artık rahatlıkla camiler kapatılıyor, Müslümanlar her alanda ayrımcılığa tabi tutuluyor, başörtüsü yasaklanıyor... 

Batılıların meşhur bir deyimi vardır. Bir köpeği öldürmek istiyorsanız önce ona kötü bir isim vereceksiniz. Yani önce köpeğe “kuduz” etiketi yapıştıracaksınız. Aksi takdirde köpeği öldürdüğünüzde insanlar zavallı bir köpeği öldürdüğünüz için tepki vereceklerdir. Ama kuduz etiketini yapıştırdıktan sonra onu rahatlıkla öldürebilirsiniz. Öldürdüğünüzde ise diğerleri onları bir beladan kurtardığınız için size teşekkür edeceklerdir 

İslâm terör ve şiddet dini, Müslümanlar da terörist algısı boşuna icad edilmedi. Zira güçlü ve derin mihraklar İslâm’ı küresel çapta azaltmaya karar vermişlerdi..

 

YORUM YAZ