THY-TR Çıkışlı % 10 İndirim

Mehdilik ve Mesihlik hareketleri hemen bitmez

25 Ağustos 2016 Perşembe

Gülenciler, derin uykularından ne zaman uyanacaklar? Kerameti kendinden menkul seçilmiş olduğuna inandıkları şahsın ölmesi onları uyandırabilir, deniliyor. Çünkü ondan gerçekleştirmesini bekledikleri vaatlerin onun ölmesiyle bir vehimden ibaret olması anlaşılacaktır. Böylece tılsım çözülecektir. 

Belki safderunların bir kısmı uyanabilir ama yapılanmanın tümü için bunu söylemek tarihî benzer olaylara bakınca mümkün gözükmüyor. Meselâ bizim coğrafyamızda ortaya çıkan ve Yahudi tarihinin en büyük Mesihlik hareketi olan Sebataycılara bakınca bunu söyleyebiliyoruz. Açalım konuyu.

İzmirli Haham Sabetay Sevi (1626-1676) Kabbala’dan etkilenerek 1666da Yahudilerin beklenen “Mesih”i olduğu iddiasıyla ortaya çıkıp Yahudileri tekrar Filistin’e, kutsal topraklara döndürüp, Kutsal Dünya Yahudi krallığını kuracağını vaad eder. 

Başlattığı hareket o dönem dünyanın birçok bölgesinde katliamlara ve kötü muameleye, en katı ayrımcılığa uğrayan Yahudiler arasında büyük yankı uyandırdı. Dünyada en rahat biçimde yaşayan Osmanlı Yahudileri arasında bile heyecan dalgası meydana getirdi. Yahudi toplumunun büyük çoğunluğu beklenen mesihin zuhûr ettiği inancıyla Sevi’yi destekledi.

Bu durum, Ortodoks/RabbinicalYahudileri ve özellikle de hahamları oldukça rahatsız ettiğinden onu heretic olarak ilân ettiler. İstanbul, İzmir ve Manisa’daki Yahudi hahamları Sabetay’a karşı cephe alarak onu Osmanlı otoritesine şikayet ettiler. 

İlk önceleri, Yahudi toplumu içerisindeki bu olaya müdahale etmeyen Osmalı idaresi sonradan özellikle bazı etkili Yahudi haham ve bankerlerin etkisiyle ve bu hareketin giderek siyasi boyut kazanmasıyla konuya eğildi ve Sabetay Sevi tevkif edildi.

Edirne Sarayına getirtilerek Padişah IV. Avcı Mehmed’in huzuruna çıkarıldı. Burada, padişahın da özel bölmesinden izlediği bir ulema divânında muhakemeye tabi tutuldu. Mahkeme, Sabetay Sevi’den iddia ettiği gibi mucizelerini göstermesini aksi takdirde ölüm cezasına çarptırılacağını bildirdi. 

Hayatının tehlikeye girdiğini fark eden Sevi, bu sefer iddialarını inkâr eder. Ancak mahkeme heyeti ve padişah bu cevaptan tatmin olmaz. Bunun üzerine Sevi’ye Müslüman olma teklifi götürülür. Önce Sevi bunu kabule yanaşmaz. Lakin Musevi muhtedisi olan Hekimbaşı, ona bunu kabul etmediği takdirde öldürüleceğini anlatır. Başka bir şekilde kurtulamayacağını anlayan Sevi zahirî olarak Müslüman olmayı kabul eder ve ardından kelime-i şehâdeti ikrar eder. Böylece Sebatay Sevi olarak girdiği saraydan başında sarığıyla Aziz Mehmet Efendi olarak ayrılır. 

Yahudi toplumları arasında Sevi’nin mesihliğine inanmış kahir ekseriyet yeni bir yalancı Mesih’le büyük bir hayâl kırıklığı yaşarlar. Bir kısmı ise, Sabetay’ın Mesih olduğuna kesin inançlarının bir gereği olarak, onun yaptığı her şeyi doğru kabul eder. Bundan dolayı onun Müslüman olmasında da bir hikmetin varlığını kabul eder, meseleyi Kabbalist yorumlarla tevil ederler. Onlar da inandıkları Mesih’in yaptığı gibi Müslümanlığı kabul ettiklerini açıklarlar. Böylece tarihte “Dönme” dediğimiz hareket başlamış olur. 

Sevi’nin yolunu takip edenler, onun büyük bir hikmete binâen zahiren Müslüman olduğunu, Mesihliğinin bir gereği olduğu yorumunda bulunurlar ve bu yorumlarına diğerlerini inandırmaya çalışırlar. 

Onlara göre, Sabetay’ın Edirne Sarayındaki konumu Hz. Musa’nın Fir’avun’un Mısır Sarayında yetişmesi durumuna benzer. Sabetay’a bağlı Museviler çeşitli bölgelerden Edirne’ye gelerek sarık ve cübbe giyip Müslüman kisvesine bürünürler.

Sonra meydana gelen olaylar neticesinde Sevi sürüldüğü Arnavutluk’ta 30 Eylül 1675 (başka rivayet: 17 Eylül 1676) tarihinde sırlarıyla beraber bu dünyadan göç eder.

Müritleri onun bir mağaraya girip orada şeytanla mücadele ettikten sonra İsa gibi göğe yükseldiğine inanırlar. İkinci defa yeryüzüne gelinceye kadar onu beklemeye başlarlar. Bu müritler Karakaşlar, Yakubiler ve Kapancılar diye üç fırkaya ayrılırlar. Bunlar Türk modernleşme tarihinde sanattan siyasete, ticaretten askeriyeye kadar önemli roller oynarlar. 

Çift kimlik taşıyan, zahiren Müslüman, bir kısmı da dinlerden uzak salt laik ama içten Sevi’ye bağlılıklarını sürdürürler. Sabetaycılar Bektaşi, Mevlevi ve Melami tarikatlarına da sızabilmiş ve aralarından şeyhlik mertebesine kadar yükselenenler olmuştur.

Kısacası bu tarz Mehdi ve Mesihlik hareketleri hemen yok olmazlar. Dönmelerin tarihi bu konuda bir fikir verebilir diye düşünüyorum. 

 

YORUM YAZ