Kâbe’de evlenme teklifi yazısına eleştiriler

26 Mart 2017 Pazar

Geçen yazımızda bir delikanlının bir hanıma Kâbe’de yaptığı evlenme teklifini konu etmiş, teklifin Kâbe’de, insanların tavaf yaptığı bir mekânda yapılmasını, bilahare sosyal medyada paylaşılmasını, videodaki görüntülerde teklife muhatap hanımın erkeğe diz üstü çökmesini söylemesini, aşırı rahat hareketlerini vs. eleştirmiştik. 

Amacımız, hızla yaygınlaşan bir trendi ele alıp incelemek ve uyarılarda bulunmaktı. Yazıya gelen tepkilerden bu trendden rahatsız olanların sayısının hayli fazla olduğunu anladım. Bu da beni tabi ki umutlandırdı. 

Bir de bizim yazıdaki uslûbumuzu çok yumuşak bulan eleştiriler vardı. Onlar bu kadar büyük bir günahı fazlasıyla yumuşattığımızı iddia ediyorlardı. Önce bazı alıntılar.

Emin Okur kardeşimiz şunları yazmış: “S.aleyküm hocam. Nasıl ki siz bu yazıyı kaleme alırken belki nasıl olur da kırmam nasıl olur da incitmem diyerek yumuşak veya yumuşatarak aradaki nikâhı sorgulamadan, flörte zinaya girmeden yazabiliyorsanız. Biz Müslümanların da değerlerini böyle yumuşatarak kaybettiğini lütfen unutmayınız. Buna rağmen teşekkür ediyorum. En azından bu konuya İslami anlamda okuduğum ya da karşıma çıkan negatif eleştirel ilk yazı.”

Fatih Bahçeci isimli okurumuz da şu itirazı yapmış: “Mesele sade Kâbe’ye yapılan saygısızlık mıdır? İslam’ın neresinde flört vardır. Nikâhsız kişiler arasında böylesine diyaloglar vardır. Zina bir tek cima mıdır?”

Muhammed Musab ise: “Selamun aleyküm Serdar bey. Yazınızı olumlu bulmakla beraber biraz yumuşak buldum. Bu tür insanlar İslam medeniyetini değil Avrupalıların yani kâfirlerin medeniyetini alıyorlar ve kendilerine öğüt verenlere siz de ne kadar kötü niyetlisiniz, sizin içiniz fesat şeklinde tepkiler veriyorlar...”

Ben yazıya konu olan videoyu izlediğimde yapılan teklifin ailelerinin huzurunda yapıldığı kanaatine vardım. Bunu da o yazıda belirttim. Ancak, bazı okurların evlenme teklifinin Kâbe’de, kameraların önünde ve çok rahat tavırlarla yapılmasını eleştiren yazarın nasıl olup da nikâhı olmayan kişilerin el ele tutup gezmelerini, deniz aşırı seyahatlere çıkmalarını, flört etmelerini falan görmezden geldiğini söylemelerine şaşırdım. Tek kelimeyle bu eleştiriler yersizdir.

Bir diğer mesele de, bizim uslûbumuzun yumuşak olduğuna gelen tepkilerdir. Bu türden tepkiler ise yeni değildir. Okurların bir kısmı, analiz, eleştiri ve çözüm önerilerimizi hep yumuşak uslûpla yaptığımızı söyleyerek daha sert cümleler kurmamızı isterler.  

Öncelikle şunu belirtelim. Bizim derdimiz, “bir münkere münker demek”tir. Bilmeden, boşlukta bulunarak, romantizmin cazibesine kapılarak hata yapmış kardeşlerimize nasihat etmek ve doğru yolu göstererek yardım etmektir. Onların kişiliğini rencide ederek Şeytan’a ve nefse doğru kaymalarına yardımcı olmak değildir..

Biz, sözün gücünün; içerdiği ağır hakaretler ve yermelerde olmadığına inanıyoruz. Söz gücü muhatabın kalbine, aklına ve vicdanına hitap edebilmesinden, içerdiği hikmetten, muhatabının kötülüğünü değil iyiliğini öncelediğini göstermesinden gelir. 

Rencide etmek, şahsiyet cellatlığına soyunmak, küçük düşürmek nasihat edeceğimiz, kendisine doğruyu anlatacağımız insanı hakikate değil Şeytan’a doğru iter. Amaç bu olmasa gerektir. Allah (c.c), Hz. Musa ve Harun’a Firavun gibi küfrün imamına gidip yumuşak söz söylemelerini emretmiştir. 

“Firavun’a gidin. Çünkü o, iyiden iyiye azdı. Ona yumuşak söz söyleyin. Belki o, aklını başına alır veya korkar.” (Taha: 20/43-44)

Bırakın küçük günahları, büyük günahların bile insanların gözünde küçüldüğü bir çağda yaşıyoruz. Günahlar insanların gözünde küçüldüğü için de onlara dair hükümler insanların gözünde büyümektedir. Çağın meydan okuyuşuna uygun ama özür dileyici tavırlara girmeden, yumuşak ve ikna edici bir uslûbla hakikati anlatmak önceliğimiz olmalıdır. 

 

  • MekkiMekki7 ay önce
    Mekke'i Mükerremeden selamlar sevgiler. Hikmet ile davet esastır. Firavun ile mü'min kişi aynı değildir. Allah Resulü (S.A.V.): "cihadın efdalı zalim yöneticiye hakkı söylemektir bir" diyor. İslamı alemi kan ağlarken sosyetiklik peşinde koşmak dünya ve nefs işidir. İnanın kardeşlerim bazen tavaf yapmak içimden gelmiyor...
  • AliAli8 ay önce
    Ne kadar tepkı verılse az bır durum... Buyuk laubalılık. Bu ıkı kısının kellesını vursalar yerıdır. O gavur taklıdı evlılık teklıfı zaten yeterınce kotu ama bunun Kabede yapılması apayrı bır saygısızlık. Allah boyle lakayıtlık yapmayı hıc bır muslumana nasıp etmesın.
  • ramazan ramazan 8 ay önce
    Ya sizin işinize nsl geliyorsa oyle bakmanizaacaip tilt oluyorum musa as ALLAH CC Elcisi paygamber firavunda o zamanin yoneticisi adaletsiz ve ceberut bu cahille ayni kertese degerlendirmeniz de cok zayif KABEburasi KABE Tum muslumanlarin mukadesyeri
  • AliAli8 ay önce
    Bence bu konu içimizdeki deccaldir
  • ÖmerÖmer8 ay önce
    Yahu, Kâbe'yi Roma'daki Aşk Çeşmeleri'ne, Paris'teki Eyfel Kulesi'ne çevirecekler nerdeyse! Bu ahlaksızlar yakında Kâbe'de kına gecesi etkinlikleri de düzenleyecek nerdeyse! Hayatları gösteriş-hayatları riya bunların! Kızın rahat tavırları edepten ne kadar mahrum olduğunu gösteriyor zaten! Turist gitmişler belli! Zavallılar!!! Allah ... versin! Bütün değerlerimiz elimizden kayıp gidiyor!
  • DenizDeniz8 ay önce
    Sayın Demirel peki Fetö diye binlerce insana neden yumuşak değil de balyoz indiriyorsunuz.Hakkaniyetli değilsiniz.
  • yahyayahya8 ay önce
    İslam dünyasında Deccal bunca cana kıyarken, sizin gündeminize aldığınız konu bu mu? İslam'a dair yazmak istiyorsanız, Deccal den ve etkisinden bahsedin, Kuran ayetleri ile çözüm önerin..
  • ersanersan8 ay önce
    Yuce dinimiz islam hic bir zaman bu kadar ayaklar altina alinmadi acaba kkmin sayesinde