THY - Kabin Kıyafetleri Lansman

Hastahanelerde dil sorunu

30 Nisan 2017 Pazar

Hastahanede işlerimi bitirmiş, hızlıca çıkmaya çalışıyorum. Tam çıkış kapısına varmıştım ki, yaşlı, tesettürlü bir hanımın yine kayıt işlerine bakan bayan bir görevliye yalvardığını fark ettim. Yaşlı kadın görevliyi, görevli de yaşlı kadını anlamıyordu. Çünkü kadın Arapça, görevli de Türkçe konuşuyordu. 

Kendilerine yaklaşarak yardımcı olabileceğimi söyledim. Suriyeli hanım Halepli olduğunu, dizlerinde ve bacaklarında şiddetli ağrılar olduğunu ama birkaç kez aynı hastahaneye gelmesine rağmen bir ortopedi uzmanıyla görüşemediğini ve bir doktora mutlaka muayene olması gerektiğini söyledi. Bunları görevli hanıma tercüme ettim, o da bir randevu alarak gelmesinin şart olduğunu söyledi.

Yaşlı kadın hem randevunun nasıl alınacağını bilmediğini, hem bir daha geldiğinde derdini dil sebebiyle anlatamayacağını söylüyordu. Haklıydı. Görevli hanım yaşlı kadına bir not kağıdına Alo 182 yazıp vermiş. Bana buradan randevu almadan doktorla görüşemez dedi. 

Onun yerine ben Alo 182’yi arayıp randevu almaya çalıştım. Çıkan görevli ne bugün ne de yakın gelecekte aynı hastahanede sıra olmadığını, dolayısıyla başka hastahaneye randevu verebileceğini söyledi. Kendisine kadının durumunu anlatmama rağmen mümkün olmadığını söyledi. 

İzin isteyerek ortopedi doktorunun odasına girdim, durumu anlattım, yardım etmesini, hastayı görmesini rica ettim, olmaz dedi. Randevu alıp gelmesi gerektiğini aksi takdirde kabul edemeyeceğini söyledi.

Durumu özetle anlattım. Bu olayı buraya taşımamın sebebi ilgililerin dikkatini bu meselenin önemine çekmek. Ülkemizdeki 4 milyon civarında Arapça konuşan sığınmacı sayısını gözönünde bulundurursak meselenin önemi daha iyi anlaşılacaktır. 

Meseleyi biraz araştırdıktan sonra 444 4 728 numaradan Arapça konuşan hastalara tercümanlık hizmeti verildiğini öğrendim. Ama ne hastahanedeki benim muhatap olduğum görevliler ne de hasta bu durumu biliyordu.

Diyeceğim o ki, Alo 182 Merkezi Hastahane Randevu Sistemi üzerinden Türkçe’nin yanında Arapça da hizmet verecek bir imkân oluşturulamaz mı? Zira herkes bu numarayı biliyor.

Kimi özel hastahanelerin mütercimler istihdam ettiğini özel hastahanede doktorluk yapan bir yakınımdan öğrendim. Acaba diyorum, komşu ülkelerden sığınmacıların yoğun yaşadığı şehirlerimizdeki devlet hastahanelerinde Halkla İlişkiler Bölümü’nde birden fazla dil bilen kişiler istihdam edilemez mi? Çünkü hastahanedeki görevliler bu tür durumlarla sık sık karşılaştıklarını söylüyorlar.

Suriyeli mültecilerin de kendi aralarında bir dayanışma içine girdiklerini, Türkçe bilen birileriyle hastahaneye gittiklerini yahut telefon üzerinden bu sorunlarını çözmeye çalıştıklarını biliyorum. Ama yeterli olmuyor. Hastahanede çalışan yakın akrabalarımdan zaman zaman beni veya oğlumu telefonla arayıp, hastayla doktor arasında telefon üzerinden tercümanlık yapmamızı istedikleri oluyor.

Başka bir ülkede dil bilmeden derdinizi anlatmanın ne kadar zor ve bazen sonuçlarının ne kadar can yakıcı olduğunu iyi bilirim.

1990 yılında bir lise mezunu olarak Pakistan’a ilk gittiğimde kırık bir İngilizce’nin haricinde dil bilmiyordum, o da yeterli olmuyordu. Belucistan bölgesinin başkenti Quvetta şehrinde Karaçi’yi gitmek istediğimi anlatmaya çalışmış ama derdimi anlatamamıştım. Bunun sonucu olarak bana yardım eden görevliler bir trene bindirdiler. 17 saat sonra ters istikamette başka bir şehre gitmiştim. Oradan bir daha bilet alıp, takriben 20 saat sonra Karaçi’ye gitmem epey sıkıntılı olmuştu. 

Dil bariyeri özellikle de sağlık gibi hassas bir meseleye taalluk ettiğinde ortaya vahim durumlar çıkabilir. Bütün mültecilerin Türkçe öğrenmesini beklemek de gerçekçi olmasa gerek. Bu konuda ufak bazı önlemler birçok sıkıntıyı giderecektir.  

 

YORUM YAZ