En çok tartışılan İslam, en yanlış bilinen dindir

05 Mart 2017 Pazar

1990 yılında İngilizce öğrenmeye başlamıştım. Bilgisayarın, internetin ve akıllı telefonun olmadığı bir dünyaydı. Hem dilimi geliştirmek hem de dünyadaki gelişmeleri takip etmek üzere bir taraftan üniversitenin kütüphanesine gelen gazete ve dergileri takip etmeye diğer taraftan da küçük bir radyo alıp her akşam BBC radyosunu dinlemeye başlamıştım. 

Bir yıl sonra da öğrenci bütçesine uygun siyah beyaz küçük bir televizyon almış, CNN International, BBC ve diğer uluslararası kanalları izlemeye başlamıştım. Bunu belirli zamanlarda ve fakat düzenli olarak yapıyordum. 

Bir şey beni fazlasıyla şaşırtmıştı. Türkiye’de alışık olmadığımız bir şey. Neredeyse her saat başı İslâm ve Müslümanlarla ilgili haberler yapılıyordu. Gazeteler ve dergiler de öyleydi. O yılların en önemli gündem maddesi Afgan cihadıydı. Destekleniyor, bugün kendilerine terörist denen direnişçiler mücahit diye isimlendiriliyordu. 

Uluslararası medyanın İslâm ve Müslümanlara ilgisi sonraki yıllarda artarak devam etti. Mücahitler önce direnişçilere, sonra radikal İslâmcılara ve bir adım sonra da teröristlere dönüştüler. Hepsi birkaç yıl içinde oldu. Medya dili Sovyet Rusya’nın Afganistan’da çökmesinden sonra Müslümanları ötekileştirmeye başlamıştı. Medyanın Müslümanlara yönelik müsbet dili gitmiş, önce ton sonra da dil tamamen olumsuza evrilmişti.

Benim uluslararası medyayı takip etmeye başlamamdan bu yana 26 yıl geçti. Ama medyanın totalde birinci haber konusu İslâm olmaya devam etti.  

İslâm, Müslüman ülkeler, mezhepler, İslâmî hareketler farklı cephelerden çok yoğun bir şekilde tartışıldı. Oryantalizm objektif değil subjektifti, tanıtmıyor tanımlıyordu. Sonuç İslâm’ın tanınmasına değil tanınmamasına yol açtı. 

Uzun yıllar dünyada en çok tartışılan din  İslâm olmasına rağmen maalesef en fazla yanlış anlaşılan din de İslâm’dır dersek abartmış olmayız. Zira medyanın amacı bir olguyu tanıtmak değil, onu ötekileştirmek ve şeytanlaştırmaktı. 

Batı medyasını takip eden vasat bir gayrimüslim kişinin zihin dünyasında İslâm şiddet ve terörle, kendisi gibi olmayanlardan nefreti öğütleyen bir din olarak yer almıştır. İslâm kol kesmek, recm gibi hükümleri akla getirmekle beraber son yıllarda neredeyse DAEŞ’le ve ona mal edilen boğaz kesme gibi pratiklerle anılır olmuştur. 

Medyanın bıkıp usanmadan İslâm’ı ve Müslümanları ötekileştirerek yaptığı bu algı operasyonu önemli ölçüde başarıya ulaşmıştır. Bu algı İslâm’ın hakikatinin önüne geçmiş ve bu algı İslâm’la Batılı bireylerin arasına psikolojik duvarlar örmüştür. Bu da İslâm davetinin önünde büyük bir engel teşkil etmektedir.

İslâm’da cihadın temel hedefi insanlarla İslâm arasına giren engelleri bertaraf etmektir. İslâm davasının insanlara ulaşmasının önündeki engelleri kaldırmak üzere verilen bütün mücadeleler gerçek cihattır. Cihat dolayısıyla sadece kital değildir. Kitalin bile birinci amacı davetin önündeki engelleri kaldırmaktır. 

Bu meyanda Müslümanlar İslâm’ı davete muhatap insanlara en sağlıklı bir uslûp ve yöntemle ulaştırma mücadelesi vermek durumundadır. Burada da öne çıkan vasıta elbette medyadır. 

Terörize edilen, şiddeti yöntem olarak benimseyen kesimler insanları İslâm davetiyle ihya etmeyi değil, kendi çarpık anlayışlarında yok etmeyi cihat addedebilirler. Oysa Müslümanların mutlak rol modeli Hz. Muhammed (sas)’e baktığımızda O, Ebu Cehil’e bile tekrar tekrar gider ve en yumuşak uslûpla, güzel bir hitapla İslâm’a kazandırmaya çalışırdı. 

Şu açık, İslâm’ı gönüllere hakim kılmadan onu sürdürülebilir siyasi ve ictimai bir modele dönüştüremezsiniz. Batı’yı en fazla ürküten de budur. Batı’nın başından beri Müslümanlara kurduğu tuzaklar da bunun gerçekleşmesini engellemek içindir. 

 

  • osman başaranosman başaran8 ay önce
    Bence islamın en azılı düşnanı islamı bildiğini sanıp islam hakkında ahkăm kesenler ve islamdan görünenlerdir!!!
  • Çoban ezeÇoban eze8 ay önce
    Tesbit güzel de bu algıyı değiştirmeye nasıl ve nereden başlayalım.Müslümanım diyen yakın akrabalarda bile başörtüsü düşmanlığı gizli gizli devam ediyor. Hatta bunu kendi doğal hakkı olarak görüyorlar.
  • OmerOmer8 ay önce
    Kuran'i ve Islamiyette olanlari incelerken tarihsel icerikle birlikte bakmak lazimdir. Uc ornek vermek gerkirse, Mekke esrafini ile barisik kalmak icin "seytan ayetleri" denilen ayetler inmis ve putlara ovgu yazilmistir. Medine'ye goc edildiginde "medine antlasmasi" cercevesinde inen ayetler uzlasmaci ve hosguru sahibidir. Mekke'ye geri gittiginde ise politik bir gucu oldugu icin ayetler daha az uzlasmacidir. Ebu Cehil'de Mekke'nin ileri gelenlerinden oldugu icin kazanmaya calismak icin defalarca ugrasmistir. Islami kabul etmesi Islam acisindan cok faydali olacagindan yumusak olmustur.
  • M EminM Emin8 ay önce
    Konu iyi,üslubunuz da yahşi.ancak gereksiz çok yabancı kelam var.bir de cihad daha şık,telaffuzu yani..Selamlar
  • Kemal Sarıkaya Kemal Sarıkaya 8 ay önce
    Düşüncelerinizi güzel temellendirmiş olmakla birlikte,batı medyasına fazla rol vermişsiniz.Bugün adı İslam'la anılan ülkelerin genel siyasetine baktığınızda ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız. Suudi lerin başını çektiği Körfez ülkeleri ABD ile paralel bir şekilde , İslâmî değerlere ters düşen politikaları desteklemekte ve sırf bu yüzden yaptıkları terör eylemlerini islama dayandıran örgütlere kol kanat germektedir.