Avrupa Birliği’nden onurumuzla ayrılalım

27 Nisan 2017 Perşembe

Söze önce bir hakikatin tesbitiyle başlıyalım. Bir şeyi ne kadar çok isterseniz onun o kadar esiri olursunuz. Bu bir meta olur, bir ideoloji olur farketmez. 

Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM), Genel Kurulu’nun 25 Nisan 2017 tarihli oturumunda, Türkiye’nin denetim sürecine alınması talep edilen karar tasarısını kabul etti. Bu karar 45’e karşı 113 oyla kabul edildi. Oysa Türkiye, 2004 yılında denetim sürecinden çıkartılmıştı. 

Beklenen bir karardı, dolayısıyla tepkili de olsak biz şaşırmadık. 15 Temmuz darbe girişimini destekleyen, 16 Nisan halk oylamasında “Hayır” çıkması için ülkemizin içişlerine karışan, bağrında terör örgütlerini besleyip Türkiye aleyhine konuşlandıran, İslâm ve Türk düşmanlığını organize eden bir AB’nin bu kararı vereceği belliydi. 

Bu yüzden Dışişleri Bakanlığı’nın yaptığı yazılı açıklamada çok haklı tesbitler vardı. Ancak birkaç ibare ise bize göre sorunluydu, çünkü AB’yi değerler bağlamında ideal ve hakem konumuna yükseltmekte bir beis görmemişti. Şöyle diyordu o ibareler:

“AKPM’deki parlamenterlerin Türkiye’nin Avrupa’nın istikrar ve güvenliğine yaptığı bu katkıları görmezden gelen bu kararı esasen Avrupa’nın üzerinde yükseldiği ortak ve demokratik değerleri hiçe sayan, stratejik vizyondan yoksun basiretsiz bir tutumu yansıtmaktadır.” 

Bir de, “Avrupa Konseyi’nin kurucu üyesi olarak çağdaş Avrupa ideallerinin ve değerlerinin savunucusu ülkemizin AKPM’deki maksatlı çevrelerin ayak oyunuyla denetime alınması, demokrasinin beşiği olduğunu iddia eden AKPM’ye yakışmamıştır. 

AB’nin çelişkilerine vurgu yapılırken bile buna; “Avrupa’nın üzerinde yükseldiği ortak ve demokratik değerler” ve “çağdaş Avrupa ideallerinin ve değerlerinin savunucusu ülkemiz” cümleleriyle giriş yapılması yanlış olmuştur. 

Bu ibareler bir taraftan Batı’nın ben merkezli, elitist, kibirli ve ötekisini dışlayan yapısına rağmen kendisini uygarlığın merkezi gibi sunma iddiasını güçlendirirken diğer taraftan bizdeki bir kompleksi de dışa vurmaktadır. AKPM “çağdaş Avrupa ideallerini ve değerlerini” baz alarak Türkiye’yi aşağılıyor zaten. AB, İslâm ve Türk karşıtlığını örgütlerken, bize tarz ve uygarlık öğretirken, 60 yıla yakındır Türkiye’yi kapıda bekletirken biz hangi ortak değerlerden bahsediyoruz? 

AB değerler olarak karanlığa doğru yol alıyor. Faşizm hortlamış durumda. Irkçı partiler yabancı düşmanlığı sloganlarıyla iktidara doğru yürüyor. İngiltere birlikten ayrıldı. Birlik dağılma sürecinde. Eskisi gibi Afrika ve Asya’yı sömüremedikleri için iktisadi olarak zor durumdalar. Paradigma krizi yaşıyorlar. Müslümanları AB ülkelerinden atmayı konuşuyorlar. Böylesi bir iklimde AB’yi yüceltmek niye?

Müslümanların medeniyet tecrübesi kuşkusuz farklı medeniyet havzalarından istifade etmeyi teşvik eder. Bu meyanda Batı’dan da istifade edebiliriz. Ancak psikolojik olarak AB’yi değerler temelinde üstün görmek kendi iddialarımızı manasız kılmaktan başka bir şeye yaramaz. Bundan kurtulmak icap eder. 

AKPM’nin, Türkiye’ye yönelik “siyasi denetim” kararını Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreter Yardımcısı ve Sözcüsü İbrahim Kalın da haklı olarak, Türkiye düşmanı çevrelerin siyasi operasyonu diye eleştirmiş. Sonra da, “Hakikatle ve hakkaniyetle ilgisi olmayan bu maksatlı kararı kınıyoruz” demiş. 

Eğer biz, yapılana, “Türkiye düşmanı çevrelerin siyasi operasyonu” diyorsak, AB’nin bizzat bu çevrelerin merkezi olduğunu da söylüyoruz demektir.  O zaman Türkiye’yi sürekli yamacında pasif ve kontrol edilir bir ülke olarak tutmak isteyen AB’ye tam üye olmakta ısrar etmemeliyiz. Onlar kapımızdan ayrılın demeden bizim onurumuzla ayrılıp AB ile eşit, âdil ve tam egemen bir statüde ilişki kurmalıyız.  

AB’nin Türkiye için bir tutku olmaması gerekiyor. Tek taraflı platonik bir aşk bizimki. Bir şeyi ne kadar çok isterseniz onun o kadar esiri olursunuz, fehvasınca bu tutkudan kurtulup AB’nin tek alternatif olmadığını göstermemiz gerekir.

 

  • BAHADIR ALİ YAĞMURBAHADIR ALİ YAĞMUR7 ay önce
    AB'de kalıp kalmayacağımız ile alakalı Referandum yapalım. Halkın isteğine göre yolumuza bakalım. Şahsen, 60 yıldır kapılarında bekletilmekten utanç duyuyorum. Milli birlik ve beraberliği sağlayıp yeni oluşumlara yelken açalım. Ya da Ruslar gibi güçlü olmanın yollarını arayıp bulalım. Kimseye boyun eğmeyelim.
  • OğuzsoyluOğuzsoylu7 ay önce
    Doğru söze nedenir Teşekkür ederiz sevgili kardeşim .
  • İbrahim Salih Tuncer İbrahim Salih Tuncer 7 ay önce
    Ellerinize sağlık. Çok güzel bir yazı, çok güzel bir tespit. Allah razı olsun selam ve dua ile.
  • JURNALJURNAL7 ay önce
    TÜRKİYEYİ NATODAN ÇIKARACAKLAR...AB YEDE ALMIYACAKLAR...ONLAR ÇIKARMADAN BİZ ÇIKMALIYIZ...ABADINA KURULAN BAKANLIĞIMIZIDA ESEFLE KARŞILIYORUZ...
  • durmuş başpınardurmuş başpınar7 ay önce
    Kendimize dönmek vakti. Kopyaciligi bırakıp. Kendini bilen rabbini bilir.
  • rafetrafet7 ay önce
    çok doğru.bizim dinimiz,değerlerimiz,kültürümüz,devlet tecrübemiz hem bize hem de dünyaya yeter.tabiiki bu özelliklerimizin farkında olursak.avrupa ve batı özentisi olmaktan ,dğer ülkeleri kendimizdenüstün görmekten ne zaman vazgeçip benliğimize dönersek o zaman dünyada lider ülke ve insanlar olmamız çok kolaylaşır.Gelecek ülkemiz için aydınlıktır. Allah'ın kamerası 24 saat çalışmakta ve kimin ne olduğunu en iyi O bilmektedir.Yaptıkları zulümlerin elbet bir gün hesabını vereceklerdir.İslam güçlü olduğu sürece bunların hesabını sorar.Batılılar bu dünyada olmaz ise ;Ahirette hesap verecekler.
  • Lale ZarLale Zar7 ay önce
    ...kapıda bekletildik lafindan bile igreniyorum..