TANIDIĞIM FETÖ’CÜ

10 Haziran 2017 Cumartesi

Geçen haftaki yazımda FETÖ’cü olduğunu bildiğim eski bir dostumla karşılaştığımı ve sohbet etmeye çalıştığımı yazmıştım. Merakım şuydu: FETÖ’cüler tüm rezillikleriyle açığa çıkmışken bu tanıdığımız ders ve ibret almış, bu tehlikeli örgüte karşı bir tavrı ortaya çıkmış mıydı? Ancak bu kişinin halen aynı kafada olduğunu; mantık, muhakeme, izan gibi aklî melekelerin devre dışı kaldığını görünce konuşmaya bile gerek olmadığını düşünerek sohbeti sonlandırdığımı anlatmıştım.

Bu yazım üzerine samimi bir okuyucumuz keskin kılıcı ile eleştirmiş. Dediği şu: “Bunlar vatan haini. Bunlar kanser hücresi gibi ülkemizin, insanlarımızın, dinimizin altını oymakla meşgul. Bunlar hak yiyici, yalancı, iftiracı, kumpasçı. Nasıl olur da halen açıktan hain FETÖ’yü savunan bu alçağı yargıya ve emniyete ihbar etmedin? Onun serbestçe dolaşıp zehirli faaliyetlerine devamına nasıl olur da göz yumarsın?”

Saygıdeğer okuyucumuzun FETÖ hakkında yazdıklarına aynen katılıyorum. Ancak kendisinin de dediği gibi bu aşağılık örgütün ve zombi fedailerinin en belirgin özelliklerinden biri de yalancı olmalarıdır. Diyelim ben o kişiyi ihbarda bulundum, sorguya alındı diyelim. Resmi organların önünde hemen FETÖ’yle hiçbir ilgisinin bulunmadığını, aksine şiddetle karşı duruş aldığını, kendisinin Tayyip Erdoğan hayranı olduğunu utanmadan, çekinmeden söyleyecektir. Yalan söylemede ustadırlar, gayet rahat yalanları art arta sıralarlar. Yani orada ben iftiracı durumuna bile düşebilirim.

Mahkemedeki FETÖ’cü askerlerin ifadelerine bakmıyorsunuz hiç? Neler diyorlar neler?

“DEAŞ devlet kurumunu bastı dediler, vatan aşkı ile koştum. Benim FETÖ ile ilgim yoktur.”

 Askeri birliğimde bir eşyamı unutmuştum, almaya gittim. Meğer FETÖ’cüler darbe yapıyorlarmış. Benim orada bulunmam tamamen tesadüf.”

 Düşmanla savaş çıktı dediler. Milletimizi Yunan sandım, mermileri boşalttım. (Daha sonra ülkemizden kaçabilen bir kısmı düşman dediklerine sığındılar.)

Buna benzer gülünç ifadeler, tuhaf savunmalar. Bunlar için yalan, çarpıtma artık sıradanlaşmış. O yüzden eleştirici dostumuz bizi mazur görsün.

TORBACIYA 

KARŞILAMA TÖRENİ

Sanatçı Nihat Doğan’ın tarifine göre bu ünlü kadın, torbacılıktan yani uyuşturucu satmaktan cezaevine girmiş. Fakat kendisi “Ben satıcı değil, uyuşturucu kullanıcısıyım” diyormuş.

İşte bu hanım birkaç yıl yattığı cezaevinden cezasını çektiği için tahliye oldu.

Ne var bunda?” diyeceksiniz. Ancak çıkıştaki karşılanmasını televizyon kanallarında görünce ülkemiz adına üzüldüm. Adeta medya mensupları birbirini ezer tarzda oradaydılar. İzdiham yaşandı. Bayan da iki gün sonra basın toplantısı düzenleyeceğini söylüyordu pişkinlikle.

Bu ne çürümedir böyle? Başka kahraman mı bulamadık? Uyuşturucu satıcısı veya bağımlısından kahraman mı olur? Biz yeni nesillerimize örnek olacak başkalarını mı bulamadık?

ALKOLLÜ TRAFİĞE 

ÇIKMA

Bir ay kadar önceki yazımda üstelik şimdiki hükümetimiz döneminde sessiz sedasız yapılan bir değişiklikten bahsetmiştim. Maalesef resmi ve ticari araç sürücüleri daha önce 0 alkol seviyesinde (yani alkolsüz olmak zorundalardı) iken bu değişiklikle 0,2 promil alkole kadar alkollü trafiğe çıkabileceklerdi.

Bu üzücü ve ülkemiz için zararlara yol açacak değişiklik konusundaki yazımız ne yazık ki dikkat bile çekmedi.

Aradan aylar geçince üstad Mustafa Ruhi Şirin retweet yaparak geniş çevrelere duyurdu. İki gün önce de gazetemiz yazarlarında Atilla Özdür ağabeyimiz konuyu gündeme getirdi. Bu duyarlılıklarından ötürü her ikisine de teşekkürü borç biliyoruz.

İnşallah bu konuyu ileride tekrar yazacağım. 

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

    Günün Özeti