Sinsi tehlike

19 Ağustos 2017 Cumartesi

Tahminim 2 yıl kadar önceydi. Onunla bir dost buluşmasında tanışmış, arada görüşmeye karar vermiştik. Canlı, neşeli, İslami hassasiyeti yüksek, 40-45 yaşlarında neşeli bir kardeşimizdi. Fakat meşguliyetlerden ve hızla geçen zamandan dolayı birkaç gün önce arayana kadar tekrar bir araya gelemedik.

Telefonda acilen görüşmemiz gerektiğini söylüyordu. “Arkadaş olarak değil hastanız olarak gelmek istiyorum. Büyük bir problemim var, çıkmazdayım” diyordu.

Gördüğümde tanımakta zorluk çektim. Acayip kilo almıştı. Sanki 10 yaş daha yaşlı gösteriyordu. O neşeli ve güler yüzlü insan gitmiş, dertli ve kederli biri gelmişti.

Sormadan edemedim, “Gerçekten sen o musun? Hani iki sene önce muhabbet ettiğimiz kişi misin?” 

Evet, o idi. Başarılı iş adamıyken iflâs noktasına gelmişti. Beden ve ruh sağlığı bozulmuştu. Her şey âdeta tersine dönmüştü. 

Birçok hastalığa müptelâ olmuştu: Aşırı terlemelerden yakınıyordu. Bel kayması vardı, dik duramıyordu ve ağrıdan kıvranıyordu. Uykusuzluktan şikâyetçiydi. Bazen günlerce hiç uyumadığını söylüyordu. Sonra gün boyunca uyuyor, geceleri ise uykusuz geçiriyormuş.

Aşırı uyarılmış durumdaymış. Her şeyden etkileniyor, tepki veriyormuş. “Başım bu yüzden belâya girecek diye korkuyorum. Şüpheci ve gergin oldum. Sıradan hareketlerden ve sözlerden olmadık anlamlar çıkarıyor, karşımdakini hak etmediği halde kırabiliyorum. Ne yapacağımı şaşırıyorum” diye durumunu izah etti ve ekledi: “Üstelik beş çocuğum var. İkisi ergenlik dönemine girdi. Onlara vakit ayıramıyorum. Hâlbuki bana çok ihtiyaçları olduğunu biliyorum.”

Yine devam etti dostumuz: “Günleri bile karıştırır oldum. Devamlı hayatı erteliyorum. Haftada ancak 2-3 gün dışarı çıkabiliyorum ancak. Zamanım pasif bir tarzda uyuşuk bir şekilde geçip gidiyor. Sanki yaşayan bir ölüyüm.”

Hastamız en ağırına giden ve onu perişan eden durumunu en sona bırakmıştı. “Asıl üzüldüğüm ise yalanı gayet rahat söyler oluşum ve ibadetlerimi yapamaz hale gelişim. Namaza gereken hassasiyeti göstermez oldum. Meselâ bugün cuma, inanır mısın namaza bile gitmedim. Benim gibi biri Cuma namazını kaçıracak. Olacak şey değil. Nereden nereye?”

Bu imanlı insan birden hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı. “Benim bedenim var gördüğünüz gibi. Ancak ruhum yok artık” dedi. Sonra ekledi, “Biliyor musunuz intiharı düşünür oldum.”

Dostumuzun durumu hiç iç açıcı değildi. Ondaki bu problemlere neyin yol açtığına gelince, tek bir sebep olabilirdi: Uyuşturucu veya uyarıcı madde almak. Sorduğumda doğruladı.

Maalesef ünlü ruh hekimi Sigmund Freud’un da bağımlısı olduğu kokaine alışmıştı. Madde almadan duramıyordu. Sonunda bu hale getirmişti kokain onu.

Bir arkadaşı birkaç yıl önce kokain kullanması teklif etmiş, bir defa almaktan bir şey çıkmayacağını söylemişti. “ABD’de birçok kişi kullanıyor, bir şey olmaz” demişti. 

İlk kullandığında kendini daha enerjik ve canlı hissetmişti. Ancak etkisi bir süre sonra geçiyor, o hayat dolu kişi gidiyor ve yaşamaktan bıkmış, moralsiz, halsiz ve yorgun biri oluyordu. Bu kez tekrar madde almak zorunda hissediyordu kendini. Artık dayanamaz olmuş ve yardım almaya gelmişti.

İnşallah tedavi yolunda başarılı adım atabilir. Bunun ilk şartı istekli ve azimli olmasıdır. Dostumuzun gayret etmesi şarttır.

Uyarıcı ve uyuşturucu maddeleri kullanmak dinimizce haram kılınmıştır ve kanunen de yasaktır. Bu men boşuna değildir. Bu maddeleri merak için dahi olsa denemek kesinlikle yanlıştır. Sonu ise perişanlıktır. Hem dünya hem ahiret saadeti için hüsranla sonuçlanır. 

 

  • Fatih EMLİKFatih EMLİK3 ay önce
    Sefa bey arkadaş zararlı madde yüzünden budurumda.bende de bu hasletler aynen başladı.yaş 52 oldu ama sanki 75yaştayım. benim sebebimise fetö oldu.bir oğlum Elazığda tutuklu,diğeri açıkta.maddeten çöktüm.düşenin dostu yok bilirsiniz.suçları varsa vatanına ihanetleri varsa öldürsünler. benim çocuklarım hainlik,Maraş'ın çocukları hain olabilirmi?suçları yoksada neyi bekliyor lar bayram üstü bırakmak için bilmiyorumki.? Yatanlar ak partili çoğunlukla.gezen hainlerse şekil A'da görülüyor zaten.