Sağlıklı beslenme için altın kurallar

30 Eylül 2017 Cumartesi

Beslenme şekli sağlıklı yaşamada oldukça önemlidir. Günümüzde ise yediklerimiz, içtiklerimiz bizi hasta etmektedir. Alacağımız tedbirlerle sağlıklı beslenerek sağlığımızı koruyabiliriz. İşte dikkat edeceklerimiz:

Şeker ve şekerli ürünlerden uzak durmalı. Şeker bünyemize zehir etkisi yapan zararlı bir gıdadır. Obezite, diyabet, kalp hastalıkları başta olmak üzere birçok rahatsızlıklara sebep olur. Günümüzde lezzet vermek için neredeyse bütün paket gıdalara maalesef şeker katılmaktadır. Meşrubatlar, meyve suları, kola ve gazozlar böyledir.

İçeriklerinde yüksek früktozlu mısır şurubu yazan her şeyi reddetmelidir. Bu şurup neredeyse bütün işlenmiş gıdaların içinde bulunan aşırı tatlı, çok ucuz sıvı şekerdir.

Her türlü sostan uzak durulmalıdır. Bunlar genellikle şekerli, süt ürünlü ve glütenli olur.

Şeker gibi bünyemizi etkileyen bütün unlu mamuller, makarna, bisküvi, şekerlemeler, pasta, kurabiye ve diğer işlenmiş karbonhidratlar yenmemelidir.

Patates ve pirinç pilavı da zararlı olabilen gıdalardır. Dikkat edilmelidir.

Kan şekerindeki dalgalanmalar yeme krizlerinin önde gelen sebebidir, bu yüzden kan şekeri dengede tutulmalıdır. Balık, dolaşan tavuk eti ve yumurtası, fındık, ceviz, badem, kuru bakliyat, zeytin, çekirdek, fasulye ve sebzeler, meyveler sağlıklı gıdalardır.

Yine işlenmiş konserve ve paket yiyecekleri muhtevası incelenerek tüketmelidir. Tanımadığımız veya adını söyleyemediğimiz maddeler bulunan ürünler atılmalıdır. 

Etiketinde hidrojene kelimesi geçen bütün ürünlerden de uzak durmalıdır. Bu kelime kimyasal işlemle margarin yahut katı yağ haline getirilmiş trans yağ, nebati yağ anlamına gelir. Pastaların uzun zaman bayatlamadan rafta kalmalarını sağlar ama bu yağlar kalp krizi, diyabet gibi rahatsızlıklara yol açar.

Mısır, soya, margarin gibi rafine (işlenmiş) yağlar yerine sızma zeytinyağı ve hakiki tereyağı kullanmalıdır. 

Koruyucu madde, katkı maddesi, renklendirici madde veya boya, “doğal aroma” ya da benzeri lezzet artırıcı gıdalardan uzak durmalıdır.

Suni tatlandırıcı ihtiva eden ürünleri tüketmekten kaçınmalıdır. Bunlar açlık hissi verirler, metabolizmayı yavaşlatır, bağırsakta gaz üretir ve vücutta yağ depolanmasına sebebiyet verirler.

Bir ürün bir kimya laboratuvarından değil de tarladan veya bahçeden yetişmeyse onu yiyebiliriz.

Proteinden zengin kahvaltı gün boyu tok tutmaya yardımcı olur. Yumurta, ceviz, fındık gibi gıdalar iyi protein içerirler.

Yediğimiz miktar az ve lifli, posa bırakan gıdalardan oluşmalıdır.

Yatmadan üç dört saat önce yemeyi kesmelidir. Yoksa uyumadan önce kan şekeri yükselir, o zaman da karın bölgesinde yağ birikir. Karın yağlanması ise enflamatuar hormonsal tetikleyiciler yoluyla yeme krizlerini artırır.

Ve en önemlisi: Peygamber Efendimizin buyurduğu gibi, “Sofraya acıkmadan oturmamalı, sofradan doymadan kalkmalıdır.” Aşırı ve fazla yemekten uzak durmalıdır.

YENİ BAŞKANIMIZ 

Yapılan seçimle İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına Mevlüt Uysal dostumuz getirilmiştir. Öğrenciliğinden beri tanıdığım ve başkanlığını halen yürüttüğüm Sıcak Yuva Vakfı’nda uzun yıllar beraber çalıştığımız değerli dostumuzun üzerine aldığı ağır yükte başarılı olacağına inanıyorum. Zaten kendisi sakin, çalışkan ve dürüst kişiliğe sahiptir. Kaliteli çizgisini hep sürdürmüştür. Başakşehir’de pek çok dev projeye imza atmış, ilçenin yaşanabilirliğini üst düzeylere taşımıştı.

Şehrimize ve kendisine hayırlı olmasını diliyorum.

 

  • ÇÖZÜM: DOSDOĞRU OLMAK EN DOĞRU BESLENMEDİR.ÇÖZÜM: DOSDOĞRU OLMAK EN DOĞRU BESLENMEDİR.1 ay önce
    ÇÖZÜM. DOSDOĞRU OLUP YAŞAMAKTIR. YAŞARSAK HER ŞEYİMİZ DOĞRU OLUR, SAĞLIĞIMIZI KORURUZ. Allah razı olsun hocam. Sayenizde sağlıklı besleneceğiz. Tabi dediğiniz türde beslenmeyi nasıl becereceğiz onu bilemiyorum. Her şeyin sahte (suni) olduğu bir ortamda yaşamıyor muyuz? Aldatan aldatana, kandıran kandırana sür gitsin.Bakışlarımız, duygularımız, söylemlerimiz, niyetlerimiz, üretilen tüm ürünlerimiz gibi. "Bir ürün bir kimya laboratuvarından değil de tarladan veya bahçeden yetişmeyse onu yiyebiliriz." ifadenize katılıyorum. Ama toprağa, suya ve havaya çiftçinin ne attığını unutuyorsun sayın hocam. Habersiz üreticilerimizi bir gözle de gör, yada sıradan bir vatandaş olarak sohbetlerini dinle.Gübre doğal mı? Gübre atmasa ürününü bol ve büyük alabilecek mi? İlaç atmasa ürün sebze meyve zararlılarından (böceklerinden bitlerinden kurtlarından) dolayı elde kalmaz. Bunları farz edelim görmezden gelelim. Bu şekilde direk tarladan geldiğini ve organik ayaklarıyla satılan meyve sebzeler organik olmadığı gibi hemde çok yüksek fiyatlara satılıp haksız kazançta sağlanıyor, bu yolla da köşe dönülüyor. (İstisnalar hariç). Ben gördüğümü söylüyorum. Yani diyeceğim içimiz dışımız bozulmuş. Kimin doğru söylediğini bilemez hale geldik. Helal haram kalkmış, ağızlarda birbirimizi aldatmaya yönelik kullanılıyor. Diğer söylediğiniz uyarılara bakarak yaşamaya kalksak, beceremeyiz zaten, inanın aç kalırız. Her şeyimiz sahte. İnsanın gözünün içine baka baka gerçekleri konuşuyor, anlatıyor, ama hep tersini yapıyoruz. Bana dokunmayan şeytan yoluna devam etsin, bana dokunursa açarım ağzımı veririm cevabını, verebilirsem diyoruz. Şeytan böylece yoluna devam ederken neden insanlar yanlış yapıyor, yanlışta direniyor, YANLIŞ BESLENİYOR, geleceklerini karartıyor diyerek sözde "Sağlıklı beslenme için altın kurallar" gibi çözümler üretiyoruz. Vatandaş yarına çıkmaya, ayakta kalmaya çalışırken bulduğunu yemeye çalışırken, gününü kurtarmaya çalışırken, bazıları hamuduyla beslenip rejim yaparak zayıflamazsa kalp kriziyle telef oluyor. Bazıları nasıl keyif yapacağını beceremezken, bazıları çalışmasının yani alın terinin karşılığını alamayıp zorlanırken ayakta kalmaya çalışıyor. Sağlıklı beslenme ise umurunda değil. Bu durumda olanların bir çoğu direnebilirse direniyor, direnemezsetefecinin eline, daha da olmadı kolayından kazanmak için faize, kumara, alavere dalavereye dalarak aldatmaya, hızsızlığa, adam öldürmeye, fuhşa zorlanmaya, fuhşa özen dirilmeden dolayı fuhşiyata yöneliyor.Yani vatandaşlarımız şeytanın kucağına düşüyor, düşürülüyor. Kimse kimsenin gözünün yaşına bakmıyor, neden bunu yapıyor demiyor, neden bu hale düştü demiyor, çözümü sövmekte buluyor, iyi de sövüyoruz. Vebali olanları gören yok. Çözüm kolay, ama elimizi taşın altına koymak masraflı, acıtıyor, zorluyor. ekonomiyi sarsıyor. bırak kim yaparsa yapsın, kolayımıza geliyor. Zan ile çözüm üretmek varken niye gerçekleri görüp fedakarlık yapayım, benim malımın ortağı mı, bana mı kalmış iyilik etmek, kim yaparsa yapsın, dedirten şeytana kulak vermek kolayımıza gidiyor, bozuldukça bozuluyoruz. Ama gerçekci olmamız gerekmiyor mu? Hani adımız Müslümandı, hani İslam dinini yaşayacaktık? İnsanlık bu mu? Adımız gibi olmadıktan sonra her şey boş. GERÇEKTEN İNSAN NÜFUSU ARTIKÇA İNSANLIK ÖLÜYOR. BU DÜNYADA KULLANILDIĞIN KADAR DEĞERİMİZ VAR. Yinede ümitsiz olmayalım, ümitsiz yaşanmaz. İnşallah daha iyi günlere gideriz. PEYGAMBERİMİZ(SAV) DÖNEMİNDE OLDUĞU GİBİ ASR-I SAADET DÖNEMİ YAŞARIZ İNŞALLAH. Allah yar ve yardımcımız olsun.