THY- Euroleague

Akıllı çocuk yetiştirmek

09 Aralık 2017 Cumartesi

İlkokul yıllarında parlak bir öğrenci olan bir çocuk ilkokulu problemsiz bitirdi. Bu süre içinde ödevlerini düzenli bir şekilde yapıyor ve sürekli yüksek notlar alıyordu. Sınıfındaki bazı arkadaşlarının neden zorlandıklarına akıl erdiremediğinde, ana-babası çocuğa onun doğuştan özel bir yeteneğe sahip olduğunu söylüyorlardı. 

Ancak yedinci sınıfa geldiğinde ansızın derslere ilgi duymamaya, ödevlerini yapmamaya ve sınavlara hazırlanmamaya başladı. Sonuçta notlarında hızlı bir düşüş meydana geldi. Anne ve babası onun çok akıllı bir çocuk olduğunu söyleyerek özgüvenini ayakta tutmaya çalıştılarsa da, çocuğun yeniden derslerine sarılmasını başaramadılar. Çocuğa göre, okul ödevleri sıkıcı ve anlamsızdı.  

Günümüz toplumları için yetenek, aşırı önemsenen bir unsurdur ve birçok kişi zekâ ve yeteneğe sahip olmanın -bu yeteneğe duyulan güvenle birlikte- başarının kapılarını aştığına inanır. Oysa, 35 yılı aşkın bir süredir yapılan bilimsel araştırmalar, zekâ veya yeteneği gereğinden çok vurgulamanın gerçekte insanları başarısızlık karşısında çok daha kırılgan, güçlüklere karşı koyma konusunda çok daha ürkek ve eksiklikleri giderme konusunda da isteksiz duruma getirdiğini ortaya koyuyor.  

Sürece odaklanmalı

Bu sonuç en çok, bu örnekteki gibi, okulun ilk yıllarında çaba harcamadan başarıya ulaşan, akıllı ve doğuştan yetenekli olarak tanımlanan çocukları etkiliyor. Bu tür çocuklar içten içe zekânın doğuştan edinilen ve değişmeyen bir unsur olduğuna inanıyorlar ve bu inanç da öğrenmeye çabalamanın akıllı olmaktan (veya görünmekten) daha önemsiz olduğu gibi bir duyguya kapılmalarına sebep oluyor. 

Bu inanç onların güçlükleri, yanlışları ve çaba harcama ihtiyacını bile, gelişmelerine imkân tanıyan unsurlar olarak görme yerine, benlikleri açısından bir çekince olarak değerlendirmelerine de yol açıyor ve işler artık eskisi gibi kolay olmadığında güven ve heveslerini kaybetmelerine sebep oluyor. 

Bahsettiğimiz çocuğun anne ve babasının yaptığı gibi, çocukların doğuştan sahip oldukları yeteneklerin pohpohlanması genç atletlerin ya da işgücüne katılan kişilerin güçlerini tam anlamıyla ortaya koymalarını önleyen ve hatta evlilikleri sekteye uğratan bu kafa yapısının daha da pekişmesine neden oluyor. Öte yandan, yapılan araştırmalar zekâ veya yeteneğe odaklı bir kafa yapısı yerine, (kişisel çaba ve etkili taktiklerden oluşan) «sürece» odaklanmaya ağırlık veren «gelişmeci bir kafa yapısının» insanların okulda ve hayatta başarılı olmalarına katkıda bulunduğunu ortaya koyuyor. 

Eksiklerle yüzleşmek

Zekânın değişmez olduğu inancı, insanların okulda, işte ve toplumsal ilişkilerinde yanlışlarını kabullenme ve eksikliklerini giderme konusunda gönülsüz bir tavır sergilemelerine de sebep oluyor. Sabit bir kafa yapısı iş yerinde de iletişimi engelleyebilir ve yöneticilerle çalışanların yılgınlığa kapılmalarını, yapıcı eleştiri ve önerileri görmezden gelmelerine neden olabilir. 

Kafa yapısı kişisel ilişkilerin nitelik ve sürekliliğini de etkileyebiliyor. Sabit bir kafa yapısına sahip olanlar ilişkilerinde karşılaştıkları sorunları deşme konusunda gelişmeye odaklı bir kafa yapısına sahip olanlara kıyasla daha az istekli oluyorlar.  

Çocuklara gelişmeye odaklı bir kafa yapısı nasıl kazandırılır? 

Bunun bir yolu, onlara alın teriyle kazanılmış başarı öyküleri anlatmaktır. Sözgelimi matematiğe gönül verip bu konuda olağanüstü beceriler geliştiren büyük matematikçilerle ilgili hikâyelerin gelişme odaklı bir kafa yapısının oluşmasına katkıda bulunabilir. 

Bazı anne babalar çocuklarına zekâ ve yetenekleri konusunda övgüler yağdırmanın yararlı olduğunu düşünüyorlar. Oysa yapılan çalışmalar bu yaklaşımın hiç de doğru olmadığına işaret ediyor.  Araştırmalar zekâ konusunda övgüler yağdırmanın, gösterilen çaba karşısında sırtın sıvazlanmasına kıyasla, çok daha sıklıkla sabit bir kafa yapısına katkıda bulunduğunu ortaya koyuyor. 

Anne- babalar ve eğitmenler, çabayı överek gelişmeye odaklı bir kafa yapısını yüreklendirmek dışında, beyni bir öğrenme düzeneği olarak değerlendiren somut açıklamalarla çocuklara katkıda bulunabilir.  

En yüksek not çabaya

Araştırmalar çocuğun zekâsına övgüler yağdırmanın onun çok daha kırılgan ve savunmacı bir tavır takınmasına sebep olduğunu gösteriyor. «Sen falanca konuda çok yeteneklisin» türünde değişmez bir özelliğe işaret eden belirli türde övgüler de benzer bir etki oluşturur. 

Övgü, doğru kelimelerle dile getirildiğinde, çok değerli olabilir. Çocuğun bir şeyleri yaparken yararlandığı süreç onun başarıya yol açan menzillere odaklanmasını sağlamak suretiyle motivasyonu ve güveni artırabilir.

 

YORUM YAZ