Türkiye’nin dış ticareti yeniden formatlanmalı!

02 Aralık 2017 Cumartesi

Tokat CRS Denim Fabrikası’nda Kasım ayı ihracat rakamlarını Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanımız Mehmet Büyükekşi’den heyecanla dinlerken aklım bir yandan da ülkemizin reeksport gücü ve kapasitesine takıldı!

Önce Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci’nin de katıldığı Kasım ayı toplantısında açıklanan ihracat rakamlarını yorumlayayım…

41 kere maşallah! 2016 yılı ihracatına bu yıl 142,6 milyar dolar ile 11 ayda ulaştık… Artış oranı da yüzde 10,7. Geriye dönük 12 aylık toplam ihracat da yine 10,5 artışla 155,4 milyar dolar…

Çok büyük bir sürpriz olmazsa bu yılın hedefi 153,3 milyar dolar geride bırakılacak. Yine Türkiye 11 ayda miktar bazında 105,4 milyon ton mal ihraç ederek iyi bir trend çiziyor.

Kasım ayında da ihracat yüzde 14,2 artışla 13 milyar 629 milyon dolar olarak gerçekleşti. Demek ki ihracat aşkı ve ateşi büyüyerek devam ediyor…

Diğer taraftan; TİM Başkanımız Sayın Büyükekşi’nin, “İhracatçı kur artışından rahatsız. Bizim için ideal dolar kuru 3,60 lira olmalı. İhracatçı kur artışından değil, katma değerli üretip satarak para kazanmak istiyor” sözleri de beni hakikaten oldukça etkiledi…

İşte reel düşünce, işte reel ihracatçı… İşte başkanların başkanı…

Ekonomi Bakanı Zeybekci de aynı toplantıda Türkiye’nin ihracat ile büyümesinden bahsetti. Bakan, “11 Aralık’ta üçüncü çeyrek büyüme rakamları açıklanacak. Türkiye, G-20 ekonomisi ve OECD’nin 35 büyük ekonomisi içinde bir numara olacak. Yüzde 5,1’lik büyümede ihracatın payı 3,9 puan oldu. Bu pay giderek daha da artacak” diyerek ihracat ateşini biraz daha harladı!

HENÜZ 2023 YILI HEDEFLERİ

İÇİN YAYA DURUMUNDAYIZ

Ancak bu aşk ve ateş yeterli mi hayır!

Çünkü 2023 hedefleri yolunda çok daha gayret göstermemiz gerekiyor.

İhracatı, daha genele vurursak, dış ticaretin geleneksellikten çıkarılarak daha büyük ihracat rakamları için sanki yeniden formatlanmasına ihtiyaç var… Elde ettiğimiz ihracat rakamları sevindirici, alkışlanacak durumda ancak, 2023 hedefleri için yaya konumunda!

Türkiye aslında konvansiyonel ticaretin yanında yer alacak reeksport takviyesi ile her yıl ihracatını yüksek rekorlarla kapatabilir!

Dedim ya, ihracat rakamları açıklanırken, aklım da Singapur, Hollanda, Hong Kong ve Dubai’de idi… Her biri bölgelerinde reeksport tezgâhlarını kurmuş, para üzerine para koyuyorlar…

Mesela Dubai’nin halen 300 milyar dolara yaklaşan reeksport geliri bulunuyor.

Hollanda’ya bakıyorum, ticarette bir kere komşularıyla çok yakın dirsek temasında. Hollandalı iş adamı, en uygun fiyat ve kalitedeki malları dünyanın çeşitli yerlerinden tedarik edip üretimin düşük, talebin yüksek olduğu ülkelere satıyor. Hollanda reeksport ticarette hatırı sayılır ülkeler arasında. Geçen yazımda da belirttim, ihracatının yüzde 46’sını reeksport kanalıyla yapıyor… Böylece yüksek bir dış ticaret fazlası veriyor.

Ülkenin yakın fotoğrafını çektiğimizde ise, banka ve sigorta şirketlerinin oldukça sağlam olduğu ve ticaretin bu sağlam yapı üzerinden döndüğü ortaya çıkıyor. Hollanda, ekonomisinin ana itici sektörleri nakliye, lojistik, kimya sanayi, ticaret ve hizmetler ama aynı zamanda bankacılık ve tarımda da yüksek ticaret kapasitesine ve kültürüne sahip…

GENİŞ ALANLI REEKSPORTA

İŞ DÜNYASI NE KADAR HAZIR?

Hollanda ile birlikte diğer reeksport ülkelerinin ticari mekanizmasını Türkiye penceresinde düşünürken kafam şu sorularla adeta zonkluyor:

Acaba Türkiye, Hollanda’nın Rotterdam’da hayata geçirdiği gibi Akdeniz çanağında bir reeksport merkezi olabilir mi? Madem ithalatın önüne geçemiyoruz, niçin ithalatı reeksport olarak yeterince kullanamıyoruz? Türk işadamları yurt dışında şirketler kurup, Türkiye’den ihraç ettikleri malları bulundukları ülke üzerinden diğer ülkelere reeksport yapamaz mı? Reeksportun zararlarından Türkiye kendini koruyabiliyor mu? Türkiye reeksport ticarette yer alma konusunda ne kadar gayretli? Mevzuat, kanun, tüzük yani hukuki olarak Türkiye’nin reeksport altyapısı, mevcut mu? Türkiye geniş çaplı bir reeksporta ne kadar hazır? Türkiye’deki yapı reeksporta ne kadar müsaade ediyor? Ülkeler arası ilişkileri zedelememek için nasıl bir reeksport politikası izlenmeli?

Tabi sorular bitecek gibi değil!

En iyisi bir müşahhas örnekle sorulara cevaplar arayalım, diyorum…

Dubai’de bir Türk işadamı var… Adı Hakan Bahçeci… Dubai’de bir şirket kurmuş… Dünya susam ticaretinin yüzde 15’i onun elinden geçiyor… 26 denizaşırı ofisi, deposu, işleme ve taşımacılık tesisleriyle 52 ülkeden 54 farklı gıda ürününü 82 ülkedeki 1000’den fazla müşterisine ulaştırıyor… Yılda 1 milyar dolarlık iş yapıyor… 

Belki Türkiye’nin bu kadar reeksport geliri yok!

Haberi veren de meslektaşımız İbrahim Ekinci…

Bakın bir reeksport nelere kadir!

TÜRKİYE’NİN REEKSPORT

GELİRİNİ HESAPLAMAK ZOR

Tabi burada, diğer ülkelerin ne yaptığı değil, daha çok bizim ihracat alanında neler gerçekleştirebildiğimiz önemli…

Ülkemizin reeksport gelirlerini düzenli, tam olarak belirlemek mümkün değil. Merkez Bankası kayıtlarındaki transit ticaret gelirleri diye geçen bu kalem henüz ihracatımızın yüzde 1’ine bile yaklaşmadığını gösteriyor…

Türkiye’nin dünya ticaretinde birinci lige çıkması, konvansiyonel ticaretin yanında reeksport gibi alternatif ama ihracat artışını fişekleyecek yeni ticaret alanlarında boy göstermesine bağlı olduğu apaçık artık ortada!

Dolayısıyla ülkemizin 2023 yılı hedefleri çerçevesinde dış ticaret vizyonunun, reeksportu da öngörecek şekilde çağa uygun yeniden düzenlenmesi gerekiyor.

Bekliyoruz ve diğer taraftan da uygulamalarını görmek istiyoruz…

 

YORUM YAZ