THY - Ramazan

Türkiye risk primini düşürmek zorunda!

04 Şubat 2018 Pazar

Bir önceki yazımda zayıflayan dolardan bahsetmiştim, ama okuyucularımdan hemen tepki aldığımı gördüm. Haklı olarak “Zayıf dolar buysa, güçlüsü ne olur?” diye bana açıktan hesap sordular...

Eyvallah! Sınırlı satırlarda doların güçlü mü, zayıf mı olduğunu anlatmaya kalkarsam herhalde sıkılırsınız. Gerçek şu ki dolar endeksi 90’ın altında (88.40) zayıf görünümünü sürdürüyor. Bu durum bir müddet daha devam edecek.

Konuyu açma adına dünkü yazımda 2017 yılına ait dış ticaret verilerine temas etmiş ve ortaya çıkan açığın tehlikesine değinmiştim… Devamında da doların zayıf seyrinden istifade edilmesi gereğini yazıma taşımıştım…

Evet, gelişmekte olan ülke ekonomilerinde zayıflayan dolar sebebiyle belirgin iyileşmeler gözleniyor. Bu ülkeler 2018 yılına iyi başladı. Şimdi bünyelerindeki hukuki, siyasi ve ekonomik atıkları temizleyerek risk primlerini iyileştirme gayretindeler.

Fakat bu arada emtia fiyatları da yükselişte. Bunun anlamı maliyet enflasyonu ve yükselecek faizler… Tabi ki emtialar arasında en önemlisi petrol. Goldman Sachs’ın petrol ile ilgili iddiası hakikaten can sıkıyor. Petrol ilk 3 ayda 75 dolar, ardından altıncı ayda 82,5 dolar olduğunda, bizim gibi petrole bağımlı ülke ekonomilerinin işi zor!

AÇIĞIN YÜKSELMESİ 

İYİ FOTOĞRAFI BOZAR

2018 yılı ilk ayına ait verilerde yüzde 108,54 arttığı gözlenen dış ticaret açığının Türk Lirası’nı olumsuz baskılayacağı ve kırılganlığı artıracağı kaygılarımı yeniden dile getirmek istiyorum. Çünkü Aralık 2016’da ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 69,4 idi. Aralık 2017’de bu oran yüzde 60,1’e geriledi. Ocak 2018 itibariyle ise bu oran yüzde 57,9. Yani ihracat elbette artıyor, seviniyoruz. Ancak ithalatın artış hızı daha fazla. Dolayısıyla dış ticaret açığında ivme kazanan olumsuz bir trend söz konusu.

Şayet bahsettiğim fotoğrafta düzelme olmazsa, dünyada dolar ne kadar zayıflarsa zayıflasın, bizde yükselir… Dolar önce enflasyonu, enflasyon da faizleri tetikler… Sonra da iyimser tablo bozulur

Bakınız, gelişmekte olan ülkeler arasında Arjantin’den sonra risk primi en yüksek ikinci ülke Türkiye... Arjantin’in risk primi 232,33, Türkiye’nin 164,9… Üçüncü Güney Afrika’nın 144,14, Brezilya’nın 143,44, Rusya’nın 106,56… Türkiye risk primini mutlaka düşürmek zorunda.

Hükümet kolları sıvamış görünüyor, ama onlar da reformların etkisini merak etmiyor değil! Yatırım Ortamını İyileştirme Reform Paketi, Plan Bütçe Komisyonu’nda hararetle tartışılıyor. Kanunun yürürlüğe girmesiyle bürokrasiyi azaltacak,  gereksiz maliyetleri düşürecek bir reform paketi hayata geçecek... Bu paket yatırımlara ikinci kez can suyu olacak, yatırım yapmaya teşvik eden uygulamalar birbirini takip edecek. Ayrıca Katma Değer Vergisi Kanunu ile ilgili yeni düzenlemeler de son aşamada. İnşallah Afrin Zeytin Dalı Harekatı’yla haklılığını tüm dünyaya gösterip göz kamaştıran Türkiye, hayata geçireceği yapısal reformlarla risk primini de düşürecek ve yurt dışı yatırımlarını daha da artıracak…

MERHUM İBRAHİM ÇAĞLAR’A 

ANLAMLI BİR HEDİYE

Sırası gelmişken İstanbul Ticaret Odası’nın (İTO) önemli bir projesinden bahsetmeden geçemeyiz… Proje bugün ete kemiğe büründü bir merkez oldu. Türkiye’nin değerine değer katacak “Bilgiyi Ticarileştirme Projesi” bir bayrak gibi şimdi burçlarda… Hizmete başladı. İTO Bilgiyi Ticarileştirme Merkezi (BTM) startup’larla ilgili başvuruları almaya devam ediyor. Bilgiyi Ticarileştirme Merkezi faaliyetlerini “Girişimcilik ve Ticarileştirme Ofisi”“İş Geliştirme ve Yenilikçilik Ofisi” ve “Marka ve Patent Ofisi” birimleriyle yürütüyor. Merkez, ön kuluçka ve kuluçka  niteliklerini taşıyan “Bilgiyi Ticarileştirme Atölyesi” ve “Yeni Doğan Şirket Ünitesi” ile startup’lara ihtiyaçları olabilecek her türlü imkânı sunuyor.

İşte 11 Aralık 2017 tarihinde aramızdan ayrılan İTO eski Başkanı, TOBB Başkan Yardımcısı merhum İbrahim Çağlar’ın en fazla değer verdiği projelerden biri buydu... İbrahim Çağlar hayatı boyunca Peygamber Efendimiz’in “İlim Müslümanın kaybolmuş malıdır. Çin’de olsa bile gidip alır”, “Veren el, alan elden üstündür”, “Kuvvetli mü’min, zayıf mü’minden hayırlıdır” sözlerini şiar edindi. Çalışmalarıyla da bunu gösterdi.

Kıymetli Başkanımız İbrahim Çağlar’a biz de yeniden Rabbimden rahmet ve mağfiret, ailesine, yakınlarına, dostlarına, sevenlerine, yarenlerine ve çalışma arkadaşlarına başsağlığı niyaz ediyoruz…

Dolayısıyla Türkiye’de her alanda kaliteyi artıran ve risk priminin düşürülmesine katkı veren ve birçok gelişmenin önünü açan merhum İbrahim Çağlar’ın adı2 Şubat Cuma günü törenle Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin (TOBB) İstanbul’daki hizmet binasındaki konferans salonuna verildi. Törene bizzat ben de davet üzerine katıldım. TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun ifadeleriyle “İbrahim Çağlar, 57 yıllık ömrünü hayırla, iyiliklerle geçirdi. İnşallah ahirette de kazananlar arasına girdi”…

Özellikle törende aşr-ı şerif okuyup dualar eden Kâğıthane Müftümüz Mevlüt Haliloğlu’nun hem kişi başı milli gelir, üretim ve istihdamın artırılması üzerine hem de Türkiye’nin ekonomik, siyasi, ticari, kültürel ve sosyal kalkınması adına yaptığı güzel duaya başta İTO Başkanımız Öztürk Oran, Kıymetli Başkan İbrahim Çağlar’ın kerimesi (kızı) Dilanur Bulut, oğlu Mehmet Çağlar başta olmak üzere törene katılanların can-ı gönülden buğulu gözlerle “Amiin” diyerek iştiraki, merhum İbrahim Çağlar için anlamlı güzel bir hediye oldu.

Ya Rabbi, bizleri de Kıymetli Başkanımız İbrahim Çağlar gibi vatanına, bayrağına, milletine, dinine ve ailesine hizmet edenlerden eyle!

 

YORUM YAZ