Türk Lirası güçlüyse sen de güçlüsün!

13 Ocak 2018 Cumartesi

Türkiye’nin, İran’a yönelik ekonomik ambargoyu kırıp Amerikan oyununu bozmasının; muhteşem Halk Bank operasyonuyla gerçek kimliğine döndüğünü, ancak bölgesinde ve dünya konjonktüründe daha da güçlenmesi için Türk finansal sisteminde yer alan zayıflıkların varlığı kabul edilerek, tedbirler alınması gerektiğini bir önceki yazımda belirtmiştim…

Bir kez daha hatırlatıyorum: ABD’nin Halk Bank davasındaki duruşu ve verdiği mesaj; İslam coğrafyasında kendine rakip olarak büyüyen Türkiye’ye “Buraların ve dünyanın hakimi benim” diyerek pazusunu göstermesinden başka bir şey değil!

Dava, ABD’nin Türkiye’ye karşı rahatsızlığının son hamlelerinden biri. Türkiye’nin sadece İslam coğrafyasında değil, tüm dünyada mazlum milletlerin sesinin olması da Amerika’nın sinirlerini bozuyor.

Diğer taraftan doğudan batıya, kuzeyden güneye 21’inci yüzyılın enerji merkezi olma potansiyeli yüksek Türkiye, dünyada petrolün yüzde 30’una yakınını tek başına tüketen ABD ile müttefiklerini rahatsız ediyor. Yine Türkiye’nin, birçok ülkenin sapır sapır döküldüğü 2008 küresel krizini Türk halkının fedakârane destekleriyle az hasarla atlatması da ABD’yi ciddi şekilde düşündürüyor, şaşkına çeviriyor…

Halk Bank davası, ABD’nin mel’un hukuki ayağı… ABD bugün ülkesinde yürüttüğü FETÖ destekli Halk Bank davasıyla, Türkiye’yi ceza aldırıp dünya kamuoyunda küçük düşürme ve ekonomisini bozma gayretinde… ABD’deki bu rahatsızlığın siyasi, finansal, ekonomik ve askeri ayakları da eş zamanlı olarak halen işliyor… Askeri ayakta, Suriye’de PKK’ya Türkiye sınırında 100 binlik kişilik bir ordu kurmaya başlayan ABD, diğer kumpaslarını da uygulamak için fırsat kolluyor! Dolayısıyla ABD, her alanda Türkiye’yi sıkıştırmaya devam edecek.

TÜRKİYE, BÖLGESİNİN DEV ÜLKESİ

Artık iyice ortaya çıktı ki, ABD ile büyük diye tarif edilen güçlerin, Halk Bank davası gibi hukuki açıdan sonuç alınması zor olan böyle küçük bir olaya kurtarıcı gibi sarılmaları; aslında bu devletlerin dünya nezdinde ne kadar küçük olduğunu da gösteriyor.

Diğer taraftan Türkiye’nin özellikle son dönemde FETÖ, PKK ve DAEŞ başta olmak üzere hukuki, askeri ve ekonomik bunca yıpratmalara rağmen İslam coğrafyasında ve mazlum milletler nezdinde giderek büyüyen ve güçlenen bir ülke olması da son derece olumlu ve sevindirici bir hadise…

Binaenaleyh, ABD’de devam eden Halk Bank davası Türkiye’ye hakikaten zarar verdi, vermeye de devam ediyor. Ancak davanın “İyi ki böyle bir bela ile karşılaştık!” dedirtecek kadar da faydalarının olacağını tahmin ediyorum... Rabbime sığınarak, şer bildiklerimizde hayır, hayır bildiklerimizde şer olabileceğine inanıyorum…

TÜRKÇE’NİN HAKKI NE ZAMAN VERİLECEK?

Bugün Adriyatik Denizi’nden Çin Seddi’ne kadar Türkçe konuşuluyorsa, bu hinterlantta Türk Lirası’nın da geçerli olması, hatta rezerv para olarak kullanılması gerektiğini, Halk Bank davası ile daha iyi anladık…

Artık biliyoruz ki, güçlü bir Türk Lirası demek, güçlü Türkiye anlamına geliyor… Türkiye sınırlı parasal özerkliliğini tam bağımsızlığa ulaştırma yolunda çaba sarf etmek zorunda…

Bakınız milli finansal güvenlik, milli savunmamız kadar önemli… ABD gücünü dolardan alıyor. Bizim de gücümüzü Türk Lirası’ndan alan politikaları yürürlüğe koymanın zamanı geldi de geçiyor…

Özellikle dünyanın her alanında kullanılabilecek altına dayalı, sanal güce sahip, dünya para sistemini iğfal etmeye çalışan kripto paralara karşı da mücadele edebilecek yeni bir para sistemine ihtiyaç var!

İkinci olarak, bugün Halk Bank’a, Ziraat Bankası’na, Vakıf Bank’a saldıranlar yarın Türk finansal gücünü rahat bırakmayacak... Şimdi kamu – özel birlikteliğiyle her yönden korunmuş milli Türk finansal gücünü oluşturmak zorundayız. Türk finans gücünü; yatırımlarıyla, mevduatıyla, katılım müesseselerini baş tacı eden banka ve piyasa temelli mali yapısı ve ileri teknolojisiyle yüksek operasyonlar yapabilecek bir yapıya kavuşturmanın tam zamanı…

SARRAF VE ATİLLA HAKAN NİÇİN ABD’YE GİTTİ?

Türkiye bugün asli dinamiklerinden aldığı güçle düşmanlarına karşı ekonomik, siyasi ve hukuki alanda şerefli bir mücadele veriyor…

1000 senedir devleti ebed müddet şuuruyla yürüyen Türk devletleri hedeflerinden hiç şaşmadı… Türkiye de şaşmıyor… Dostlarıyla hemhal oluyor, düşmanlarına aman vermiyor.

Yine söylüyorum; bugün ABD’de Halk Bank davası da Türkiye düşmanlığı üzerine oturtulmuş bir kumpas! Her oturumda yeni yeni düzenler kurularak Türkiye’nin başına çoraplar örülmeye çalışılıyor…

Dolayısıyla “Rıza Sarraf ve Atilla Hakan niçin ABD’ye gitti?” diye belki şu ana kadar mahkemede bile konuşulmayan yorumlar yaparak kamuoyu zihnini bulandırmak Türkiye’nin yararına değil bilakis kumpasçıların eline yeni silahlar vermek anlamını taşıyor.

Bizim için kumpas niteliğinde olsa bile, süren bir mahkemeye hangi makamda veya görevde olunursa olunsun, işin aslını astarını bilmeden yorumlarla müdahil olmak sizce insani ve vicdani midir? Bunun yalancı şahitlikten farkı nedir? Bu zamana kadar Rıza Sarraf ve Atilla Hakan ile ilgili kim yorum yapmış da tutturmuş, yapılan yorumlar Türkiye’ye ne kadar destek olmuş, asıl buna bakılmalı!

Sonra akıl yürütmeler, şahsi düşünce ve zanlar üzerinde hareket etmek ne kadar ahlaki ve İslami… Bu tür teşebbüslerin ve yorumların Müslümanlığın esas, kaide ve usullerini bilmeyenler tarafından yapıldığına artık ben de inanmaya başladım!

 

YORUM YAZ