THY - Ramazan

“Sen misin dolarıby-pass eden!”

10 Ocak 2018 Çarşamba

Bir Türk atasözü var: Paranın yüzü sıcaktır diye…

İstisnalar kaideyi bozmaz belki, ancak insanoğlu menfaati gereği her zaman paranın tarafında yer almış, genellikle parayı ve gücü tercih etmiş!

Devletler de öyle... Ülkeler arasındaki ilişkiler tamamen menfaat üzerine kurulu. Menfaatin bittiği yerde ilişkiler de sona eriyor…

Türkiye’nin bugün ABD ile yaşadığı Halk Bank davası da aynen bu şekilde! Bakınız ABD ne diyor: “Bu dünyada benim dolarım, benim gücüm geçer. Başka bir para ve güçle hiç kimse parmağını bile kımıldatamaz, oynatamaz…”

Uluslararası rezerv paraların durumuna baktığımızda zaten ABD’nin baskın fotoğrafını görüyoruz… 2016 yılı Ekim ayından bu yana doların rezerv oranı yüzde 41,73… İkinci para birimi avronun rezerv ağırlığı yüzde 30,93… Çin para birimi yuanın yüzde 10,92... Dördüncü sıradaki Japon yeni yüzde 8,33 ve İngiliz poundu yüzde 8,09’luk bir payla rezerv para meydanında yerlerini koruyor.

KOVBOYUN HASIM GÜÇ HASTALIĞI!

Kovboy ABD’nin bir hastalığı var… Özellikle ekonomik ve askeri alanda kendisine karşı bir hasım, bir bölgesel güç gördüğünde onu yok etmek için elinden gelen her şeyi yapıyor! 

Önce ekonomik yönden o gücün ellerini kollarını bağlamaya çalışıyor! Sonra ekonomik, siyasi ve demografik sinir uçlarına dokunuyor ve savunma sistemini bozmak için kumpaslar kuruyor… Biraz daha ileri giderek o gücün kapsama alanında terörizmi yayıyor… Baktı olmadı, darbe seansları gerçekleştiriyor. Bu da olmazsa, o gücü başka bir güç ile savaştırıyor…

Herkes yazdı, çizdi… Fikrini ortaya koydu… Halen kalemşörler yorumlarına devam ederken ben de Halk Bank davası konusunda bir iki kelam etmek istiyorum…

Biliyoruz ki, ABD epeyi zamandır, Türkiye’yi hedef tahtasına koymuş... Çünkü Ortadoğu’nun ve İslam dünyasının liderliğine soyunduğu iddia edilen Türkiye, ABD’ye göre uluslararası ticaretini Türk Lirası ile yapma peşinde... Dahası Rus parası rubleye daha sıcak.

Türkiye’nin başını dolaştırmak için saydığım sebepler bile ABD için kâfi… İşte başımızın üzerinde Demoklesin kılıcı gibi sallanan FETÖ destekli Halk Bank davası bu sebeplerin eseri… New York Savcılığının dava ile ilgili bir hafta önce açıkladığı iddianamesinde Halk Bank’a ve daha doğrusu Türkiye’ye tehdit içeren, “ABD’yi çiğneyerek ambargo altındaki ülkelerle ticaret yapamazsın… Dış ticaretini de dolarla yapmak zorundasın!” mealindeki ifadeleri de bu gerçeği açıkça gösteriyor…

CESUR OLUN, HİÇBİR ZAMAN KORKMAYIN!

Öncelikle ne oldu da Amerika, Türkiye’yi karşısına aldı?

Buyurun, işte Türkiye’nin başına büyük bir çorap örülmeye çalışılan Halk Bank davasının hikâyesi…

Yıl 2010… ABD, dış ticaretinde 100 milyar dolarlık bir bozulma iddiasıyla Türkiye- İran-Hindistan arasındaki petrol ve doğalgaz alışverişinde “dolar devre dışı bırakılıp yerli para kullanıldı” bahanesiyle Türkiye’yi hedef tahtasına koyuyor. Önce İran’a yapılmasını istediği ambargoyu Birleşmiş Milletler’e taşıyor, ancak istediğini alamıyor.

Sonra kendi senatosunda tek taraflı bir karar alıyor ve söz konusu üçlü ticareti “kara para aklama” olarak adlandırıyor.

Bu kadarla kalmıyor… Türkiye, İran ve Hindistan ile birlikte İran’dan petrol alan diğer ülkelere gönderdiği heyetler vasıtasıyla baskı diplomasisi uyguluyor… Tabi ilk tehdit Türkiye’ye… Halk Bank başta ticarete müdahil olan diğer ülkelerin banka yöneticilerini yurt dışına çıktıklarında tutuklayabileceği uyarısında bulunuyor… Dönemin Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan ise, Türkiye’yi Birleşmiş Milletler kararları ilgilendirdiğini, ABD Senatosu’nun tek taraflı aldığı kararın Türkiye’yi bağlamadığını açıklayarak, işlerin cesurca takibini istiyor…

ABD’NİN YAPTIRIM KİLİDİNİ TÜRKİYE KIRIYOR

Bu dönemde Türkiye- İran arasındaki ticaret hacmi kısa zamanda 11 milyar dolara ulaşırken ve iki ülke arasında yapılan görüşmelerle bu rakamın 35 milyar dolara çıkarılması konusunda yüksek gayretler gösteriliyor.

Fakat Hindistan ABD’den çekindiği için ithal ettiği petrolün parasını İran’a veremiyor. Türkiye, Halk Bank’ın TL hesapları üzerinden İran’dan ithal ettiği petrol ve doğalgaz parasını öderken, Hindistan’ın İran’a olan 5 milyar dolarlık borcunu da karşılıyor. Ardından İran, Hindistan’a durdurduğu petrol sevkiyatını yeniden başlatıyor.

Uluslararası denetime açık ve BM kararlarına uygun olan söz konusu bu ödemeler 2011-2013 yılları arasında devam ediyor… Söz konusu operasyonla Türkiye ithal ettiği altınlarını da uluslararası kararlar çerçevesinde ihraç ediyor ve bir yandan da cari açığının düşüşünü sağlıyor… Ardından ABD baskısıyla Birleşmiş Milletler kararları tersine İran’a yaptırım başlatan Avrupa Birliği’ne rağmen Türkiye cesur uygulamalarıyla ABD’nin bölgedeki ambargo kilidini kırmış oluyor.

“Sen misin doları by-pass eden!” diyerek Türkiye’ye her alanda savaş açan ABD, “Kötü komşu mal sahibi yapar” misali aslında Türkiye’nin bölgesinde milli dirilişine bir bakıma katkı veriyor!

Bundan sonraki ambargo ağırlıklı yazımda Sarraf ve Halk Bank davasını safha safha işlerken davanın vereceği zarardan ziyade, Türkiye’nin kazançlarını bir bir sıralayacağım…

 

YORUM YAZ