Ne çekiyorsak, “Yan gel yat”çılardan çekiyoruz!

01 Kasım 2017 Çarşamba

Cumhuriyet Bayramı’nın 94’üncü yıldönümü münasebetiyle 29 Ekim Pazar günü “Arkadaş, biz bu 500 milyar doları yakalarız!” başlığı altında ülkenin ekonomik olarak ileriye dönük daha iyi yerlere geleceğini ve en azından böyle bir gayreti gördüğümüzü ifade eden bir makale kaleme almıştım…

Okuyucularımızdan gelen müspet ve menfi tepkileri de takip ettiğimde “İyi ki bu yazıyı yazmışım!” dedim…

Hele bir okuyucumuzun “500 milyar dolar ihracatı hayal eden, 650 milyar dolar borçlu ülke” yorumunu görünce gerçekten şaşırdım ve çok da üzüldüm!..

Evet, Türkiye’nin potansiyeli aslında çok daha yüksek…

Bırak 500 milyar doları, arkasından 650 milyar dolar ihracatı da yakalar, 10-15 yıl içinde 1 trilyon dolar ihracata da bana mısın demez!

Enseyi karartmanın hele hele ümidi kesmenin hiç anlamı yok!

Bu durumda siyasetçisi, bürokratı, gazetecisi, şunu, bunu hangi kesimden olursa olsun, yıllarca fren koya koya, ülkeyi ticaret yapamaz hale getirmeye uğraşan “Yan gel yat”çılar utansın, derim…

Ne çekiyorsak bu “Yan gel yat”çılardan çekiyoruz!

***

Evet, aslında bu işler o kadar da zor değil…

Hedef belirlemek önemli…

Ülke olarak 500 milyar dolarlık hedefi belirlersin…

Elinden gelen bütün imkânları seferber edersin…

Altyapını kurarsın…

Finansını, istihdamını, üretimini, pazarlamanı, lojistiğini ayarlarsın…

Yola çıkarsın…

Ha! 500 milyar dolar olmaz 300 milyar dolar olur…

O olmaz başka şey olur…

Bugün 155’in üzerine bir 5, ardından bir 10, daha sonraki senelerde 50, 100 milyar doları ekleyiversen kötü mü olur!

Böyle güzel bir gayret ve azimle yola çıkmak, bu yolda mücadele vermek daha önemli değil mi?

Tamam, hiçbir şey yapmadan oturalım o zaman!

Elimizi bırak, parmağımızı bile kıpırdatmayalım!

“Yan gel yat Osman!”…

Ohh, ohh, ne güzel, ne iyi…

Peki, elindeki 155 milyar dolarlık ihracatı da kaybedersen, ne yapacaksın!

İyi mi olacak!

İşte o vakit Türkiye’nin anası ağlar!

***

Bu ülkenin her ferdi, ataleti bırakıp “Ben bugün Türkiye’me kaç lira, kaç dolar kazandırdım”, en azından “Şu topraklarda tükettiğim kadar ülkeme bir faydam oldu mu?” diye oturup kendisine her gün hesap sorması gerekmez mi?

Sonra bir okuyucumuz da Allah sağlık afiyet versin, ima yollu, “Dış borç ne kadar usta?” diye soruyor…

Daha geçen yazıda ifade ettim…

Özel sektörün 300 milyar dolar borcu var. Kamu net borç stoku da 2017 yılı ilk çeyreğine göre 218,9 milyar lira olarak gerçekleşti. Stokun milli gelire oranı da yüzde 8,4 oldu. AB tanımlı genel yönetim borç stoku ise 732,8 milyar lira, bu rakamın milli gelire oranı da yüzde 28,3…

Peki Avrupa Birliği ülkelerinin toplam borç oranı ne kadar olduğunu biliyor musunuz?

Söyleyeyim…

Tamı tamına ortalaması yüzde 83,5… Avro Grubu’nda yüzde 89,2…

Yüzde 100’leri çok çok aşmış İtalya, Portekiz, Yunanistan’ı bir tarafa bırak, NATO’nun merkezi Belçika’nın borcu bile gayri safi yurtiçi hasılanın yüzde 104’ünü geçmiş…

İspanya’nın yüzde 99, Fransa’nın yüzde 96…

Burnundan kıl aldırmayan İngiltere’nin dahi kamu borcu yüzde 89 seviyesinde…

En iyi durumda Almanya… Onun da borcu yüzde 68’lerde…

Yüzde 68 nerede, yüzde 28 kamu borcu olan Türkiye nerede!

Bence iyi hesap edin, derim…

İşte bu rakamlar, aslında gelecekte dünyanın 10 büyük ekonomilerinden biri olacak Türkiye’nin ayak sesleri…

Bu ülke yeniden yapılanıyor… Yeniden kuruluyor!

Sadece tek eksiğimiz var… Genel anlamda, geniş perspektifte proje bazlı ve planlı çalışamıyoruz!

Mesela tam teşekküllü bir sanayi envanteri, ağyarını mani, efradını cami bir tarım politikamız maalesef yok!

***

Ancak, diğer taraftan tasarım, Ar-Ge ve inovasyonda hızla ilerleyen Türkiye’nin ihracat kalemlerine baktığımızda toplam büyümede özellikle teknoloji ürünlerinin ihracat oranı giderek artıyor…

Eylül ayında dış ticaret açığımız yüzde 85 artarak 8.1 milyar dolar olmuş. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2016 Eylül ayında yüzde 71,3 iken, 2017 Eylül ayında yüzde 59,3’e gerilemiş. Aylık bazda ihracat yüzde 5,4, ithalat ise yüzde 26,3 artmış…

Tamam, bir şey demiyoruz… Evet, bir geçiş dönemindeyiz…

Ama değineceğimiz birkaç önemli husus var…

2017 Eylül ayında ileri teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri toplam ihracatındaki payı yüzde 3,9, orta ileri teknoloji ürünlerin payı da yüzde 35,6 olmuş…

Toplam ihracatta imalat sanayi ürünlerinin payı yüzde 93,3. İmalat sanayi ürünlerinin toplam ithalat içindeki payı yüzde 82,3, ileri teknoloji ürünlerinin payı yüzde 14,6, orta yüksek teknolojili ürünlerin payı yüzde 40,9 olsa da, özellikle ihracat ayağında verdiğimiz imalat sanayi ve ileri ve orta ileri teknoloji ihracatıyla ilgili rakamlar, günümüz Türkiyesi için azımsanmayacak kadar önemli olduğunu bilmemiz gerekiyor!

Özellikle gerek küresel ve gerekse bölgesel olumsuzluklarla belki şu an olumsuz gibi görünen Türk ekonomisinin, bölgesinde istenmeyen siyasi gelişmelere rağmen daha iyi bir çıkış için güç topladığını da hiç unutmamamız lazım!

İşte, Bakü – Tiflis – Kars Demir İpek Yolu projesi… 3. Havalimanı projesi… Savunma sanayi ihracatındaki dikine artış... Enerji alanındaki dev hamleler, bölgesel kalkınmaya yönelik yatırımların ihracatın artışına ve dış ticaret dengesinin lehimize döneceğinin önemli atılımları olarak dikkat çekiyor!.

***

Ekonomide zaman zaman ikaz anlamında eleştiriler yapıyoruz…

Bundan da hiç çekinmiyoruz!

Eleştirilerin milletimizi bilgilendirmek ve birlik ve beraberliğin içine katmak adına hakkımız olduğunu düşünüyoruz!

Ve biliyoruz ki, bu eleştirileri, bu tenkitleri milletimizin, devletimizin ve ülkemizin selameti için dile getiriyoruz!.

 

  • Hy-hyHy-hy22 gün önce
    Ne yiyip-içtiysen bende istiyorum.Mesela asgari ücreti 1500 usd,emekli maaş ortalaması 1300-1400 usd olan,işsizlik% 5'ten az olan,eski hesaplama yöntemi ile % 8-10 yıllık büyüyen,ihracatı ithalatından fazla veren,yüksek teknoloji üreten,dış borcu olmayan,halkı yurtdışında tatil yapan,eğitimde ve bilimde üst sıralarda yeralan,uçak ve uçak gemisi,uzun menzilli balistik füze yapan,nükleer enerjisi ve gücü olan,madenlerini işleten emperyal bir devlet olmayı istiyorum ama olmuyor,o maddeden lütfen bana gönder......