THY - Trabzon

Kızılelma’ya etkin bir para birimi şart!

10 Şubat 2018 Cumartesi

Enflasyonu düşürmek, dış ticaret açığını frenlemek ve ekonomiyi risklerden uzak sürdürülebilir hale getirmenin yolu sadece faiz koridorlarından geçmiyor. Etkili bir enstrüman daha var…

Bu enstrümanla bir taraftan paranızın gücünü artırırken diğer taraftan giderek iyileşen sağlıklı ekonomik bünyeye kavuşuyorsunuz, risklere geçit vermiyorsunuz…

Söz konusu yöntem öyle bir anahtar ki, ülkeniz uluslararası alanda da daha etkin ve güçlü hale geliyor…

Açıkçası, rezerv paradan, ona sahip olanların gücünden söz ediyorum…

Bilindiği üzere, ülkelerin merkez bankaları veya uluslararası finans kuruluşları varlık portföylerini oluştururken işlemi kolay olduğundan bu paraları öncelikli olarak kasalarında tutarlar ve ekonomilerini risklere karşı korurlar…

Küresel para savaşlarının sıcak çatışmalara döndüğü günümüzde, söz enflasyondan ve dış ticaret açığından açılmışken rezerv para konusunun kaçınılmaz bir hal aldığı ve mutlaka gündeme alınması gerektiği ortada…

Rezerv paralar aslında ekonomide imparatorluğunun kanı - canı mesabesinde… Güçlülüğün simgesi siyasi, askeri yapılar gibi görünse de bu yapıları besleyen en önemli argüman... Dünyada hakimiyetin yolu paradan daha doğrusu rezerv paradan geçiyor… Portekiz, İspanya, Hollanda, Fransa ve İngiltere’nin para birimlerinden sonra rezerv para silahını eline alan ABD doları giderek popülaritesini yitirse de uluslararası alanda hâlâ gücünü herkese kabul ettiriyor.

KONJONKTÜR TÜRKİYE LEHİNE İŞLİYOR

Kur riski, dış ticaret açığı ve sürdürülebilir bir enflasyonda sıkıntılar yaşayan Türkiye, bugün ve gelecekte yine rezerv paraların rüzgârlarıyla mı savrulacak, yoksa bu gidişata bir dur denilecek mi, bilinmez ama düşmanın silahıyla silahlanacaksak, bu rezerv para silahını en yakın bir zamanda elde etmemiz gerekiyor.

Elimizdeki potansiyel yüksek… Şöyle ki, Türkiye, Azerbaycan, Türkmenistan, Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan, başta olmak üzere, Rusya, Çin, İran, Moldavya, Ukrayna’da (Kırım) bulunanlar dahil dünyada 250 milyon Türk yaşıyor… Diğer taraftan Adriyatik’ten Çin Seddi’ne kadar olan bölgede Türkçe hakim dil. Ayrıca dünyada Türkiye’nin liderliğine itiraz etmeyecek tam 2 milyarlık bir İslam alemi doğuyor…

Hani Afrin’e harekât düzenleyen askerlerimizden bir kahraman, “Hedef neresi?” diye sorulduğunda, “Kızılelma!” cevabı vermişti ya, işte Kızılelma ekonomide de ete kemiğe bürünmeli, diye düşünüyorum…

Evet, Kızılelma bir ülküyse, bu ülkünün bir de rezerv parası olmalı, değil mi!

DIŞ TİCARETTE DOLARIN 

AĞIRLIĞI AZALIYOR

Buradan açıkça beyan ediyorum… Türkiye ile ticaret yapmak isteyen ve Türkiye’yi seven gelişen ülkeleri de hesaba kattığımızda aslında dünyanın yarısıyla yerli para cinsinden ticaret ağı oluşturulabilir…  

Ekonomi Bakanlığı’nın yerli para ile ticaret konusunda çalışmaları var... Ama Kızılelma stratejisiyle bir çalışması var mı orasını bilemiyorum.

Bakanlık özellikle halihazırda ithalatı yüksek firmalara ticaretlerinde Türk Lirası kullanımı konusunda destek veriyor ve söz konusu ülkelerin kamu bankaları ve diğer ticari bankaları aracılığıyla yerel paralarla ticareti mümkün kılacak ödeme mekanizmaları geliştiriyor.

Dolayısıyla bugün ithalat ve ihracatta Türk Lirası kullanımı hızla artıyor. 2017 yılında yakaladığımız 157 milyar dolarlık ihracatın 14 milyar dolardan fazlası, 234 milyar dolarlık ithalatın 17 milyar doları Türk Lirası ile gerçekleştirildi. Bu arada hatırlatayım, dış ticarette doların ağırlığı azalırken avronun ağırlığı artıyor.

Gelişmeler güzel, ancak dış ticarette daha fazla Türk Lirası kullanılması için yapılması gereken önemli işlemler de var… Öncelikle Türk Lirası’nın ticaret yapılan ülke para birimleri karşısında kur cinsinden sabitlenmesi, kur riskinin iyi hesap edilmesi ve merkez bankaları arasında swap (değiş/tokuşta döviz veya faiz sözleşmesi) anlaşmalarının yapılması lazım. Türk Lirası ile ticaret ithalat gerçekleştirdiğimiz ülkeler ile olursa, Türkiye ekonomisi için bulunmaz bir kaynak sağlanmış olur.

TÜRKİYE’NİN POTANSİYELİ 

REZERV PARAYI KALDIRIR

Gözlendiği üzere yerli para ile dış ticaretin artırılması, aslında Türk Lirası’nın bölgesinde veya etki alanlarında rezerv para olma yolunu ardına kadar açabilir! Hatta lehimize gelişen dünya konjonktürü, yeni rezerv paraların doğuşunu haber veriyor desem, abartmış olmam diye düşünüyorum…

Uluslararası Para Fonu (IMF) son olarak 1 Ekim 2016 tarihinden itibaren Çin parası Yuan’ı diğer adıyla Renminbi’yi SDR yani özel çekme hakları sepetine dahil etmişti. SDR’nin ne olduğunu bir başka yazıya bırakarak bugünkü karşılığının 1,4085 dolar olduğunu hatırlatalım… O tarihte SDR sepetinde rezerv paraların son ağırlıkları şu şekilde oluştu: Dolar yüzde 41,73, Avro yüzde 30,93, Çin Yuanı yüzde 10,92, Japon Yeni yüzde 8,33, Sterlin yüzde 8,09… Daha 2000 yılında doların ağırlığı yüzde 71, avronun ağırlığı yüzde 18’ler civarındaydı.

Rezerv para olmak kolay değil elbette ancak dünya konjonktüründe siyasi etkinliğini ve ekonomik potansiyelini giderek artıran Türkiye’nin de Türk Lirası’nı rezerv para yapması için Çin Seddi’ni aşmasına gerek yok. Çünkü hem konjonktür hem de elindeki fırsatlar bunu destekliyor...

Diğer taraftan rezerv paranın en büyük faydalarından biri de, senyorajla yüksek gelirler elde etme imkânı… Sınırları aşan paranız varsa, artan para arzıyla birlikte enflasyonun düşürülmesi dahil, bütçe açıklarını kapatmaya kadar önemli bir işleve sahip oluyorsunuz…

Un var, şeker var… Artık şu helvayı yapalım, diyorum!

 

YORUM YAZ