THY-TR Çıkışlı % 10 İndirim

Kıymetli Yavuz Bahadıroğlu ağabeyime ithaf ederim!

11 Şubat 2018 Pazar

Adlarını ezberlettikleri Martin Hardy, Carlo Cottarelli, Juha Kahkonen, Hugh Bredenkamp, Reza Moghadam ve Rachel Van Elkan’ı tanımayanımız var mı? Yok!

Türkiye’nin kasasını tek kuruşuna kadar denetlemeye gelirler… Yurt dışında herkese yüzde 1’le borç para verirken, Türkiye’yi yüzde 14 -15’lerle borçlandırırlar… Ölmeyecek kadarını size verir, kalan paranın tamamını cukkalarlar! Denetlemeden sonra Türkiye’ye övgüler yağdırırlar…

Tabi yağdıracak! Böyle ballı börekli ülke dünyanın neresinde var!

Eee, bugün nasıl bir bankaya elinizi kaptırınca, bırakın kolunuzu, gövdenizi kurtaramıyorsunuz…

Uluslararası Para Fonu (IMF) de öyle!

Peki, IMF’yi Türkiye’ye bulaştıranların, IMF boyunduruğunu milletin boynuna asanların kimler olduğunu biliyor musunuz?

Bence bilmiyorsunuz! Çünkü Türkiye, algı operasyonlarıyla yıllarca avutulmuş, uyutulmuş!

IMF ile ilk ortaklığı yapanın Adnan Menderes olduğunu, ABD ile iş tuttuğunu anlattılar sizlere değil mi!

Tamamen gerçek dışı…

Bırakın IMF ile tanışmayı, anlaşmayı… Adnan Menderes, IMF’yi kabul etmeme uğruna başını verdi, idam sehpasına yürüdü…

IMF BELASINI BAŞIMIZA 

SARANLAR TANIDIK!

IMF gailesini başımıza bela edenler, kim o zaman? Anlatalım…

Bakalım nerelerden sesler çıkacak! 1947 yılında İsmet İnönü sayesinde Uluslararası Para Fonu (IMF) ile tanışıyoruz… O yıl üye oluyoruz… Yani IMF ile ilk tanışmamız CHP iktidarı döneminde…

1944 yılında kurulan ve 1947 yılında faaliyete geçen IMF’ye aynı yıl üye olmamız hakikaten ilgi çekici!

Ancak 1960 darbesinden sonra ilk standby’ı yapmamız ise daha ilgi çekici!

1947 yılında üye olduktan sonra IMF’den ilk borçlanmayı yapan da CHP

Tarih 1 Ocak 1961…

Cemal Gürsel hükümeti ilk standby için imzayı basıyor! Ancak hükümet 4 gün sonra değişince, Gürsel’in imzası 1962 yılına kadar bekliyor… O yıl İsmet İnönü, Gürsel’in IMF ile anlaşmasını tazeliyor ve 40 milyon dolar borç para alıyor! Olmuyor, anlaşma 1963 yılında bir kez daha yenileniyor.

Tabi olan oluyor! Türkiye o yıllarda IMF kapanına giriyor… “Borçla yaşayan deniz suyu içmiş gibi olur, içtikçe daha çok su içmek ister” misali 1965 yılından 1970 yılına kadar üst üste standby’lar birbirini takip ediyor… Türkiye hükümetleri 52 yılda tam 19 borçlanma yaparak IMF’ye yüksek faizlerle milyarlarca para aktarıyor…

BORÇ YILANININ BAŞINI 

2013’TE AK PARTİ KESİYOR

Ta ki, 2013 yılına gelinceye kadar…

O yıl Türkiye’nin IMF’ye olan borç stoku 16,2 milyar SDR yani 24 milyar dolar… AK Parti hükümeti, 2005 yılında 19. Standby’ı imzalamak zorunda kalıyor ancak 2008 yılında IMF ile bundan sonra asla borçlanma yapılmayacağına dair karar da alıyor…

24. Hükümet döneminde ilk borçlanmasını gerçekleştiren Türkiye, borcunu ancak Recep Tayyip Erdoğan başkanlığındaki 61. Hükümet, yani AK Parti hükümeti döneminde 281 SDR yaklaşık 421 milyon dolarlık son taksitle 14 Mayıs 2013 tarihinde bitirebiliyor… Ve böylece AK Parti sayesinde ilk kez IMF ile borçsuz bir dönem başlıyor.

İnşallah bundan sonra IMF’ye borçlanma ihtiyacımız olmaz! Demek ki IMF belasının sorumlusu bugün “Cumhuriyeti biz kurduk”, “Kadınlara seçme seçilme hakkını biz verdik”, “Onu yaptık, bunu işledik, şunu şöyle düzelttik” diye mangalda kül bırakmayanların babalarıymış…

Şimdi anlaşıldı mı?

Kıymetli ağabeyim Yavuz Bahadıroğlu “İlk kadın partisi, ilk kadın derneği ve CHP” başlıklı Yeni Akit’teki yazısında kadının seçme-seçilmeyle ilgili CHP iddialarını çürütmüştü…

Ben de Yavuz Bahadıroğlu Ağabeyim’den ilham alarak, CHP’nin biraz ekonomik tarafına baktım… CHP’nin Uluslararası Para Fonu (IMF) ile ilgili sürekli gözden kaçırılmak istenen dansını ve tarihi gerçekleri anlatayım dedim…

Pek fazla teşekkür etmeyi bilen bir millet değiliz ama yeri gelmişken bir hatırlatma yapayım… İyilik karşısında sadece “Teşekkür ederim!” sözü genellikle kifayetsiz kalır. O iyiliğin misli ve değeriyle karşılık verilince teşekkür bir mana kazanır… Dolayısıyla “Türkiye’de kadınlara ilk seçme-seçilme hakkını CHP getirdi”, yalanını ortaya çıkaran kıymetli ağabeyime teşekkür olarak “CHP-IMF”li bir hediye, bir armağan vermek istedim…

IMF İLE YAPILMIŞ GİZLİ BİR ANLAŞMA YOK!

Tabi “IMF ile bağlarımız hâlâ kuvvetli değil mi? Bu teşkilatla ilişkiyi kesmek o kadar kolay mı? Hatta 2001 yılında IMF’ye gizemli bir taahhüt verilmedi mi? İngilizce adı primary dealer olan piyasa yapıcılığı sistemi, IMF dayatması değil mi?” diye sorulabilir.

Her şeyden önce şu anda IMF ile gizli, gizemli bir anlaşma yok! Zaten yapamazsınız… Her şey ortada… Piyasa yapıcılığı sistemi, IMF’nin dayattığı bir müeyyide de değil… Bugün bu sistemi tüm dünya uyguluyor. Türkiye’de de piyasa yapıcılığı mevcut ekonomik düzen çerçevesinde, Borçlanma Araçları Piyasası dahilinde yürütülmeye çalışılıyor… Hazine, devlet iç borçlanma senetleriyle ihtiyacını karşılıyor. Sistemin diğer ayağı olan özel sektör piyasa yapıcılığı sistemi de yine borçlanma araçları ve kira sertifikalarıyla gerçekleştiriliyor…

Ancak piyasa yapıcılığında yeni açılımlar da uygulanmıyor değil. Tamam, borçlu bir ülkeyiz. Ama borcumuzu da çevirebilen bir ülkeyiz. Keşke uygulanan sistem, borcu artıran değil, borcu azaltan bir çizgi izleyebilse!

Tabi borçlanmayı azaltma işi de, siyasi iktidarınHazine’nin, Merkez Bankası ve geliriyle giderini dengeleyecek özel sektörün ellerinde!

 

YORUM YAZ