Ağaç AŞ

Kapitalizm finansta ‘coin’lerle çıkış arıyor!

17 Aralık 2017 Pazar

Daha önceki yazımda, kripto para Bitcoin meselesine devam edeceğimi belirtmiştim.

Ülkemizde sahibi, merkezi, yeri yurdu ve resmiyeti olmayan, kimden hesap sorulacağı bilinmeyen Bitcoin çılgınlığı tehlikeli bir şekilde yayılıyor.

Batı menşeli olduğu yavaş yavaş ortaya çıkan başta Bitcoin ve diğer kripto paralar, insanlık için büyük bir tehdit unsuru olmayı sürdürüyor.

Diyanet ve Hükümet ikaz etti fakat insanların dinlediği yok. İhtiraslar ve yüksek para kazanma hırsı, insanların gözünü kör etmiş, ne denilebilir!

Evet, ABDEmtia Vadeli İşlemler Komisyonu (CFTC), Bitcoin ve kripto paraları resmen tanıdı ve piyasa işlemleri arasına aldı.

Güney Kore de bugün itibariyle 17 bin 500 dolar seviyesinde işlem gören Bitcoin konusunda düzenleme yapacağını açıkladı.

Avrupa Birliği ise, Bitcoin dahil olmak üzere sanal para birimlerinin kullanıldığı çevrimiçi döviz platformlarına, terör ve para aklamanın önüne geçebilmek için yeni uygulamalar yapmaya karar verdi.

Verdi de, bunlar hep lafta! Artık sanal dünyayı kim kontrol edebiliyor ki?

Aslında saadet zinciri ‘coin’lerin Ponzi olma yolundaki kapıları ardına kadar açılıyor.

ABD Merkez Bankası FED Başkanı Janet Yellen, Bitcoin ve kripto paraların, kaynaksız, spekülatif ve gizlilik özelliğinden dolayı kara para aklamada kullanılabileceği bilgisini verirken İngiltere Finansal Hizmetler İdaresi FSA Genel Müdürü Andrew Bailey, “Ciddi uyarıda bulunuyorum. Bitcoin’e yatırım yapanlar kaybetmeye hazır olsun!” diyerek ‘coin’lerin karakteristik özelliklerini ortaya koyuyor ama gönüllerindeki, “Dünya finans sistemini yeniden düzenlemek zorundayız. Başka çaremiz yok. Şimdi ‘coin’lerle başladık… Sonra nasıl devam ederiz, belli değil…” sözlerini söylemekten çekiniyorlar.

KAPİTALİST SİSTEM DUVARA DAYANDI

Evet, paradan para kazanma sistemi “döviz – faiz – borsadan oluşan üçkâğıt ekonomisi” içinde debelenen kapitalist dünya, duvara dayandığını anladı. Şimdi ömrünü uzatıcı bir çözüm ve çıkış yolu arıyor. Silah satmak için büyük bir savaşlar çıkarmak istiyorlar, başaramıyorlar. Ülkeleri korkutarak yaptıkları silah ticareti, istedikleri gibi seyretmiyor.

Bana sorarsanız, ‘coin’ler, vahşi kapitalizmin yeni soygun enstrümanı… Yarın öbür gün Batı’da borsaları bile kurulursa hiç şaşırmayın!

Dolayısıyla kimliklerin gizli olduğu, bir otoritenin denetimi altında olmayan, kara para dahil her türlü yasa dışı finansal hareketlere açık ‘coin’ler sistemiyle, şişen para piyasalarının havası alınmaya ve küresel finans sistemine yeni paralar enjekte edilmeye çalışılıyor.

Net söyleyecek olursak, ‘coin’ler kapitalizmin yeni devletsiz dijital para sistemi. Çünkü hiçbir ülkenin şift koduna takılmıyor. Dolaşımda sınır tanımıyor. Arkasında büyük devletlerin olmadığı, desteksiz bir sistem nasıl bu kadar engelsiz ve hatasız çalışabilir?

DOT-COM TUZAĞINI BİLEN VAR MI?

Olayın biraz daha iyi anlaşılması için dünyanın 1997 – 2003 yılları arasında yaşadığı, hem de borsa gibi resmi kanalların kullanıldığı bir aptal tuzağından bahsetmek istiyorum.

Evet, Dot-com krizi! Daha doğrusu dünyanın bildiği Dot-com balonu

Dot-com, o yıllarda internet ve teknoloji sektöründe estirilen sansasyonel bir para hareketi.

1950’lerde icat edilen internet yaygın değildi ama herkes “bilgi toplumu” hipnozuna, büyüsüne kapılmıştı. Öyle ki bu hipnoz, kısa yoldan zengin olmak isteyen insanların “altına hücum ettiği” 19’uncu yüzyılı fersah fersah sollamıştı.

İşte internetin yaygınlaşmasını fırsat bilenler, o yıllarda kurnazca pazarlamanın da gücünü kullanarak 1990’ların başlarında harekete geçti. Girişimlerini, girişimcileri internet ve teknoloji ortamına taşımaya ve yönlendirmeye başlamıştı. Tabi yapılacak ilk iş, medyayı ve reklam araçlarını kullanmak oldu. Gelişmeler çerçevesinde Newsweek, Forbes gibi devrin iş ve ekonomi dergileri “katrilyon dolarlık sektör” kapakları yaptılar. İnsanlar “altına hücum” misali dijital dünyanın sihriyle büyülendi. Girişim sermayelerinin dijital sektörüne akın etmesi sağlandı.

5 TRİLYON DOLAR BUHAR OLDU

“Dijitale hücum” akınına ayak uydurmak isteyen Google, Amazon, eBay olmak üzere GovWorks.com, Startups.com, Pets.com ve theGlobe.com gibi yüzlerce şirket hızlı bir şekilde ABD teknoloji endeksi Nasdaq’a kote oldular. Şirketler “Artık gelsin paralar!” diyerek ellerini ovuşturmaya başlamışlardı bile.

Büyük paralar kazanmak isteyenler, 3 yıl boyunca büyük ilgi ile şirket hisselerine pirana balıkları gibi daldılar. 1 dolar bile etmeyen hisseler, karşılığı olmadığı halde bir anda 100 dolarların üzerine çıktı!

Ardından tarih Mart 2000’i gösterdiğinde 3 yıldır şişen Dot-com balonu, hava kaçırmaya başladı. Nasdaq ilk batış sinyalini yaklaşık 100 puan düşüşle 10 Mart’ta verdi.. Ocak 2001’e gelindiğinde 5000’ler seviyelerindeki Nasdaq endeksi 2291,86’ya kadar geriledi. Bu da yatırımcılar için ikinci büyük batış sinyali oldu.

Mesela Amazon’un borsadaki 107 dolarlık değeri birden 7 dolara indi. 2002 yılı Ekimi’nde ise Nasdaq endeksi 1108,49’a düşerken 2003 yılı başında ise borsada 5 trilyon dolar buhar olup uçup gitti.

Nasdaq’taki bu çöküş, yani Dot-com balonu 1929 ve 1987 yıllarından sonra en büyük ekonomik bunalım ve 2008 yılı küresel krizini hazırlayan ana sebeplerden biri olarak kayıtlara geçti.

Demek istediğim şu ki, Bitcoin ve diğer kripto paralar Dot-com’dan farklı değil, hatta daha riskli ve tehlikeli. ‘Coin’lere takılanlar bugün kazanıyor gibi görünseler de sonunda kaybedecekler. Planı kuranlar, önce kazandıracak, sonra da frene basıp parsayı toplayacaklar.

Ancak kapitalizmin ömrü, birkaç trilyon dolarla ne kadar uzatılabilir, işte orasını bilemem!

 

YORUM YAZ