İthalat ne kadar katma değerli?

03 Ocak 2018 Çarşamba

Yine, yeni bir enflasyonun açıklanacağı gün geldi çattı.

Bugün 2017 yılı Aralık ayı enflasyonu açıklanacak. Yılın son aydaki enflasyonuyla birlikte memur, kamu işçisi, memur ve işçi emeklilerinin yeni maaşları da belirlenmiş olacak. Tabi burada önemli olan ithalatın enflasyonu nasıl etkilediği!.

Kasım 2017 tüketici enflasyonu aylık bazda yüzde 1,49, yıllık bazda yüzde 12,98, üretici fiyatları ise aylık yüzde 2,02, yıllık yüzde 17,30 oranında gerçekleşmişti. Üretici fiyatlarının artışı, döviz kuru ve petrol başta olmak üzere emtia fiyatlarındaki gelişmeler olarak kendini gösterirken petrol ve ana metal hariç imalat sanayinde yüzde 14,98’lik fiyat artışları çekirdek enflasyonun gıdası durumuna gelmiş, böylece enflasyonun ana dinamiği olan çekirdek enflasyon da 2004 Ocak ayından bu yana Kasım ayında yüzde 12,08 ile en yüksek seviyesine çıkmıştı.

Şimdi bugün bakalım Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in geçen ay “Aralık ayından itibaren enflasyon düşüşe geçecek” sözü ne kadar gerçekleşecek, hep birlikte görmüş olacağız…

Tabi Kasım ayındaki enflasyonu yukarı yönlü belirgin bir şekilde etkileyen işlenmemiş gıda fiyatları, Aralık’ta da etkisini sürdüreceği kesin. Son günlerde döviz kurları aşağı gelse de geçen ay yüksek seyreden döviz kuru, petrol fiyatlarının yükselişine bağlı benzin, mazot gibi enerji fiyatlarına yansıyan etkenler de büyük bir ihtimalle enflasyona olumsuz yansıyacak. Çünkü hâlâ, çekirdek enflasyon göstergelerinin yüksek seyri yıllık enflasyonu yukarı yönlü tetiklemeyi sürdürüyor.

TÜRKİYE İTHALAT ÜLKESİ OLMASIN!

Tabi biz burada daha çok ithalat ve buna bağlı gıda sektörünün enflasyon üzerindeki baskısı ve bu baskıdan kurtulma yollarına değinmek için gayret sarfedeceğiz…

Evet, işlenmemiş gıda fiyatları, enflasyonu adeta tek başına sürüklüyor… Mesela kırmızı et fiyatlarındaki gerilemeye rağmen işlenmemiş gıda fiyatları Kasım ayında tam yüzde 19,48 artmıştı… Yüzde 12,98’lik Kasım ayı tüketici enflasyonuna gıdanın tek başına verdiği katkı ise yüzde 15,78

Tabi gıda enflasyonun baş dinamiği…

Türkiye, bu yıl 157,1 milyar dolar toplam ihracatla, 2014 yılındaki 157,6 milyar dolarlık ihracattan sonra ikinci rekorunu kırdı. İhracatın artış oranı yüzde 10,2… İthalat tarafı ise biraz düşündürücü… 2017 yılında toplam İthalat yüzde 17,9 artışla 234 milyar dolara yükseldi. Yani önlem alınamazsa tarımda da giderek ithalat ülkesi olma yolundayız!

Türkiye bugün 60 milyar dolarlık tarımsal hasılaya sahip bir ülke… 190’dan fazla ülkeye 2 binden fazla çeşit tarımsal ürün ihraç ediyor. Tarımsal ürün ihracatı yıllık 19 milyar doları buluyor. Bunun yanında da 12 milyar dolarlık tarımsal ürün ithalatımız da dikkat çekiyor. Bahis konusu ettiğimiz, “İthalat yapılmadan, ihracat yapmamız zor” ifadeleri, tarım için de nispeten geçerli…

Mesela ABD, Almanya, Japonya dahil Türkiye 150’ye yakın ülkeye 700 bin tondan fazla makarna ihracatı yapıyor. Yine dünya un ihracat şampiyonu olan Türkiye yaptığı buğday ithalatını 1 milyar dolarlık 3,5 milyon ton un ihracatıyla katma değere dönüştürüyor…

KEŞKE BİZ DE KALİTELİ ÜRETEBİLSEK

Un ve makarna ihracatı için, buğday ithalatı elbette olumlu… Keşke ithal edilen aynı kalitedeki buğdayı ülkemizde daha ucuza mal edebilsek, ama bu şu anda uygulanan politikalarla oldukça zor…

Yine konuşmalarda, tartışmalarda veya basın haberleri kanalıyla saman ithalatı sürekli gündemde tutulur. Yunanistan’dan, Bulgaristan’dan saman almadık değil, aldık... Piyasanın regülesi açısından kısa vadeli olarak tabiî ki ithalat yapılabilir. Ama sürekli olmaması, diğer taraftan da spekülatörlerin de dersinin verilmesi lazım…

Tabi bununla da kalmamak lazım. Yıllık 15 milyon ton kaba yem açığı olan Türkiye’de boş mera ve tarım arazileri yem üretimi için kullanılmalı. Çünkü ithal edilen canlı hayvanları beslemek için de yem gerekiyor.

Yine ithalatta en yüksek kalem yüzde 75 seviyesindeki yağlı tohumlar ve tabiî ki bakliyat… Yağlı tohumlarda yaklaşık 2,5 milyar dolarlık dış ticaret açığı veriyoruz. Bir başka kalem… 150 bin ton soya üretimine karşılık 2 milyon ton soya ithalatı yapıyoruz… Bilinmeli ki Kasım ayı gıda enflasyonuna damgasını vuran sebzenin, üretiminde kullanılan tohumun yüzde 50’sini ithal ediyoruz.

ÜRETİMDE POLİTİKA DEĞİŞİKLİĞİ GEREKİR

Bugün Türkiye’nin tarımsal ürünler ithalatında ilk sırada yağlı tohumlar ve türevleri yer alıyor. Yağlı tohumlarda hammadde ihtiyacının yüzde 75’i ithalatla karşılanıyor. Bu yüzden yağlı tohumlar ve türevlerinde dış ticaret açığımız 2,5 milyar dolar seviyesinde. Hububat tohumunda ithalatımız da yüzde 20 civarında. Sadece tohuma son 5 yılda verdiğimiz para 1 milyar doları buluyor. Yine son 5 yılda baklagil ithalatına giden para 2 milyar dolar kadar!

Tabi hükümet, tarımda henüz tam otorite sağlayamadığından mecburen kısa vadeli çözümlere sarılmak zorunda. Siyasi iktidarın orta ve uzun vadeli politikalarını şimdiden hazırladığını, en azından hazırlık yaptığını biliyoruz.

Hükümetin halen uygulanan mevcut politikalar sebebiyle tarımdaki sorunları çözmede zorluklar yaşadığını, arz – talep dengesine yönelik projeksiyonlar, ürünlerde tarımsal ölçümleme ve her şeyden önemlisi tarımsal üretim modelinde planlamaların ihtiyaca cevap vermesi ve piyasadaki fiyat oluşumunun kontrolü noktasında çalışmalar yaptığını tahmin ediyoruz.

İthalatı katma değerli hale getirerek enflasyonu ezebilirsek tarım politikalarında başarıyı yakalamış olacağız!.

 

  • SalihSalih14 gün önce
    İş işten geçmek üzere planli pragramli adam akıllı tarım yapamadık. Alakasız kişileri bakan yaparsanız olacağı bu. Duyumlarima göre tarım bakanlığında rüşvet havuzu oluşturulmuş. Ayrıca kurban bayramında kesilen hayvanların kuleleri sistemden dusulmemis hala canlı gözüküyorlar. Kanaatim odurki tarım bakanlığı personeli sil baştan değişmeli. Yoksa bu düzelmez akceli işler peşinde olanlarla işler yürümez. Selametle.