İthal etten yapılan cağ kebabını yer misiniz?

08 Ekim 2017 Pazar

Türkiye’nin en büyük problemlerinden biri tarımve hayvancılık

Bakanlığı var ama, sorunların çaresi yok, veya henüz bulunamadı!

Kronikleşmiş mi desem, vurdumduymazlık mı desem, ne desem!

Bazıları diyor ki, “Tarımsal anlamda ihracatçı konumdayız”!

İddiasını pekiştirmek için bilgiler de veriyor…

Buyrun MÜSİAD Başkanımız Abdurrahman Kaan’dan net bilgiler…

Öyle ortaya konuşulmuş sözler değil bu…

Bu sözler Aksaray’da MÜSİAD’ın yeni dönemindeki ilk Genel İdare Kurulu Toplantısı’nda sarfediliyor… Hem de “Tarım ve Hayvancılık” temasıyla gerçekleşen toplantıda…

***

Ne diyor Başkan…

“Bugün Türkiye’de İlk 500 sanayi işletmesi içerisinde 21, İkinci 500’de ise 20 gıda tarım ve hayvancılık sektöründe faaliyet gösteren firma bulunuyor. Ürettiğimiz gıda ürünlerini Avrupa’dan Ortadoğu’ya, Asya’dan Amerika’ya kadar geniş bir coğrafyaya ulaştırıyoruz. 2016 verilerine baktığımızda, 10 yıllık dönemde ülkemizin gıda, tarım ve hayvancılık ürünleri ihracatının 8 milyar dolardan 16,2 milyar dolara yükseldiğini görüyoruz. 10 yıl içinde yüzde 100 artış büyük başarı. Fakat tabii bu alanda koyduğumuz hedefler daha büyük. Önümüzdeki 10 yıl içinde gıda, tarım ve hayvancılık ürünleri ihracatımızı, 40 milyar dolara yükselteceğiz…”

Ne kadar parlak sözler...

Elbette ihracat yapıyoruz ama, yurtiçi üretim ve tüketimde birçok üründe çok mu, çok yayayız! Bir tarım ürünü üreticiden tüketiciye ulaşıncaya kadar belki 10 kat fiyatlanıyor…

Bir kere ilk sorun bu! Lisanslı depoculuk, ürün borsacılığı nerede? diye sormadan edemiyor insan!.. Enflasyonun birinci müsebbibi bu denklemi hâlâ kimse çözemedi! Ya da çözmek istemiyor! Daha çok ihracat yapmak için mi fiyatları yukarılara çekiyoruz. 

Kimse tüketemesin, satalım!. Önce bunun biraz izaha ihtiyacı var diye düşünüyorum…

***

Başkan ardından akıllı tarımdan bahsediyor... “Küresel pazarda rekabet koşullarını karşılayan bir aktör olarak kendimize yer bulmak için farklı bakış açıları geliştirmek zorundayız. Arazi ve iş gücü verimliliği, pazara yönelik ve pazarın beklentilerine göre organize olmuş ‘akıllı tarım’, özellikle üzerinde durmamız gereken konuların başında geliyor. Daha önce gelmiş olan ‘Makro Havzalar Modeli’ açılımının bir versiyonu mesafesinde kalan ‘Milli Tarım Projesi’nin ötesinde, felsefesi, vizyonu, kalkınma planı ve programı olan köklü bir reform söz konusu olmalı” diyerek ürün çeşitliliğini önceleyen teşvik politikalarının Türkiye’yi uluslararası rekabete hazırlıklı kılmak noktasında fonksiyonel tarımı bir arada kurgulamak zorunda olduğumuzun altını çiziyor… Ne kadar iyi! Ufuklara yolculuk gibi!..

***

Yine aynı toplantıda Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakan Yardımcısı Mehmet Daniş belki çok iyi niyetli olarak Türkiye’nin dünyada birinci, ikinci sırada olduğu üretimlerinden bahsederken meyvecilikte çok iyi yol alındığını, ticari anlamda ülkede 170 adet ürün yetiştirildiğini dile getiriyor… Mehmet Daniş, buğday üretiminde gerilemeden üretim sürerken, mısırda müthiş seviyeler katedildiğini, 450 havzada pamuk ekildiğini, 16 milyar doların üzerinde tarımsal ihracatın söz konusu olduğu bilgisini veriyor da, 11 milyar dolarlık tarımsal ithalatı da ortaya koyunca Türkiye gibi bir ülkeye küçük de olsa 5 milyar dolarlık bir tarımsal fazlaya ulaştığımızı söylemeden edemiyor!.

Bilgiler harika, söylemler, görüşler, düşünceler, hatta rapora giren vizyoner bakış gerçekten müthiş.. Peki, Erzurum gibi merkez şehir olarak bilinen et ambarında etin kilosunu vatandaş niçin 45 liradan almak zorunda kalıyor, bunu anlamak istiyorum... Aklınıza geleceğine pek ihtimal vermiyorum ama, acaba Erzurum cağ kebabı da, ithal etten mi yapılıyor?

Bunu bir sorayım dedim!

 

  • MiLLETMiLLET1 ay önce
    Sayin yazar bu kadar günlük gülüstanlik gibi ise ihracat o zaman niye bu iş adamari agliyor veya iç piyasa neden pahali biz tükeciler olarak bu gidisatan şikayetciyiz buna bir çare bulsunlar marketlerde ettin kilosu kırkbes atmıs lira arasinda et eti gectik patates ikiliraya dayandi dogan bir buçuk yani tüm gda pahali