Her Türk evladı “İbrahim Çağlar” olmak zorunda!

12 Aralık 2017 Salı

Türkiye üçüncü çeyrekte beklentilerin çok çok üzerinde yüzde 11,1 büyüdü… Yıl sonu beklentisi de yüzde 7 civarında... Gelen habere sevindik desek, doğru olmaz!.

Çünkü büyüme rakamları açıklanmadan 4-5 saat önce aldığımız İstanbul kaynaklı acı bir haber, bizleri ve iş dünyasını adeta yakıp, yıkıp geçti… Yasa boğdu…

Söz konusu dönemde, iç talepteki yoğun baskı ve baz etkisiyle oluşan rekor seviyedeki büyüme rakamının içinde 3,6 puanlık yatırım payının olmasına, ihracatın büyümeyi 3,5 puan desteklemesine rağmen, ne hizmetler sektörünün yüzde 20,7’lik atağı, ne inşaat sektörünün yüzde 18,7’lik trendi, ne sanayinin yüzde 14,8’lik müjdesi ve ne de tarım sektörünün yüzde 2,8’lik büyüme mesajı şahsen beni bu acı günde mutlu edemedi… Büyümeyi sadece buruk bir sevinçle karşıladım…

Çok iyi biliyorum ki, iş, ekonomi, siyaset ve sanat dünyası da bu beklenmeyen acı haber karşısında sarsılmıştır, şaşkına uğramıştır! Özellikle öyle tahmin ediyorum ki, bu parlak büyüme rakamları, acı haberin gölgesinde kalmıştır!

Evet, Kıymetli İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanımız İbrahim Çağlar, dün sabaha karşı Hakk’ın rahmetine kavuştu. Vakit geldi, yol bitti, ömür tükendi… Hakk’a yürüyüş yolculuğu başladı…

İbrahim Çağlar, vazifelerini yaptı… Hem de 57 yıllık ömründe düşmanlarını kıskandıracak, dostlarını iftihar ettirecek, sevindirecek kadar fazlasıyla görevlerini icra etti!

Çünkü halen kurum ve kuruluşlarda vazifeli olduğu başkanlık, başkan yardımcılığı ve üyeliklerin sayısı belli değil…

Allah rahmet eylesin! Yüce dağlar kadar engin yürekli, semalar kadar geniş ve yüksek cesaretli, karıncayı incitmeyecek kadar ince ruhlu, mütevazı, alçak gönüllü Büyük Kıymetli Başkanımızın makamı pür-nur, mekanı Cennet olur, inşallah! Ailesine, akrabalarına dostlarına, yarenlerine de Cenab-ı Hak’tan başsağlığı dileyerek sabırlar niyaz ediyoruz…

BU BİZİM İÇİN SON GÖREV DEĞİL

Kendisi gibi apaydınlık, güneşli ve bir Aralık ayının soğuğunu ılımanlaştıran bu günde Kıymetli Başkanımız için mezun olduğum Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Camii’nde Allah için namaza, Peygamber Efendimiz için salavata ve onun için duaya duracağız…

Bir ikindi vakti namazını kılacağız ve Kıymetli Başkanımızı Sahrayı Cedid Aile Kabristanı’nda istirahatgahına tevdi edeceğiz…

Evet o; vatanperver, milliyetçi, muhafazakar, dinine, diyanetine bağlı, birleştirici, bütünleştirici, birlik ve beraberliğin en kuvvetli savunucusu, kurucu, Türkiye ekonomisi için gecesine gündüzüne katan, 400 bin üyeli bir odanın kadirşinas, adil, büyük Başkanı, gerçek babacan bir işadamı, aynı zamanda bir ekonomi teorisyeni, projeci, harbi bir dost, şefkatli bir baba… O kurduğu ve bugün büyük başarılara imza atan kurumlardaki suni çekişmeleri bile sinesinde söndürecek kadar munis, ancak birliği bozuculara karşı ise celalli fakat çözüm üretici kıymetli bir şahsiyetti…

İşte Kıymetli İbrahim Çağlar Başkanımızı tarif eden bu hasletler toplumun bugün ihtiyaç duyduğu en önemli insani özellikler…

Kılacağımız bu namaz ve yapacağımız dualar, bir gazeteci olarak bizim için son görev değil. Ona karşı görevlerimiz devam ediyor, devam edecek…

Bu vazifeler, gözlerimiz dünya ışığına kapanıncaya kadar asla bitmeyecek, ardı arkası kesilmeyecek! Başkanımızdan aldığımız ışıkla; doğruları yazarak; Türkiye ekonomisini, esnafımızı, işçimizi, iş dünyamızı, üretim ve ihracatımızı, büyük bir iştiyakle ülkemizi her alanda desteklemeyi, yüceltmeyi sürdüreceğiz…

ADI GİBİ BEREKETLİ BAŞKAN

Kıymetli Başkan İbrahim Çağlar, adı gibi bereketliydi… Halil İbrahim’di…

Her tuttuğu altın olur, başarısını da paylaşmayı bilirdi. Türk-Özbek İş Forumu için Özbekistan’a birlikte gittik. Yerinde gördük… Özbekistan’daki misyonu, kişiliği, uzun saatler çalışma azmi parmak ısırtacak kadar, müthiş, etkili ve sonuç alıcıydı!

Türk ve İslam coğrafyasının kenetlenmesi adına belki de ticareti en iyi işleyenlerden biriydi Kıymetli Başkan İbrahim Çağlar

Ayrıca o, Türk işadamlarının dünyanın her yerine, en ücra köşelerine kadar gitmelerini isterdi. Uluslararası fuarlarda Türk stantlarının Türkiye’yi temsil etmesinden gurur duyar, fuar katılımlarını teşvik etmek için elinden gelen her imkanı kullanırdı…

Onun son dönemdeki en büyük ideali Bilgiyi Ticarileştirme Merkezi (BTM) projesiydi… Bugün İTO Binası’nın hemen arkasında yer alan Türk Ticaret Bankası binasını ve çevre yapıları büyük bir tasarımla Türkiye’nin en büyük kuluçka merkezi haline getirmeyi planlıyordu…

O hedefi büyük, gayreti yüksek, ekonominin bir mücahidiydi… Çünkü o Peygamber Efendimiz’in tarifiyle “İlim Müslümanın yitik malıdır. Çin’de bile olsa gidip alınması gerekir…” inancını taşıyordu…

Kıymetli Başkan İbrahim Çağlar, ömrü vefa etseydi, bilgiyi ticarileştirecek, Türkiye’de yeni yeni startup’ların, silikon vadilerinin, kuluçka merkezlerinin kurulmasına ön ayak olacaktı. Türkiye’yi ileri ülkeler seviyesine taşıyacak dijitalleştirme, inovasyon ve girişimcilik yolunda zorlukları kolay hale getirecekti…

Ne yapalım, emir büyük yerden geldi… O görevlerini tamamladı…

Duadan başka ne yapabiliriz, demeyelim… Demeyeceğiz de!.

Elbette, dualar edeceğiz… Yasinler, Fatihalar, okuyacağız… Salatü Selamlar getireceğiz… Ancak dua etmekle kalmayıp, Başkanımızın gösterdiği, işaret ettiği istikametten de geri adım atmayacağız…

Dolayısıyla bugün “Mevzu bahis olan vatan, bayrak, millet ve din ise gerisi teferruattır” anlayışıyla vatanını, milletini seven her Türk evladı bir İbrahim Çağlar olmak zorunda…

 

YORUM YAZ