Hakkın dediği şekilde değişime her zaman evet!

15 Ekim 2017 Pazar

Dünya her alanda yeni bir değişimin sancılarını çekerken Türkiye de değişim ve dönüşüm konusunda adeta kendini zorluyor, parçalıyor!.

 Aslında her dönemde değişim rüzgarları esmiştir ama kalıcı olamamıştır!..

1970’li yılları hatırlıyorum... Türk sanat müziğinin zirve yaptığı, ancak buna karşılık klasik batı müziğinin de hani entel dediğimiz kesimler tarafından çok benimsendiği, baş tacı edildiği yıllar…

Mesela Türk sanat müziğinde farklı enstrümanlar kullanılarak, dinleyici sayısını artırma konusunda yapılan hamleleri bugün dün gibi bir bir hatırlıyorum…

 ¥

Bir dönem Türk pop sanatçısı Nilüfer’in de nişanlısı olan Rıza Silahlıpoda ile Ritm 68 Orkestrası 1975 - Beethoven 5. Senfoni ile müzikte farklı bir çığır açmaya çalışmıştı.

Topluluk yılmadı…Çalıştı, çabaladı… 

Bir yıl sonra yani 1976’da 24 Saat adlı çalışmasıyla müzikte farklı bir pencere açmayı başardı. İyi bir uyarlamaydı ve o yıllarda çok beğenilmişti.

Hatta eser, orijinali Arap sanatçı Elias Rahbani’ye ait “Mais El Reem” adlı bir parça olsa da evlerde, açılışlarda, okul müsamerelerinde, önemli günlerde çalındı ve hatta hatta birçok Türk filminin jenerik müziği olarak kullanıldı.

¥

Bugüne geldiğimizde, aynı duyguları yıllar sonra davet edildiğim İstanbul’daki Limak Filarmoni Orkestrası’nın Zeki Müren şarkılarının senfonik veya arya şeklinde uyarlanıp seslendirildiği Zorlu Performans Sanatları Merkezi’ndeki (PSM) gecede canlı canlı gördüm, hissettim ve çok duygulandım…

Öyle ki Zorlu PSM’ye beraber gittiğimiz müzik kulağı gayet iyi olan oğlum da sahnedeki farklı performansı, elleri patlayıncaya kadar alkışlamaktan kendini alamadı.

Ünlü Türk tenor Murat Karahan’ın yönetmenliğini yaptığı orkestra o gece harika bir sunum gerçekleştirdi. Orkestranın şefliğini yapan Rengin Gökmen enstrümanların ahengini izleyicilerin duygularıyla birleştirerek kalpleri adeta birer çiçek bahçesine çevirdi.

Zorlu PSM, Limak desteğinde bir gülistana döndü…

¥

Evet o gece iyi ve doyurucu bir müzik ziyafeti yaşadık.

Ancak diğer taraftan da 1970’li yıllardaki o müzikteki değişim ve atağın devam ettirilemediği ve günümüze geç taşındığı için de hüzünlendim!

Ama bugün o değişimi bir daha bırakmamak üzere yeniden yakaladığımızı görüyorum.

Tahminim o yönde…

Devamını istiyoruz…

Hem de iştiyakle istiyoruz…

Bu başarılı çalışmalar anlık olmasın, sürdürülebilir ve zamana yayılarak geliştirilsin, diyoruz… 

Özellikle müzikte Buhurizade Mustafa Itri’lerin, Zekai Dede Efendiler’in, Hacı Arif Bey’lerin, Münir Nurettin Selçuk’ların, Şevki Bey’lerin, Tamburi Cemil Bey’lerin, Yesari Asım Arsoy’ların, Alaaddin Yavaşça’ların, Lemi Atlı’ların, Saadettin Kaynak’ların şaheserlerinin de günümüz müzik anlayışıyla birleştirilerek genç kuşaklara sunulmasını bekliyoruz…

¥

Tabii değişim, dönüşüm sadece müzikte değil, her yerde…

Tasarımda da farklı argümanlar makine dişlileri gibi çalışıyor…

Kumaş tasarımındaki değişimi Adana’da Akdeniz Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği’nin (ATHİB) düzenlediği etkinlikte yerinde izledik.

Değişimi yerinde görelim dedik… Ve gördük… Değişim hakikaten değişim…

Bu gerçekten pamukta, iplikte, kumaşta bir dönüşüm…

Adana Sanayi Odası (ADASO) ve ATHİB Başkanı Zeki Kıvanç, bu değişim ve dönüşümü 5 yıldır zorluyor… 

Bu gayreti ATHİB’in katıldığımız her etkinliğinde gözlemliyoruz…

Altıncı yılda yani bu sene de kumaş tasarımında gelişimin nereye geldiğini net sonuçlarla apaçık müşahede ettik.

Belli ki ATHİB mayası tutmuş

Türk kumaşının uluslar arası arenada çokça aranan bir ürün olarak zirveleri zorlayamayacağını artık kimse söyleyemez!

¥

Yine aynı günlerde Zorlu PSM’de İstanbul Ticaret Odası’nın (İTO) düzenlediği Futuristanbul etkinliği bu defa teknolojik açıdan dünya geleceğini gözlerimizin önüne serdi.

Öyle görünüyor ki İTO, iş dünyasının gelecekteki drone’u ve gözü olmayı sürdürecek.

Kıymetli  İTO Başkanımız İbrahim Çağlar da Futuristanbul toplantısında, “İnsana dair her şeyin arkasında bir neden vardır. Gelişme dediğimiz şey, o nedenlerin ardından koşmak, açıklamalarını bulmaktır” diyerek değişimin hızını somut olarak görmek için aile büyüklerinin hayatlarıyla kendi hayatlarının arasındaki farka bakmanın yeterli olacağını söyledi ve aslında geleceğe yönelik net mesajını da verdi.

¥

Evet, Hazreti Ali Efendimiz de asırlar öncesinden öyle buyurmuyor mu?.

“Çocuklarınızı kendi zamanınıza göre değil, onların yaşayacakları zamana göre yetiştirin.”

Yapılması gereken de bu değil mi zaten!

Arkadaş, ey millet!

Duyduk duymadık demeyin!

Drone’lar hayatımızın her alanına girmeye hazırlanıyor, sakın uyarmadı demeyin!

Bakın  Futuristanbul’da en çok gündeme gelen bu drone’lar yeni dünyanın yeni iş yapış tarzı olmaya çoktan aday olacağını ispatladı.

Drone’lara hoparlör, mikrofon, kızıl ötesi araçlar, tekerlekler hatta robotik kollar eklendiğinde nasıl bir ortamla karşılaşacağımızı tahmin edebiliyor musunuz?

İşin Türkçesi drone’lar çok uzak olmayan bir gelecekte ferdi yardımcı ve destekçi olarak insanların yanı başında yerini alacak.

Evet, değişim ve dönüşüme devam, ancak Hakkın dediği şekilde!

 

 

 

  • hasanhasan1 ay önce
    gidin bursa taraflarındaki at yetiştirme çiftliklerine bir bakın uçsuz bucaksız ve modern...ata verdiğimiz önemi hayvancılığa veremiyoruz..yazık