Yeni Akit - M&S Asistans

Güzel gelişmeler var ama sorunlar da çok!

02 Şubat 2018 Cuma

İşletmeleri ve vatandaşı rahatlatma, ekonomiyi daha da iyileştirme yolunda adımlar atılıyor. Reel sektör aldığı desteklerle 2018 yılına hakikaten iyi başladı. İnşallah yılın sonunu da bereketli kapatacak.

Tabi, ekonomiyi her alanda yapılandırma çalışmaları devam ediyor…

Maliye Bakanlığı bünyesinde de işletmelere ve mükellefe nefes aldırmayı amaçlayan sektörel bazlı risk analiz birimleri oluşturuluyor. Vergiyi ve sistemi daha iyi ölçümleyebilmek amacıyla grup başkanlıkları adı altında teşkilatlandırılacak söz konusu özel daireler, mükellefin risk analizini adım adım takip ederek vergi ödemelerinde kolay yollar gösterecek. Böylece daha fazla denetim, yakalama ve cezalandırma sistemi rafa kalkarken güven ortamında mükellef işlerini sağlıklı takip edebilecek.

İFLAS ERTELEME KALKIYOR, YERİNE KONKORDATO GELİYOR

Yine yatırım ortamının iyileştirilmesi amacıyla “iflasın ertelenmesi” kurumu tamamen yürürlükten kaldırılıyor. Yerine, borçlarda indirim yapılması veya borçların vadeye bağlanması talebi olan mevcut “konkordato” sistemi ikame ediliyor. Konkordato tercih edebilmek için borca batık hale gelme şartı aranmayacak. Borçlarını ödeme konusunda güçlüğe düşen veya yakın bir gelecekte ödeme güçlüğü yaşayabilecek borçlular, konkordato isteyebilecek. Ancak borçlu, bağımsız denetim kuruluşları tarafından hazırlanan finansal analiz raporlarını talebe eklemek zorunda. Adalet Bakanlığı tarafından kanun tasarısı hazır. Kanunun yürürlüğe girmesiyle işletmeler belki üzerindeki stresi biraz dağıtmış olacak.

Diğer yandan; Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) da, Ekonomi Bakanlığı ile Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı destekli bir çalışma başlattı. Burada vergide risk analizi gibi, üretimde dışa bağımlı girdiler ve oluşturdukları maliyetler mercek altına alınıyor. Bilhassa katma değerli ihracatın artırılmasında girdi maliyetlerini düşürücü uygulamaların önü açılıyor. En önemlisi de elde edilen veriler, ilgili taraflarla paylaşılıp eylem planı hazırlama konusunda destek sağlanacak.

OCAK’TAN İTİBAREN TEK HANELİ 

ENFLASYON BEKLİYORUZ

Fakat enflasyonda yüksek gıda fiyatları gibi ciddi bir sorunumuz var… Enflasyonu azdıran gıda fiyatlarıyla ilgili endişelerin henüz giderilemediği kanaatindeyim. Tarımda temel üretim anlayışı değişmeden Gıda Komitesi’nin bir şey yapabileceğini düşünmüyorum. Merkez Bankası’nın bu yıl ve 2019’da gıda enflasyonunun yüzde 7 olarak tahmin etmesi bence hayal. Olması mümkün değil! Çünkü tarımda ithalat giderek artıyor, yerli üretim düşüyor… Yüksek girdi maliyetleriyle tarım nasıl yürüyecek? Diğer yandan piyasa da istenilen bir şekilde denetlenemiyor.

Bu sefer Ocak ayı enflasyonunda Gıda Komitesi baskısını fazlaca görmek istiyoruz. Geçen yıl Kasım ayında yüzde 12,98 ile zirve yapan ve yılı yüzde 11,92 ile tamamlayan tüketici enflasyonu, ciddiyetini hala koruyor. Temennimiz Ocak ayı ile birlikte enflasyonun artık tek haneli rakamlarda istikrar kazanması…

İstanbul sanki dün tek haneli enflasyon oranlarının müjdesini verdi ama düşündüren konu toptan eşya fiyatlarındaki yüzde 12,49’luk artış. Ocak 2018’de İstanbul Ticaret Odası (İTO) Ücretliler Geçinme Endeksi tek haneye inerek yıllık yüzde 9,25’i gösterdi. Perakende fiyatlar da yüzde 8,66… Oranlar iyi görünüyor ancak İstanbul enflasyonu, açıklanacak manşet enflasyona ne kadar yansıyacak hep birlikte göreceğiz!

Diğer taraftan yapısal reformların başlamasına sayılı aylar kala, yatırım ortamının da giderek iyileştiği, ithalatı köpürten girdilerin yerelleşmeye döndüğü, ihracatın yılsonu itibariyle 180 milyar dolarları işaret ettiği Türkiye’de kurun ve kur riskinin dizginlenmesi yolunda yeni adımlar gerekiyor. Bu da hükümetin ekonomi yönetimiyle Merkez Bankası’nın işi… Ocak ayında volatilite azalınca, bakınız ihracatta 850 milyon dolar nasıl kur katkısı oluştu!

İhracat kalemlerinde otomotiv, hazır giyim ve konfeksiyon, kimyevi maddeler sektörleri her zamanki gibi atbaşı gidiyor. Madencilikte yüzde 19,4, sanayide yüzde 16,5 ve tarım sektöründeki yüzde 14,9’luk ihracat artışları büyümenin giderek ihracata kaydığının bir göstergesi. Hele yüzde 153 artış gerçekleşen zeytin ve zeytinyağında, yüzde 42,3 yükselen deri ve deri mamulleri ve yüzde 32 olarak gerçekleşen makine ve aksamları ihracatı da adeta sektörlerine ışık saçıyor. Bunlar güzel gelişmeler!

MADENCİLERİN İZİNLERİ 

SÜMEN ALTINDAN ÇIKMALI

Fakat bürokratik engellere rağmen yüzde 19’un üzerinde ihracat yapan madencilik sektörünün çözülmesi gereken çok sayıda sorunu var… Geçen yıl 4,7 milyar dolar ihracat yapan, 2023 yılı ihracat hedefini 15 milyar dolar olarak belirleyen maden sektörü, bu yıl rekor seviyeleri yakalama gayretinde. Fakat üretimin dolayısıyla istihdam ve ihracatın artması için de işletme izinlerinin en kısa zamanda sonuçlanması gerekiyor. Madenciler işletme izinleri konusunda pozitif ayrımcılık bekliyor.

Bilhassa İstanbul Maden İhracatçıları Birliği (İMİB) Başkanı Aydın Dinçer ve İMİB eski başkanı, aynı zamanda Türk Mermer Maden Vakfı Mütevelli Heyet Başkanı Ali Kahyaoğlu, mevcut maden izinlerinin yenilenmesi konusunda Maden İşleri Genel Müdürlüğü’nü (MİGEM) aylardır beklediklerini, ayrıca orman izinlerinin de bitmek üzere olduğunu hatırlattılar.

Başkanlar, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak’ın izin sorununun 2017 yılı Eylül ayına kadar bitirileceğine dair söz verdiğini, ancak aradan 4 ay geçtiğini fakat izinlerle ilgili bir neticenin alınamadığını ifade ediyorlar.

Madem daha çok üretim, daha çok istihdam ve daha çok ihracat ise madenci izinleri sümen altından çıkmalı, diyorum…

 

YORUM YAZ