Fiyatı 75 liraya çıkarsa hiç kimse şaşırmasın!

18 Ekim 2017 Çarşamba

Ülkemizde giderek ağırlaşan bir kırmızı et sorunuyla karşı karşıyayız!

Şayet hemen tedbir alınmazsa, birkaç yıl içinde etin kilosunu 75 liradan aşağı satın alamayacağız!

Bu sözler boşuna söylenmiş, kafadan atılmış değil. Hele hele slogan hiç değil…

Gerçeğin ta kendisi!

Problemin çözülmesi noktasında kıymetli Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanımız Ahmet Eşref  Fakıbaba’ya selam ve saygılarımızı iletirken, kırmızı et konusunda acilen ama yıllara yayılan sürdürülebilir bir çözümün üretilmesi için halkın adeta gözünün içine baktığını arz etmek istiyorum.

Belki Bakanımız Fakıbaba“Bizi en fazla üzen özelliklerden biri ithalat. Türkiye neyi ithal ediyor. Biz keyfimizden ithal etmiyoruz. Sizi ne kadar üzüyorsa bizi de üzdüğünü bilin. Bunu en kısa zamanda keseceğimize inanın” diyor ancak biz ithalatla gelen kırmızı ete rağmen hala pahalı et yemeye devam ediyoruz.

Hatta melezlemek için canlı ithal edilen hayvanlar bile bir işe yaramıyor…

***

Bugün itibariyle Türkiye’deki büyükbaş ve küçükbaş olarak hayvan varlığı 55,5 milyon.  14 milyonu büyükbaş, 41,5 milyonu küçükbaş… Bir önceki yıla göre bakıldığında o kadar sübvansiyona, teşvike ve desteğe rağmen büyükbaş hayvan sayısı sadece yüzde 0,7 artmış. Ancak küçükbaş hayvan sayısı yüzde 1,5 civarında azalmış…

TÜİK’in istatistikleri böyle…

Türkiye’de 1980 yılında 40 milyon  nüfusa karşılık 40 milyon küçükbaş hayvan vardı. 

Bilinmeli ki hayvancılıkta küçükbaş bir ülkenin kontrol sübabıdır.

Demek istediğim, şu anda Türkiye’de 80 milyon nüfusa yetecek küçükbaş hayvan altyapısı olmalıydı!.

Sıkıntımız ne biliyor musunuz?

Bir uzman ağzıyla söyleyeyim… “Canlı hayvan ithal ederken gelişigüzel hayvan materyali getiriyoruz. Çiftçiye, üreticiye dağıtıyoruz. Çiftçi kafasına göre onla bunla melezliyor. Hayvanın mevcut yapısını bozuyor. Bu verimi geriletiyor. Bu durum da bizi dışa bağımlı hale getiriyor”

***

Diğer taraftan hayvancılığa büyük destekler veriliyor, ama bu destekler yerini bulmuyor. Destekleri alanlar hayvancılıkta sürdürülebilirliği yakalayamıyor. Çünkü altyapısı olmayan bir hayvancılığın üzerinde nasıl verim elde edilebilir ki?

Yer sıcak iken istediği kadar kar yağsın, tutmaz!

Bir kere Tarım İl Müdürlükleri hayvancılığın gelişeceği alanlar oluşturmak için kolları sıvamalı...

Nerede meralar?. Hayvanları nerede besleyeceksiniz?.

Tabii çıt yok… Yani mera yok, yem fiyatları yüksek, et üretiminde maliyetler almış başını gidiyor… Bu işi yapanlar işten çekiliyor…

Hayvancılık yapmaya çalışanlar da simsarın elinde oyuncak oluyor! 

Hayvancılıkta durum bu!

Ben bu kadar uzman değilim ama, bir gazeteci gözüyle, araştırmasıyla baktığımda bile kırmızı et konusunda geçen 20 yılda bir politikanın olmadığını gözlemliyorum.

Mesela anaç yetiştiriciliği konusunda tarım bakanları ne yapmış?

Eldeki materyaller hayvan varlığının artışına nasıl katkı veriyor?

Kasaplık Güç formülünü nasıl uyguluyorsunuz? Hangi seviyede tutuyorsunuz?

Verilen teşviklerden ne kadar fayda elde ettiniz?

Kırmızı et sorunu, birkaç yılda çözülecek gibi mi?

Milyonları ilgilendiren bu sorundan o kadar çok soru çıkıyor ki, inanın yaz yaz bitmiyor!

*** 

Evet “Kasaplık Güç” kırmızı ette en önemli ölçü!

Kriz mi var, yapılması gerekenler mi var, kırmızı et potansiyelinde neredeyiz, bu ölçü olduğu gibi dökümü ortaya koyuyor…

Bu önemli ölçü, bu uluslar arası alanda da kullanılıyor…

Aynı zamanda bütün ülkeler bu ölçüye dikkat ediyor…

“Kasaplık Güç”…

Peki nedir bu Kasaplık Güç!

Kasaplık Güç, bir yılda kesilen hayvan sayısının toplam hayvan sayısına oranı olarak tanımlanıyor. Mesela Kasaplık Güç yüzde 25-30 seviyesinde olursa durum normal… Ancak bu daha aşağılarda gezinirse o zaman sektör S.O.S vermeye başlıyor.

Peki şu an Türkiye’de bu Kasaplık Güç’ün oranı hangi seviyede?

Hemen söyleyelim…

Yüzde 15-16

İşte bu oran sebebiyle fiyatlar yüksek…

Bu oranı yükseltemezsek, inanın kısa zaman içinde eti 75 liraya bile satın alamayız!

Yani nüfusunuz belli, nüfus artışınız belli… Hayvan sayınız belli.. Bu hayvan varlığından elde edeceğiniz verim belli…

Bu üçlü projeksiyon üzerinde en az 10, hatta 20 yıllık uluslararası bir hayvancılık politikası oluşturulmazsa halimiz yaman!

Zaten bunun başka yolu da yok!

Şayet dengeyi kaçırır, istikrarı yakalayamazsak, hakikaten durum vahim!

Dediğim gibi bu gidişle ne kadar ithal ederseniz edin, kırmızı ette fiyatları tutamazsınız!

 

  • MahmudMahmud1 ay önce
    Eti bırak 7 senedir suriyede savaş var mazot benzin fiyatımız onlarla aynı.hadi onlar savaş yaptı ya biz.bu mazot fiyatı samanı yemin fiyatını artırır nakliyeyi arttırır fiyat katlar aracılara gelir katladıkça katlar.ürün adını değiştir sistem böyle işler bu ülkede