El alem icat çıkarsın sen otur taklidini yap!

13 Aralık 2017 Çarşamba

İnovasyonda, inovatif yani yenilikçi ülke sıralamasında üst sıralara doğru yolcuğumuz sürüyor. Geçen 5 yılda 31 ülkenin önüne geçtik ve Küresel İnovasyon Endeksi’nde 43’üncü sıraya yerleştik. Küresel Girişimcilik Endeksi’nde de 37’nci ülke konumundayız.

2012 yılından bu yana katettiğimiz yol hakikaten oldukça büyük. Ancak Türkiye olarak henüz hakettiğimiz yerde değiliz.

Bahsettiğim taze bilgileri geçen hafta İstanbul’da Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) ile Ekonomi Bakanlığı tarafından gerçekleştirilen Türkiye İnovasyon ve Girişimcilik Haftası etkinliklerinde notlarımıza kaydettik.

Bu yıl altıncısı yapılan etkinliklere katılımdaki artış ile Küresel İnovasyon Endeksi’ndeki yükseliş birbiriyle paralellik arz ediyor. Bundan 5 yıl önce 15 bin katılımcı ile başlayan inovasyon haftası etkinlikleri geçen hafta 70 bin katılımcıyla rekor kırmış durumda. Gelecek yıllarda katılımın 100 binlere dayanacağı apaçık ortada.

İnovasyon ve girişimcilikte belki henüz yolun başındayız, ancak oldukça hızlı yol alarak diğer ülkeler ile aramızdaki uçurumu kapatmak istiyoruz. Bunun için de özellikle gençlerimize TİM Başkanımız Mehmet Büyükekşi’nin cümleleriyle sesleniyorum: “Akıllı telefon kullananların yüzde 70’i her gün yaklaşık 3 saatini sosyal medya için harcıyor. Bu zamanın hiç değilse bir saatini dahiyane hamleler yapın. İz bırakacak, markalı işlerin peşinde olun. Sizlerdeki azim ve güce inanıyoruz...”

TEKNOLOJİ İLE YATIP KALKMALIYIZ

Ne yapmalıyız, en işler görmeliyiz de, inovatif dünyada hatırı sayılır bir ülke olabilelim!

Gelecek artık robotlar, drone’lar, yapay zekâ ve uzay devri! Gözlerimiz önünde Sanayi 0.4 giderek ağırlığını hissettiriyor. Hayatın tamamen teknolojinin eline verileceği zamanlara sayılı yıllar kaldı. Kısa zaman sonra 7x24 teknoloji ile yatıp, kalkacağız...

Mesela, halen spor, seyahat, gazetecilik, havacılık, ulaştırma gibi sektörler ile etkinliklerde kullanılan İngilizce “erkek arı” anlamına gelen drone’lar hayatımıza süratle girdi bile. Dolayısıyla geleceğin fotoğrafını bugünden kestirmek oldukça zor...

Hatta bugün drone’lara benzer uçan arabaların prototipi dahi yapıldı... Artık 2030-2050’li yılların, uçan arabalar dönemi olma ihtimali arttı...

Çinli otomotiv devi Geely de, uçan aracın ilk prototipini yapan ABD’de Massachusetts merkezli Terrafugia şirketini satın alarak Volvo markasıyla uçan otomobilleri dünyanın gündemine yerleştirdi bile.

Aracın adı  TF-X... 4 kişilik... Saatte 322 kilometre hıza ulaşabiliyor. 805 kilometre menzile sahip. Acil durumlarda paraşüt de kullanılabiliyor.

Bu arada diyorum ki, madem yerli otomobil peşindeyiz... Niçin insanların ileride çokça ihtiyaç duyacağı geleceğin otomobillerini yapmaya çalışmıyoruz da, yabancının icadını taklit ederek icra etmeye çalışıyoruz? 

El alem icat çıkarsın, sen otur taklidini yap! Ben de bunu anlayamıyorum!

Hayatımızın, İslam aleminin en büyük mentörü olarak bildiğimiz Mevlana bakınız ne diyor:

“Dünle beraber gitti, cancağızım... Ne kadar söz varsa düne ait... Şimdi yeni şeyler söylemek lazım...”

İSTİKBAL YAPAY ZEKÂYA AÇIK

Evet, yine dünyanın geleceği yapay zekâda... Makineler insanlar gibi problemlere karşı algoritma yoluyla çözümler üretebilecek hale getiriliyor. Yani insanlar birçok problemi makineler kanalıyla çözüme kavuşturulabilecek. Diğer taraftan yapay zekâ ile robotik gelişmeler de uzay çağına geçişi daha müşahhas hale getirecek.

Diğer taraftan yapay zekâ ile popülasyonlara yaklaşım daha da kolaylaşacak. Bugün zaten yapay zekâya dair bazı uygulamalar oyun dünyasında kullanılıyor.

Dolayısıyla hayal edilse de yapay zekâ vasıtasıyla popülasyonlara daha kolay yaklaşım sergileneceğine artık kimse itiraz etmiyor...

Sakın yapay zekânın sınırlı alanlarda kullanılabileceğine dair fikir yürütmeyin... Çünkü yapay zekâ tanındıkça uygulama sınırları da genişleyecek. Yapay zekâya kafa yoranlar, çok fazla miktarlarda bilgi işlenmesi gereken sağlık ve bankacılık gibi alanlarda müşteri davranışlarına ait çalışmalarda oldukça fazla kullanılabileceğini ifade ediyorlar...

Bakınız, Microsoft’un sahibi Bill Gates dahi, kendi akıllı şehrini oluşturmak için ABD Arixona’da büyük bir arazi satın almış... Belmont adı verilmesi düşünülen bu akıllı şehir, inovasyon merkezlerine de ev sahipliği yapacak. Teknolojinin zirvesine çıkmış Bill Gates, kolaya kaçmıyor... Farklı şeyler üretebilmenin mücadelesini veriyor!

HOCALARIMIZA MENTÖRLÜK GÖREVİ

Bill Gates kadar paramız yok ama kuruluşlarımız, firmalarımız, üniversitelerimiz de hani boş durmuyor... Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM), sanayi – üniversite işbirliğini inovasyon mentörlüğüne taşıdı... Programın ilki 42 firma ile gerçekleştirildi.

TİM, bu işbirliği ile üniversitelerden firmalara mentör hoca tayin ediyor. Hocalar ayda 4 gün firmaya gidiyor ve orada yapılan işlerle ilgili inovasyon dersleri veriyor. Bu organizasyon 11 ay sürüyor.

TİM, şimdi 200 firmalık bir mentörlük çalışması daha planladı. 50 firma belirlendi. Ocak ayında ikinci dönemin 50 firması, Nisan ayında üçüncü dönemin 50 firması ve Temmuz’da da dördüncü dönem 50 firma çalışmaya dahil edilecek.

Programda oluşacak masrafın yarısını KOSGEB, yüzde 25’ini Türkiye İhracatçılar Meclisi ve yüzde 25’ini de firma karşılayacak.

Türkiye’deki firma sayısı düşünüldüğünde program denizde bir kum mesabesinde. Ancak sanayi – üniversite işbirliği yaygınlaştırıldığında üniversite hocalarımız, firmalarda arı gibi çalışacak ve şirket politikaları çerçevesinde çalışanlara çalışma stratejileri, kariyer yönlendirmeleri konusunda yol gösterici tavsiyelerde bulunacak.

Halisane şekilde atılan inovasyon ve girişimcilik mayalarının tutması ve daha da gelişmesi temennisiyle...

 

YORUM YAZ