THY - Ramazan

Büyümeyi öğrendik sıra enflasyonda!

27 Ocak 2018 Cumartesi

Her ülke yüksek büyümelere imza atmak ister... Güce kuvvete göre büyümeler ise en sağlıklısı... Az olsun, öz olsun... Pek olsun, pak olsun!

Büyümede Türkiye’nin hakkı yenmez... Kimse “Türkiye büyüyemiyor!” diyemez. Bu işi öğrendik... Sadece büyürken enflasyon üretiyoruz, o kadar...  Şimdi bunu halletme zamanı!

Büyüme demek iş, aş, istihdam demek... İş, aş, istihdam oluşturmayan büyümeye meydan vermemek gerek!

Kura bağlı kırılganlığı ortadan kaldırdığımızda inanın, ne cari açık kalır, ne faiz riski oluşur, ne de Türk Lirası’na bağlı olumsuzluklar korkutur...

Enflasyon normal seviyelere döner. Faizler düşer... Herkes Türkiye’ye yatırım yapmak için sıraya geçer. Verimlilik ve katma değer artar... İhracat şartlanır... Böylece risk iştahının arttığı ortamda özellikle doğrudan yatırımlara ve ihracata dayalı büyümeler Türkiye’yi gülistana çevirir.  

Bugün hakikaten özel sektör dinamizmi parmak ısırtıyor. Büyümede Kredi Garanti Fonu (KGF), vergi indirimleri, kredi teşvikleri özellikle iç tüketime yönelik müthiş işler yapıyor.

İhracatımız da 158 milyar dolar ile rekor yaptı ve Türkiye 2017 üçüncü çeyrekte de yüzde 11 büyüdü ve 4’üncü çeyrekle birlikte 2017 yılındaki büyüme oranının yüzde 7’lerde olacağını tahmin ediyoruz.

2018 yılında da büyümemiz yüzde 5’ten aşağı olmayacak, inşallah. Ama ne olur, şu iç talebe, iç tüketime yönelik büyümeleri aşağı çekip katma değerli ihracatla, ekonomiyi yükseltme yolunu tercih edelim!

BÜYÜME 2002’DEN BU YANA GÖZ KAMAŞTIRIYOR

Türkiye’deki büyümeler dünyaya baktığımızda oransal olarak göz kamaştırıyor...  Geriye doğru son 7 yıla baktığımızda zaman zaman düşük, zaman zaman yüksek enflasyonda dahi dev büyüme adımları hiç hız kesmemiş!

Hatırlayacaksınız, 2010 yılında yüzde 9,2’lik büyümeden sonra Türkiye düşmanlarının başlattığı 2013 yılındaki gezi olayları, FETÖ’nün bin bir türlü oyunları, daha sonraki yıllarda döviz kurlarındaki derin oynaklıklar, Rusya gerginliği ve dünyadaki jeopolitik riskler bile büyümelere sekte vuramamış!

Aslında 2009 yılında yüzde 4,8’lik daralmayı bir kenara koyarsak Türkiye 2002 yılından bu yana sürekli büyüyor... Nasıl mı, şöyle: Bakınız, 2002 yılında yüzde 6,2 ile başlayan büyüme çizgisi, 2003’te yüzde 5,3 ile gelecek yıllara mesaj vermiş... 2004 yılında yüzde 9,4, 2005’te yüzde 8,4, 2006 yılında yüzde 6,9, 2007 yılında yüzde 4,7 büyüyen Türkiye, dünyayı saran küresel 2008 krizinde bile eksiye düşmemiş yılı yüzde 0,7 artıda kapatmış...

2009 yılında 2008 küresel krizi sebebiyle yüzde 4,8 daralan ülkemiz 2010 yılında yine büyük çıkış yaparak yüzde 9,2 büyümüş. Türkiye 2011 yılında yüzde 8,8, 2012 yılında yüzde 2,1, 2013 yılında yüzde 4,2, 2014 yılında yüzde 3, 2015 yılında yüzde 4, 2016 yılında yüzde 2,9 ile şov yapmış!

İşte 2017 yılında da yine 3’üncü çeyrekte yakalanan yüzde 11,1’lik oran ile ekonomik büyüme yüzde 7’lere yaklaşmış olacak.

TÜRKİYE’NİN CDS’LERİYLE 

OYNATMAYALIM

Döviz kurunu manipüle etmek isteyenler, sürekli Türkiye’deki enflasyonu dünyadaki yatırımcı gündemine planlı olarak taşıyarak, ülkenin CDS’lerini yukarı taşıma ve beraberinde faizleri yükseltme gayretindeler... Dolayısıyla enflasyon oluşturan ekonomideki bu sorun, yani kur meselesi mutlaka ortadan kaldırmalı!

Gelişen ülkelerde ortalama enflasyon yüzde 4’lerde gezinirken, para gözler Türkiye’deki çift haneli enflasyonu yüksek kazançlar için ciddi ciddi kullanıyor.

Evet, şimdi fiyat istikrarını sağlayan politikalara hız verme ve düşük enflasyonu ekonomiye enjekte etmenin startını verelim, diyorum... Eğer gelişen ülkelerde enflasyon ortalaması yüzde 4’lerde ise biz de Türkiye’de enflasyonu en az yüzde 5’lerde sabitlememiz şart!

Kura bağlı Türk Lirası cinsinden finansman maliyetleri oldukça yüksek... Döviz cinsinden borçlanma ihtiyacını ne yapıp edip sağlıklı temellere oturtmamız elzem! Yani kur riski sorunlarını çözerek piyasa vampirlerinin ensemizde boza pişirmesine engel olmanın en kestirme yollarını bulmamız olmazsa olmaz! Geçen yazımda bahsettiğim ekonominin dengelerini bozan kur enflasyonuna mutlaka çare bulunmalı!

İŞ ÇOK BASİT, KARARLI OLALIM YETER

2018, Türkiye’nin olumlu rüzgarı arkasına alacağı bir yıl olacak. Risk iştahı canlı. Ülkelerde büyümeler, geçen yıla göre daha yüksek. Büyük bir konjonktürel olumsuzluk olmazsa risk iştahı yılın sonuna kadar devam eder. İşte bu yıl bu olumlu esen meltem rüzgarından faydalanmamız lazım. Buradan katma değerli bir şekilde faydalanmanın yolu enflasyonu makul seviyelere çekmek, bu kadar basit!

Hükümetin özellikle dövizle borçlanma konusunda getirdiği sınırlamalar gerçekten dikkat çekici. Davos’tan mesaj veren Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, “Dövizle borçlanmaya sınırlama kurda oynaklığı ve risk primini azaltacak, enflasyon dinamiklerini iyileştirecek” diyerek enflasyonla mücadelede her yolun deneneceğini gösteriyor. Yani, dövizle borçlanma, döviz geliriyle orantılı şekilde yapılabilecek. Şirketlere bundan böyle limit tahsisi banka bazında değil, sistem bazında izlenecek.

Maliye ve para politikalarında enflasyonla mücadeleyi artık açıkça gözlemliyebiliyoruz. Yalnız şuna dikkat etmek gerekiyor... Daha yüksek büyümeler için lütfen daha yüksek faiz politikasına yönelmeyelim... Kura istikrar kazandırmayı yüksek faizde aramayalım!

Büyümeyi öğrendik, artık şu enflasyona da bir deva olalım!

 

YORUM YAZ