Bu sütunlar aklama paklama yeri değil!

09 Şubat 2018 Cuma

Türkiyemiz’de “Küçük olsun, benim olsun” anlayışı var ya, işte bu bizleri en fazla üzen ve yıkan şey!

Bizler 2023 yılında 500 milyar dolarlık ihracat hedefi için beyin – kafa çatlatırken bazı kafalar bir yerlerde “baş” olabilme veya “baş”lığını koruyabilme adına en küçük ayrıntıları bile kendi menfaatleri ve emelleri için kullanmada adeta canını veriyor…

Can verecek o kadar çok yer var ki… Böyle maden ocağı önündeki küçücük su birikintisinde kendini boğmaya çalışanlara acımaktan başka ne yapılabilir?… İncir çekirdeğini doldurmayacak meseleleri, gündem yapmaya çalışıp egosu ve hırsını aklından önce koşturanlara ne denebilir?

Meselemiz, uğraşımız, gayretimiz Türkiye… Başka derdimiz yok… Ancak ülkemize kıymık kadar halel getirecek hiçbir hadiseye, kuruluşa, kişiye de göz yummayız… Hele hele makam – koltuk meraklılarına ülke menfaatlerini asla peşkeş çektirmeyiz!

Arkadaş, her sektörün mutlaka birçok sorunu var. Madenciliğin de öyle…

Bugün KOBİ seviyesini henüz aşamamış, yüzlerce maden işletmemiz faaliyette...

KOBİ diye küçümsemiyorum… 500 milyar dolarlık ihracat hedefinin anahtarı elbette KOBİ’ler...  İdrak edebiliyor musunuz, bilmiyorum ama, istihdamın yüzde 75’ini, maaş ve ücretlerin yüzde 55’ini, yine brüt yatırımın yüzde 55’ini ve her şeyden önemlisi ihracatın yüzde 60’ını ve ithalatın yüzde 40’ını gerçekleştiren KOBİ’ler ekonomik faaliyetin yarıdan fazlasını ikame ediyor. Dolayısıyla hizmetin de en fazlasını onlar hak ediyor.

BOŞ YERLERDE İSTİKBAL ARAMAK MİLLETE HAKSIZLIKTIR

Bunları birçok ileri gelen biliyor, ama sorunları çözmeye gelince, “Birileri ne der!” diye cesaretsizliğinden, ileri görüşe sahip olamadığından ya da sadece tek hedefi koltukta istikbal aradığından elini taşın altına koyamıyor…

Kendinize bir sorun bakalım!

Uluslararası markalaşmış kaç işletmeniz var? Güç bela küresel bağlantılar kurabilmiş firmaları nasıl destekliyorsunuz? İşletmelerin önünü açmada neler yapıyorsunuz? Müntesibi olduğunuz sektörünüzde işletmeler; Ar-Ge, tasarım, mali, teknoloji, dijitalleşme, hukuki ve ticari mevzuat açısından ne durumda? Sektörü iyileştirme konusunda ne tür planlarınız var? Ay sonunda işçisine asgari ücret dahi ödeyemeyen KOBİ’lerin, işletmelerin halleriyle hiç hemhal oldunuz mu? Faaliyet izinlerini bekleyen ve ocakları aylardır kapalı olan yüzlerce madencinin hangisinin derdine çare olabildiniz? 1 milyar dolar ihracat yapabilen kaç firmaya sahipsiniz? Sektördeki istihdamı bir yıl içinde büyüme oranında artırabildiniz mi?

Yoksa popülist yaklaşımlarla koltuklarınızı koruma derdine mi düştünüz? 2023 yılı için 15 milyar dolar ihracat hedefi koyan maden sektörünün, “cek…” ve “cak…”larla koltuk kapmacalarla, nefsi ve şahsi davranışlarla sorunlarını halledeceği mi zannediliyor!

İşte madencilik sektöründe KOBİ veya KOBİ’den büyük işletmelerin daha fazla ihracat yapabilmesi adına, “baş”lık payesini taşıyanlar veya “baş”lığa heveslenenler önce bunların farkına varması lazım?

Bakınız, adları bende saklı madencilerin serzenişlerini sizlere aktarayım…

“İşletme ruhsatı müracaatımızı 2016 Mayıs ayında yaptık. Daha imzalanmadı. Arıyorum… (Masada imza bekliyor), diyorlar… Ocağımız şu anda kapalı…”

“Neredeyse 5 yıldır hiçbir haber almaksızın izin bekliyoruz. Bunca zamandır içeriye verdiğimiz teminat mektubuna masraf ödüyoruz…”

“Geçen yıl temmuz ayında yaptığımız işletme izin başvurumuz halen sonuçlanmadı…”

Bir işletmeci de madencilerin başını uyararak, “Ruhsat, ÇED ve Orman izinleri için kurumlar konsorsiyum halinde süreci hızlandırabilir. Hatta 3573 sayılı Zeytincilik Kanunu ile ilgili bir düzenleme de istiyoruz. Bunu ancak temsilcilerimiz dile getirebilir” diyerek sektördeki manzarayı ortaya koyuyor.

İstanbul Maden İhracatçıları Birliği’nin (İMİB) resmi ağzı da, “Madenleri işletmek için gerekli izinlerin alınma süreçlerini hızlandırabilirsek ekonomimizin ana damarlarından biri olan sektörümüz, daha da gelişerek cari açığa pozitif katkısını artırarak sürdürecek” diyor!

Madencilerin “faaliyet izni” yani “çalışma müsaadesi” diye bir problemi var mı? Var… İnkar eden var mı? Hayır kimse edemez… O zaman bu sorunlar niçin çözülmüyor, çözülemiyor?

DEVİR DEVLETİN BEKASI, ÜLKENİN KALKINMASI DEVRİ

Yazılarımızda maden sektörünün önemini her seferinde vurguluyoruz… Aktivitesinin artırılması, vatana, millete daha çok faydalı olması için elimizden geleni yapıyoruz. Karınca kararınca madencilerin meselelerine çözüm pencereleri açmaya gayret ediyoruz.

Dolayısıyla gazeteci olarak bir birliğin başına yeni bir yönetici gelince heyecanlanıyoruz... Bağlı bulunduğu sektöre, vatana, millete daha fazla katkı verir düşüncesiyle onu desteklemeye çalışıyoruz. Hatta yazılarımızla kendilerini tebrik ediyor, başarılar diliyoruz…

Birileri kalkmış, teşekkür edeceğine, egosuna hizmet ediyor! “Falancı şöyle demiş de, ben böyle demedim” iddialarıyla küçük nüanslarda emir verir gibi düzeltme istiyor…

“Öncelikle neyi düzelteceğiz?”, bu bir… İkincisi doğrular düzeltince yanlışlar ortaya saçılır, acaba bu biliniyor mu? Üçüncüsü, bir yerlerde söz sahibi olma hevesinde olanlar lütfen gazeteciliğin ne demek olduğu konusunda azıcık bilgilensin!

Vallahi yazık, gidin işinize bakın! Gazeteleri de boş işlerinizle meşgul etmeyin!

Şu asla unutulmamalı…

Gazete sütunları aklama, paklama yeri değil. Onu bunu yağlama, yıkama yeri hiç değil! Bu sütunlar milletin gerçekleri öğrenme yeri, öncelikle bu böyle biline!

Devir “sen-ben”, “o koltuk – bu makam” dönemi de değil, insanlara iş ve aş verme dönemi…  Devir devletin, milletin bekası, ülkenin kalkınması dönemi!

Gerisi lafı güzaf!..

 

YORUM YAZ

  • Ada-PaAda-Pa11 gün önce
    maden kazaları kadr diyen Bu zihnyet mi geliştirecek :D.bir araştırma daha yap madenlerin yüzde kaçı özelleştirilmiş diye.