THY- Noukşot

Beştepe’den faize 5 parmak tokat!

03 Şubat 2018 Cumartesi

Doların şu zayıf halini kâr hanemize yazdırmamız gerekiyor.

Bakınız, ihracatçılar daha yılın ilk ayında 850 milyon dolarlık kur kazancını ceplerine koydular bile.

Şimdi dolarla, faizle işi olan kamu, özel her kesim küreklere asılmalı, diyorum… Nehir akar, Türk bakar, olmasın diyorum!

Dış ticaret açığının geçen yılın son ayında yüzde 63,5 artması beni endişelendiriyor… Açığın 2018 yılına sarkmasından korkuyorum. İhracat geçen yıl Aralık ayında yüzde 8,6 artarak 13,8 milyar dolar, ithalat ise yüzde 25,4 artarak 23 milyar dolara çıktı. Yıl bazında 157 milyar dolarlık ihracata karşılık 233,7 milyar dolarlık ithalat yapılmış… İhracatın ithalatı karşılama oranı da 2016 Aralık ayında yüzde 69,4 iken, 2017 Aralık ayında yüzde 60,1’e düşmesi, ithalata bir çeki düzen verilmesi gerektiğini ortaya koymuyor mu?

Bakınız dolar endeksi 1987 yılından bu yana en kötü Ocak ayını geçiriyor. 2014 yılında son olarak 90 seviyesinin altına inen dolar endeksi, geçen yıl da yüzde 11 değer kaybetmiş...

Evet, dolar ABD Merkez Bankası FED’in bu yılki 3 faiz artırım kararına rağmen erirken bundan istifade edebiliyor muyuz, ona bakmak lazım!

İŞ VE AŞ İÇİN OLMAZSA 

OLMAZLARIN YAPILMASI ŞART

Öncelikle kamu kesimi, faizleri düşürmede, zayıflayan dolar endeksinden istifade edebilecek planlama yaptı mı bilmiyorum ama tek bildiğim şey; önceki gün Beştepe’de faiz toplantısının yapıldığı ve faizlerin makul seviyelere çekilmesi için hangi tedbirlerin alınması konusunda görüş teatisinde bulunulduğu…

Bankalar kârlarını katlarken merkezi bütçe ile reel sektörün finansman konusunda bunaldığı bir gerçek. 2019 yılında seçimler var. Bu yılın doğrudan yatırımların dönemi olması için faizlerin mutlaka aşağı çekilmesi, iş, aş için olmazların yapılması gerekiyor. Tabi faizleri düşürmek için çaba sarfedecek Hazine’nin ne yapacağını merak etmiyor değiliz. Hazine elbette tek başına ne yapabilir ki… Kamu bankalarını devreye almazsa, Hazine diğer bankaların paspası olur. Faizlere karşı kamu bankalarının hassas olacağı yolunda şüphelerim yok değil. Merkez Bankası’nın faiz düşürmede hangi yolu izleyecek? Yine alt bant, üst bant deyip, ikili, üçlü faiz makaslarıyla mı hareket edecek? Döviz kuruna bağlı enflasyona nasıl çare olacak? Her şeyden önce Hazine ile Merkez Bankası faiz periskopuyla denge sağlayabilecekler mi, göreceğiz!

Beştepe’deki faiz toplantısına tekrar dönersek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığındaki toplantıya Başbakan Binali Yıldırım, Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya katıldı. Hazine’nin bu yıl bankalara inovatif yeni imkânlar sağlama konusunda fikir teatisinin yapıldığı toplantıdan çıkan sonuçlar elbette bankaların gündeminde. Alınan bilgiye göre Beştepe’de faize yönelik öyle konular masaya geldi ki, dinleyebilseydik herhalde şaşıp kalırdık! Kararlar apaçık beyan edilmese de, reel sektörün desteklenmesi konusunda öyle kapılar açılacak ki, bankalar kat kat artan kârlarını ellerinin tersiyle itecek ve oluşturulacak piyasaya gözü yumuk atlayacak!

Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in ifadesiyle, Hazine sürekli bankacılık sisteminin kredilerine kefalet verecek noktada olmayacak. Bu durum biraz krediye ulaşmayı zorlaştırsa da sistem daha az miktarla ama daha kaliteli sürdürme konusunda yürütülecek. Geçen yıl Kredi Garanti Fonu’nda (KGF) sınırlama yoktu, ama bundan sonra daha sınırlı, daha temkinli ve daha kaliteli bir kredi sistemi uygulanacağa benziyor.

HAZİNE SANKİ İÇTEN ÇOK

DIŞ BORÇLANMAYI ÖNCELİYOR

Geçen yıl 9,7 milyar dolar dış borçlanma yapan Hazine’nin 2018 yılı için planladığı dış borç miktarı 6,5 milyar dolar. Eurobondlar ve samuraylardan sonra Hazine, şimdi Çin piyasasından Panda Bond, Rusya’dan Ruble bond cinsinden tahvil ihracı imkânları arıyor. İç borçlanma yerine dış borçlanmayı önceleyen Hazine’nin iç borçlanmada da geçen sene yabancıya sattığı 7,3 milyar dolara benzer, bu yıl da aynı yolu takip edip etmeyeceği henüz kesin değil. Fakat Hazine’nin bu yıl borç çevirme rasyosunu yüzde 110 yapacağı ve iç kaynakların özel sektörü destekleyecek şekilde oluşması için elinden geleni ardına bırakmayacağı tahminler içinde.

DOĞRUDAN YATIRIMCI BURADA

UZUN SÜRE KALABİLMELİ

Doğrudan yatırımların son 15 yılda yıllık ortalama 12 milyar dolar olarak gerçekleştiği Türkiye’de 58 bin küresel doğrudan yatırımcı faaliyet gösteriyor. Bu elbette azımsanmayacak bir sayı. Ancak doğrudan yatırımların analizlerine bakıldığında yatırım sürekliliği de önem kazandığı gözleniyor. Yani gelen doğrudan yatırımcı ülkede ne kadar uzun kalırsa bizim yararımıza… İşte bu yatırımcıların yatırım sürelerini uzatmak yani Türkiye’de uzun süre kalmalarını sağlamak için ortamı iyileştirmek gerekiyor.

Kur oynaklığına hükümet mutlaka çareler bulması gerekiyor. Çünkü Türkiye doğrudan yatırımcıya kapılarını ardına kadar açsa da kur oynaklığı hevesleri kırıyor. Yerli yatırımcı da farklı değil. Hükümet zannediyorum finansal hedging (koruma) ile ilgili uygulamaları bu yıl içinde tamamlayacak, ama bu yılki yatırımlara yetişmeyeceğe benziyor. Özellikle yerli yatırımcıya tavsiyemiz, dövizle geliriniz yoksa dövizle asla borçlanmayın!

Burada en önemlisi elbette; faizler, ardından enflasyon, vergi düzenlemeleri ve özellikle maliye politikası ile para politikasının kol kola sorunların üzerine cesaretle gidebilmesi…

İş çok ama gayret de çok… En azından bunu görebiliyoruz!

 

YORUM YAZ