Yeni Akit - M&S Asistans

Bak hele, KGF’yi ‘bize teslim edin’ diyorlar!

19 Ocak 2018 Cuma

Ekonomimizin en büyük çıkmazı ne biliyor musunuz?

Hâlâ yurt dışından kaynak beklentisi içinde ekonomiyi elinde tutmaya çalışan faizciler...

Şu yabancıperestliği yıllarca zihinlere öyle işlenmiş ki, “Yurt dışından para gelmezse, çarklar dönmez” inancı ekonominin sanki yol haritası haline getirilmiş!

Söz konusu inanca bağlı kesimler, tesirini yavaş yavaş kaybetse de boynumuzda boyunduruk gibi duran borçlanmayı görevleri gereği sürekli körüklemeye devam ediyorlar.

Halen mevcut borçlanmayı engelleyemesek de, bugün bazı alanlarda yapılması imkânsız gibi görünen yerli yatırımların hayata geçtiğine gururla şahit oluyoruz. Dolayısıyla yerli kaynakların giderek arttığı savunma sanayii gibi sektörler, dosta güven veriyor, düşmanı kahrediyor. Demek ki her şey dış kaynakla olmuyor. Artık yerli kaynakları devreye alan, işleten işlek kafalar da bir şeyler yapabiliyor.

Türk Lirası’nın değerinde bazı dönemlerde aşırıya kaçan dalgalanmalar oluyor… Oluyor da, bu dalgalanmayı; yurt dışı kaynak beklentisi içinde olanların, dış kaynağı ve borçlanmayı daha da artırmak adına Türk Merkez Bankasını kendi dümen sularına uydurup keselerini, kasalarını doldurarak yurt dışındaki müntesibi oldukları odakları beslemek adına yaptıklarını artık anlamak gerekiyor.

Çünkü bu işleri yapanlar, yurt içindeki bazı finansör ve para babalarıyla hareket eden yabancı beslemeleri! Bunlar, Kredi Garanti Fonu’nu (KGF) dahi küçümseyip, büyümenin yerli kaynaklarla sürdürülebilir olamayacağını, hatta KGF’nin devre dışı bırakılıp dış kaynağa daha fazla sarılmanın ekonomi açısından çok daha faydalı olacağını medya maharetiyle üflüyorlar…

Diğer taraftan yüksek büyüme hızına rağmen yapısal sorunlar, ekonominin açmazları arasında. Yapısal sorunların kısa zamanda çözülme şansı elbette yok. Ama “Yatırım ortamı iyi değil, faizler yüksek, finans darlığı var, maliyetler pahalı, enerji fiyatlarıyla baş edemiyoruz, teşvikler ve ulaşım imkânları yetersiz, OHAL ile ticaret yapılamıyor” söylemleri, bugün faizcilerin en çok kullandıkları klişe laflar! Paraları bu laflarla istifliyorlar.

BORÇLA YÜRÜYEN EKONOMİ İSTİYORLAR

Türkiye’nin daha çok borçlanması bahsettiğim beslemelerin en büyük isteği, hatta görevi… Bu yolda gösteremedikleri gayret yok! Zaten mevcut borç manzarasına bakıldığında gerçek ayan beyan ortaya çıkıyor.

Bankalar kaynaklı 2017 Kasım ayı kısa vadeli borç stokunda 2016 yılı Kasım ayına göre yüzde 14’lük artış söz konusu. Kamu-özel kısa vadeli borç stoku şu anda 111,7 milyar dolar seviyesinde. Bankaların kısa vadeli dış borç stoku yüzde 7,3 artışla tam 61,6 milyar dolar olmuş. Orijinal vadesine bakılmaksızın vadesine 1 yıl veya daha az kalmış dış borç stoku ise 170,4 milyar dolar. Mevcut borç stoku içinde kamu sektörünün payı yüzde 15,1, Merkez Bankası’nın yüzde 0,4 ve özel sektörün ise yüzde 84,5… Yani kamu borcunu azaltırken beslemeler faiz alabilmek için borçlarını katladıkça katlıyor…

Borcun matematiksel resmi böyle… Yani dışarıdan düşük faizle döviz al, yurt içinde Türk Lirası cinsinden yüksek faizle kredi alıcıların kanallarına bas… Devlet ve milleti borçlandır!

Tabi borçlar sadece bankalarla sınırlı değil. Diğer sektörler altında yer alan ithalat borçları da, 2016 yılsonuna göre yüzde 20,1 artışla 39,4 milyar dolar seviyesine çıkmış.

İşte “Yeterli kaynak yurt dışından temin edilmezse, ekonomideki çarklar dönmez” inancının Türkiye’yi götürdüğü yer burası!

Tabi ülkedeki besleme para babalarına göre mevcut borç çok az. Çünkü malum kesimler şöyle diyor: “Daha fazla borçlanalım. Eğer krediler artırılacaksa, bu KGF değil, bizim bankalarımız kanalıyla gerçekleştirilsin. Haa, ille de KGF olacaksa, KGF’nin içini yüksek piyasa faizi üzerinden verilecek kredilerle yine biz dolduralım… KGF’yi bize teslim edin!”…

Olur, olur… Millet artık borçlanmaktan bıktı… Sizin bir an önce ülkeyi terk etmenizi bekliyor. Millet bir müddet sıkıntı çeker ama, sonunda doğru istikameti bulur!

MERKEZ BANKASI FAİZCİLERE DERSİNİ VERDİ

Her yazımda ifade etmişimdir… Ne olursa olsun Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) yanında durmak devlet ve milletin menfaatinedir, diye…

Döviz kaynaklı yüksek enflasyona, döviz ile birlikte gıda fiyatlarındaki manipülatif oynamalara, petrol fiyatlarında meydana gelen yükselişe, Türkiye’ye has bölgesindeki konjonktürel olumsuz gelişmelere ve yurt içindeki beslemelere rağmen politika faizini artırmadı ve banka duruşu ile faizcilere iyi bir ders verdi… 

TCMB, politika faizini yüzde 8’de, faiz koridorunun alt ve üst bandını sırasıyla yüzde 7.25 ve yüzde 9.25 düzeyinde, GLP borç verme faiz oranını da yüzde 12.75’te tuttu ve aşağı yönlü seyir için işaret verdi.

Banka sıkı duruşun devam edeceğini de belirterek beklentiler dahilinde faizcilerin heveslerini kursaklarında bıraktı…

Türkiye’de gelir dağılımı dengesizliğinde de pay sahibi olan bu beslemeler, şimdi yükselen petrol fiyatlarını, artan gıda enflasyonunu ve Suriye sınırındaki askeri hareketliliği binbir yoldan ısıtıp ısıtıp aşağı yönlü trend çizen dövizi ve faizi kafalarına göre suni riskler oluşturup yukarı yönlü gazlamak istiyor.

Geçin bunları! Bu millet önce KGF’yi sonra da bu ülkeyi size bırakmayacak, haberiniz olsun!

 

YORUM YAZ