Asgari ücret uygulaması acilen kaldırılmalı!                                                                            

27 Aralık 2017 Çarşamba

Yeni asgari ücret tartışmaları ve çekişmeleri devam ediyor.

Yaklaşık 30 milyon kişinin istihdam edildiği, yarısının asgari ücretle çalıştığı Türkiye’de, zaten bu tartışmaların olmaması tuhaf karşılanırdı!

Yıllardır yapılan Asgari Ücret Tespit Komisyonu oturumlarının, işçi - işveren sorunlarının çözülemediği, ne işçiye, ne işverene yaramadığı ve herkesin şikâyetçi olduğu artık iyice ortaya çıktı…

Dolayısıyla başka çareler aranmalı ve farklı kapılar zorlanmalı!

Yani komisyon toplantılarının bize verdiği en verimli sonuç bu!

Okuyucularımdan bu konuda çokça mesaj aldım…

Bilmediğim veya değinemediğim birçok konuya da ışık tuttukları için onlara sonsuz teşekkür ediyorum.

Özellikle okuyucu mesajlarından edindiğim özet ve özel talep, asgari ücretin; geçinebilecek bir miktar olmasının yanında, o ülkenin istihdam ve ekonomi politikalarını da düzenleyecek bir seviyede, kalitede ve kabiliyette olması! Yani halk asgari ücretin, sadece bir çırak ücreti olmasını, diğer taraftan da emek piyasasında da düzenleyici bir rol üstlenmesini istiyor.

Daha açıkça söyleyeyim, söz konusu çerçevede ben de bugün anladığımız şekildeki uygulanan asgari ücretin acilen kaldırılmasının elzem olduğu kanaatini taşıyorum…

Hiç değilse böylece vatandaş her işe değil, çalışabileceği, kabiliyeti, becerisi ve bildiği işe yönelir… Bu da çalışanların eğitiminde ve iş seçiminde farklı bir miladın başlangıcı olur…

BU SORULARIN CEVABINI VERMEK ÇOK ZOR

Bugün emek piyasası şu soruları tam anlamıyla cevaplayamıyor…

Bir ülkede asgari ücret niçin uygulanır?

Asgari ücret uygulamasının gayesi, kadın, çoluk, çocuk herkesi iş piyasasına yönlendirmek midir?

Geçinmek için asgari ücret yeterli midir?

Asgari ücret satın alma paritesinin neresinde?

Dünya ülkeleri arasında Türkiye’nin asgari ücretteki durumu nasıl?

Asgari ücret, gayrisafi milli hasılaya göre belirlenen gerçekçi hayat standardını ne kadar yansıtıyor?

Bir işçiyi yıllarca, hatta emekli oluncaya kadar asgari ücretle çalıştırmanın mantığı ne? Bu adil bir yaklaşım mı?

Serbest piyasa ekonomisi uygulanan bir ülkede asgari ücret uygulaması ne kadar doğru?

Madem serbest piyasa ekonomisi diyoruz, asgari ücret uygulamasını kaldırıp, herkesin bileğine, gücüne, becerisine, emeğine, aklına, yaptığı işe göre ücret takdir edilse daha gerçekçi olmaz mı?

Ortada bir emek varsa, elbette bu emeğin bir de karşılığı olacak, ama ne kadar olacak?

Ağır, orta ağır ve hafif işlere karşılık aynı asgari ücreti uygulamak, ne kadar insaflı?

Emeğin tam karşılığı olarak ödenecek ücret, istihdamı, üretimi daha da artırmaz mı?

Bölgesel uygulanacak bir asgari ücret politikası sorunları ne kadar çözer?

Asgari geçim indirimi katkıları ile işletmelere yapılan destekler direkt ücretlere yansıtılamaz mı?

VAKİT ÖLDÜRMEKTEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİL

Bu ve buna benzer sorulara cevap verilmeden, Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun toplantıları bana göre boş, yersiz, manasız ve vakit öldürmeden başka bir şey değil!

Bir de şöyle düşünelim: Asgari ücreti tespit için Asgari Ücret Tespit Komisyonu’na katılanların tamamı, sayı bazında toplam istihdamın kaçta kaçını temsil ediyor? Cevap verebilen varsa buyursun…

Veremez! Çünkü “Bu ücretle geçinemiyoruz” diye feryat eden milyonların yanında, ekonomik girişimin yüzde 99’unu sırtlayan küçük ve orta boy işletmeler olan KOBİ’lerin endişeleri giderilebilmiş değil!

Şu anda devam eden Asgari Ücret Tespit Komisyonu’na bakalım… Komisyonda işçi tarafını temsil eden Türk-İş yetkilileri 1900 liraya yakın bir ücrette direncini koruyor ancak 1600 liraya çıkmak istemeyen ve çalışan kesimin yüzde 1’ine bile ulaşamayan Türkiye İşveren Sendikaları TİSK ise komisyondaki diğer taraf hükümeti fazlasıyla yoruyor. Evet, 6,5 milyon çalışan ve buna bağlı bir o kadar daha işçiyi ilgilendiren asgari ücret açıklanacağı 29 Aralık Cuma gününü merakla bekliyor ama asıl beklentide olanlar; istihdamın yüzde 75’ini, maaşlı ve ücretli çalışanların yüzde 55’ini bünyesinde barındıran KOBİ’ler…

Yeni asgari ücret açıklandığında, istihdamda nasıl bir yol izleyeceklerini belirleyebilecekler mi, orasını bilemem ama KOBİ’ler hakikaten zor durumda! Mesela beklenti dışı yüksek bir asgari ücret açıklandığında, işlerini güç bela yürütebilen KOBİ’ler işçi azaltma, istihdam boşaltma yoluna dahi gidebilirler…

HEDEF ASGARİ ÜCRETLİNİN AZALTILMASI OLMALI

KOBİ’ler başta finansman, istihdam, üretim, ihracat, satış ve pazarlama konularında çok büyük sorunlar yaşıyor. Her şeyden önce KOBİ’ler, kaliteli istihdam oluşturulamadıklarından dolayı insan kaynakları, teknoloji, inovasyon, karlılık ve verimliliğin yanında yönetime dair yüksek derecede problemlerle boğuşuyorlar. İşte asgari ücret belirlenirken bu kadar geniş bir perspektif ve zamana yayarak düşünmek ve planlamak gerekmez mi? Yani “Ben yaptım oldu!” mantığıyla bu kadar ciddi bir meseleyi birkaç hafta veya birkaç gün içinde tespit etmeye çalışmak zaten işe yaklaşımdaki zayıflığı gösteriyor!

Mesela Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun, 2018 yılının asgari ücretini 2017 yılı Haziran ayı itibariyle oturup konuşmaya başlaması gerekirdi, diye düşünüyorum! Şu da bir gerçek ki, tabanı olmayan, realiteden uzak bir ücret politikasını ne kadar tartışabilirsiniz ki! Her iki çalışandan birinin asgari ücretli olduğu Türkiye’de hangi istihdam politikalarından bahsedilebilir, sormak istiyorum…

Diğer taraftan sendikaların gönlü yapılacak, birileri memnun olacak diye milyonlarca insanın emeği de boşa çıkarılmamalı, diye sözlerime ekliyorum...

Zaten istihdam politikalarında hedef; katma değerli üretim, daha iyi verim, yüksek montanlı ve getirili ihracat için istihdamın kaliteleştirilmesi, emek piyasasında güven ortamının oluşturulması, dolayısıyla asgari ücret alanların giderek azaltılması değil mi?

 

YORUM YAZ