Artan gelirlere rağmen birikimler patinaj çekiyor!

22 Ekim 2017 Pazar

Son yıllardaki karşılaştırmalı tasarruf oranlarımıza bir göz atıyordum, oturup ağlayasım geliyor!

Hane halkı bazında 2009 yılında yüzde 10,1 olan söz konusu oran, 2015 yılında yüzde 13,5’e zar zor yükselebilmiş…

Hane halkı tasarruf oranının 2016 yılında da belki yüzde 14’lerin hafif üzerine, bu yıl henüz bitmedi ancak oranın yine 15’lerin altında kalacağını tahmin ediyorum…

6 yılda sadece 4 puan yol alabilmişiz! 10 yılda da 5 puan!

Toprak su tutmuyor, harcamalar tam tekmil, işin gerçeği bu…

Geçmiş yıllara baktığımda bu oranın daha da az olduğunu görüyorum ve ister istemez sevinmeye çalışıyorum…

***

Uluslararası alanda da durumumuz iç açıcı değil!

Çünkü yurt dışına baktığımda, 2014 rakamlarına göre, Pakistan (yüzde 12,7) ve Yunanistan (yüzde 11,5) dışındaki birçok ülkenin altında yer aldığımız ortaya çıkıyor. Brezilya yüzde 16,1, Polonya yüzde 19, Filipinler yüzde 23,8, Japonya yüzde 22,3, Malezya yüzde 29,8, Endonezya yüzde 30,8, Almanya yüzde 26,3, Güney Kore yüzde 35,1, İspanya yüzde 19,5, Suudi Arabistan yüzde 40,7, ABD yüzde 17,8, Çin yüzde 49,7 ve Kanada 40,8…

Maalesef, o kadar çabaya rağmen hane halkı tasarruf oranında diplerdeyiz!

Uygulamalar da yetersiz kalıyor... Mesela, tasarrufların iyileştirilmesinde bireysel emeklilik tedavisi uygulanıyor…

Bu tedaviden herkes şikâyetçi!

Vatandaş, “Üç kuruş maaş alıyoruz, onu da bireysel emekliliğe kesiyorlar!” diye feryat ediyor…

***

Peki, sebep ne? Tasarruflarımız niçin artmıyor?

Birincisi, evet gelirimiz az çok artıyor… Ancak, gelirimiz yükseldikçe harcamamız da o nispette ivme kazanıyor! Yani harcamayı seviyoruz… Birinci sebep ilk etapta böyle görülüyor… Gelirimiz artmış, harcamalarımız da artmış… İstatistikler böyle diyor!

Fakat ikinci sebebe, belki de en önemlisine geliyoruz... Kişi başı milli gelir artışının gösterildiği gibi fazla olmadığını ve bahsi geçen gelirin enflasyon-kur makasında erimesi sonucu vatandaşın daha doğrusu geniş halk kitlelerinin yeterince birikim yapamamasının tasarruf oranlarını düşürdüğünü müşahede ediyoruz…  

Durum ortada! Vatandaş tasarruf edemiyor!

1998 yılı hesaplarıyla 2002 yılından 2014 yılına kadar elde edilen kişi başı milli gelir artışı yüzde 208 (iki kat) gibi görünse de reel artış sadece yüzde 46… Gerçek bu…

Tabi bu artış 2015, 2016’da farklı değil… 2017 yılında da farklı olacağını düşünmüyorum…  

Dolayısıyla yüzde 15’e bile ulaşmayan hane halkı tasarruflarımız, düzensiz ve yerinde olmayan harcamalar, diğer taraftan başta yüksek enflasyon ve kur dengesizlikleri sebebiyle yükselememiş, erimiş, buhar olup gitmiş!

***

Hane halkının artmamasında üçüncü sebep olarak da konjonktürel nedenlerden hükümetin milli gelirdeki hane halkı harcamalarını azaltma yoluna gidip askeri ve Ar-Ge çalışmalarına ağırlık vermesini göz ardı etmemek gerekiyor…

Hani “Orta gelir tuzağına takıldık, kaldık” deniyor ya, aslında vatandaş yıllardır yüzde 15’leri aşamayan bir hane halkı tasarruf oranına çakıldı kaldı ve bir türlü sınırı aşıp yüzde 20’lere yürüyemiyor…

Tasarrufların yükselmesini engelleyen, harcamalar, enflasyon ve kur dengesizliklerinin sebebi araştırıldığında da, Türkiye’de finans, yatırım, üretim, istihdam, dış ticaret ve tüketici eğilimlerinde yapısal sorunlar yaşandığı gözlemleniyor! 

Söz konusu alanların standartlara kavuşturulması, iyileştirilmesiyle aslında, askeri ve Ar-Ge yatırımlarının hane halkı harcamalarından mümkün mertebe ayrıştırılması gerekiyor…

Madem tasarruf isteniyor, o halde vatandaşın önü açılmalı, diyorum…

***

Diğer taraftan; Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2015 yılı için yayımladığı rakamları yanlış okumayınız!

Rakamlarda, oranlarda oynama yok… Tamamen resmi…

TÜİK, ülkedeki brüt tasarrufların Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYİH) içindeki payını 2015 yılı itibariyle yüzde 24,8 olarak hesaplamış…

Normal, oranlar doğru!…

Bu rakamlar toplam brüt ülke tasarrufu…

Bahsettiğim askeri ve Ar-Ge harcamaların kalemde yatırım olarak gösterilmesiyle TÜİK tablosunda tasarruflar yükselmiş görünüyor...  

Bilindiği üzere, milli gelirin bir bölümünü hane halkı, diğer bölümünü devlet kullanır. Kalanı da yatırıma gider. Yatırımlar tasarruf olarak gösterilir…

TÜİK, uluslararası standartlara uyum çerçevesinde daha önce tüketim kabul edilen bazı harcamaların tüketimden çıkarılarak yatırıma aktarılmasını çizelgeye döktü. Böylece hane halkı ile devletin tüketim harcamaları azalmış, yatırım kısmı yani tasarruf oranı yükselmiş oldu… Dolayısıyla ülkenin genel tasarruf oranı da yüzde 24,8 gibi yüksek bir yere çıktı…

Tablo içinde net kalemleri verecek olursak, GSYİH’in yüzde 24,8 oranındaki brüt iç tasarrufun 9,4 puanı hane halkına, 4,4 puanı devlete, 8,7 puanı mali olmayan sektörlere ve 2,2 puanı da mali sektöre ait…

Aynı tabloda, hane halkı tasarrufların kullanılabilir toplam gelir içerisindeki payı ise 2009 yılında yüzde 10,1 iken, 2015 yılında yüzde 13,5 şeklinde yerini aldı.

Bunun özellikle bilinmesi lazım!

Tablo doğru, çizelge böyle!

Sakın ola karıştırılmasın!

 

  • Akın özbeyAkın özbey27 gün önce
    Faiz niye yasaklanmıyor bankalara kölelik ediyoruz nasıl geçiniriz diye düşünmekden huzurumuz kaçıyor ızdırab çekiyoruz öyle bir kapitalist düzen ki bu kurtuluş yok yahu değişen birşey yok bir avuç mutlu azınlıkın keyfi yerinde sadece