Yeni devlet aklının cumhuriyet ile yeniden şekillenmesi gereklidir

31 Ekim 2017 Salı

Ortadoğu’da çok kritik sonuçlar doğuracak gelişmelere adım atılıyor. Türkiye, Rusya, İran ve Suriye batılı ülkelere karşı ezberleri bozuyor. Son zamanlarda Türkiye’de diplomatik anlamda ataklar ve önemli gelişmeler yaşanıyor. Cumhuriyet tarihinde alışık olmadığımız bir durum olarak Türkiye ve Rusya’nın, Suriye noktasında Ortadoğu üzerinde önemli ittifak ve planlamalar yaptığı görülmektedir. Ancak ABD’nin bu durumdan pek de hoşnut olmadığı söyleyebiliriz. Kim ne ekerse onu biçer. ABD, Türkiye’yi hiçe sayıp kendi çıkarları açısından her türlü stratejik planı ve derinlik politikasını uygulayabiliyorsa; Türkiye’nin gerçekleştirdiği her türlü karşı hamleyi de kabullenmek zorundadır.

Suriye krizi yedinci yılına girdi. Bu süre zarfında Amerika’nın peşine takılıp Ortadoğu’da pay ve arsa kapmaya çalışan onlarca devlet bozuntusunun anlamadığı çok önemli husus var ki; bugün denklemin dışında kalmalarının esas nedeni de aslında bu: Dünden bugüne batılı devletlerin ülke yönetme kapasitesi toplamda dört yüz yılla sınırlıdır. İngiltere, Fransa, Hollanda başta olmak üzere Batı ülkelerinin ulus devlet haline dönüşmesi bin altı yüzlü yılların başında gerçekleşmiştir. İtalya ve Almanya’da ise feodal yapıların sona erip ulus devletlerin kurulması çok daha sonraları, 1870’li yıllarda olmuştur. Bizdeki aşiret ve ağa yapılanmasına benzer şekilde.

Ancak Ortadoğu coğrafyasında, bu topraklar üzerinde medeniyet kuran devletleri alt alta yazmaya kalksak sayfalar yetmez. Sümer, Akad, Asur, Babil, Fenike, Mısır, Arap, Pers, Roma, Memluk, Selçuklu ve Osmanlı medeniyetlerinin bu topraklarda 5000 yıl içinde olgunlaşan diplomatik ve politik zekâsını hiçbir ülke görmezden gelemez. Bu topraklarda binlerce yıldır sayısız savaş yaşanırken ülkeler sürekli olarak el değiştirdi ama işin sonunda herkes el sıkışmayı ve barış içinde yaşamayı becerdi. Olaya bu açıdan baktığımız takdirde Rusya ve Türkiye’nin, Suriye konusunda niçin el sıkıştığını ve sorunun çözümü konusunda hızlı adımlarla nasıl ilerleme kaydettiğini daha iyi anlayabiliriz.

Bölgemiz coğrafyası iki liderin akılcı politikası ile yeniden şekilleniyor. Bunlardan biri Sayın Putin, bir diğeri Sayın Erdoğan’dır. Sayın Putin, Sovyet sonrası daralmayı yeniden küresel konuma getirmek adına Ortadoğu’nun politik güç kaynağı olan Türkiye ile ilişkilerini sağlam tutmaya çabalıyor. 

Erdoğan ise yakın tarihimizde Batı’nın bütün çirkef ve ikiyüzlü politikalarını yaşayarak görmüş bir lider olarak Osmanlı’nın soylu kültürünü ve medeniyetini ayağa kaldırmak için gecesini gündüzünü milletine adamıştır. Bu da bir devlet aklı gereğidir. Sayın Erdoğan’ın, Ortadoğu’ya, Afrika’ya, Balkanlar’a olduğu gibi Asya kıtasına da el attığını görmekteyiz. Son zamanlarda Batı’nın Erdoğan düşmanlığının zirve yapmasının nedenlerinden biri de bu. ABD’nin bölgemizdeki kirli planlarına birilerinin dur demesi gerekiyordu ki o da Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’dır.

Batının son zamanlarda Erdoğan’ın devrilmesi adına yaptığı bütün çalışmaların boşa çıkması bilerini arsızlaştırdı. Bu arsızların hem ülke içinde hem de ülke dışında olduğunu bilelim. Bunların bütün hesaplarını boşa çıkaran hükümet ve lider aklının yeniden şekillendiğini unutmayalım ve yeni hamlelere de hazırlıklı olalım. Atalarımızın da dediği gibi; su uyur, düşman uyumaz. 

Batılılar, Rusları köylü olarak tanımladığı gibi Rusya’yı Türkiye ile aynı çizgiye koyduklarını da bilelim. Bu itibarla Rusya’nın ve doğal olarak Putin’in içinde bulunduğu durum da, asimetrik saldırılara maruz kalan Türkiye’nin durumundan hiç de farklı değil. Türkiye ile Rusya’nın Suriye konusunda “mutabık” kalmasının üzerinden kısa bir süre sonra ABD’nin, Ruslara karşı cephesini büyüttüğünü unutmayalım. Bütün bu hırçın çıkışlar, Türkiye ve Rusya yakınlaşmasına karşı yapılan saldırılardır.

Batılıların ezberi bozuldu ve şimdi çaresizlik içinde “deli danalar” gibi ne yöne gideceklerini bilemez hale geldiler. Erdoğan ve Putin, Kafkas-Rus ve Ortadoğu coğrafyasında sergilenen Batı menşeli oyunların, kendilerini hedef aldığının pek iyi farkında. Erdoğan giderse Türkiye, Putin giderse Rusya bitecektir. Batılılar, Putin’in olmadığı Rusya’yı üç günde 30 parçaya bölerken, Erdoğansız bir Türkiye’de yaşanacakları tahmin edebilmek dahi mümkün değil.

Allah’a çok şükür ki bugünün Batı dünyasında devlet yönetebilme kapasitesine sahip lider bulunmuyor. Bunu da Türkiye’nin bir fırsat olarak değerlendirmesi gerekiyor.

Amerika, Ronald Reagan’dan başlayarak gerek baba-oğul Bush, gerekse Clinton ve Obama döneminde; kendi ülkesine bir kuruş para harcamadığı gibi, ülke kaynaklarını Irak, Afganistan ve Ortadoğu’da boş hayaller uğruna heba etti. Trump’ın devleti yönetirken karşılaştığı “derin darbeler” ise hiçbir başkanın yaşadığı türden değil. 

Vesselam…

İletişim için;

www.twitter.com/sabribalaman

www.facebook.com/sabri.balaman

 

  • MiLLETMiLLET17 gün önce
    Ne diyelim sabri bey güzel tebit etmişsiniz koluna kalemine saglik yüce yaradan da batiyi kendi kurduklari tuzaklara kendikerini düşürsün bu orta dogunun mazlum insanlarin kani bu zalim batililari birgün bogacak inşallah hamd allah,a