Gezi Parkı hainlerine iktidar yolu Kemal ile ulaşılmaz

04 Temmuz 2017 Salı

Her konunun müdahili ABD, terör noktasında da kendini tek hükümdar olarak görüyor. Bu yüzden de her yıl “Terörü Destekleyen Ülkeler” listesi yayınlıyor. Dünya üzerindeki silahlı örgütlerin hangilerinin terör örgütü hangilerinin bağımsızlık yandaşı olduğuna karar verirken unuttuğu bir şey var; baş terör destekçisi olması. ABD bu listeleri hazırlarken dahi terörist ve bağımsızlık yandaşı örgütleri belirlerken onlarca hataya düşüyor. Kimi zaman elindeki Siyonist medya gücünü kullanarak algı yönetimiyle; kimi zaman da PKK gibi terör örgütlerine yaptığı silah ve askeri mühimmat yardımlarıyla teröre desteğini esirgemiyor.

Filistin’de desteklediği Yahudi terör örgütleriyle binlerce Müslümanın katledilmesine izin veren baş terör destekçisi ABD aynı zamanda birçok terör örgütü liderinin de ana vatanı halini almış durumda. Tıpkı Filistin’deki Katch terör örgütü lideri Meir Kahane’ın topraklarında yaşamasına müsaade ettiği gibi Türkiye topraklarının en hain yapılanmalarından olan FETÖ’nün elebaşı Fetullah Gülen’in de topraklarında yaşamasına müsaade ediyor ve onu kendi elleriyle besliyor. Ancak Feto sanmasın ki ABD, FETÖ yoluyla Türkiye üzerindeki son oyununu oynadıktan sonra onu beslemeye devam edecek… ABD elbette ki tarihini tekerrür edecek ve işinin bittiği maşasının fişini çekecek. O fare suratın yeni sinsiliklere kısılırken tekrar beslenmeyi beklediğinde, akıttığın zehrini içirecekler sana!

ABD’nin 1950’lerden bugüne Türkiye üzerinde sürdüğü çıkarcı oyunların kaypak sonuçlar ortaya çıkaran bir bölümüne değinelim. 1950 DP döneminde ABD Türkiye’yi bölgedeki dengeler açısından önemli bir müttefik olarak görüyordu fakat 1959’a doğru Türkiye’nin ABD yardımlarını kullanma noktasında ABD ile görüş ayrılıkları başladı. Türkiye’nin gelişmesini önleyen bir politika izleyen ABD’nin planları bozulmaya başlayınca 1959 yılında tam da iç politikanın kötü olduğu zamanlarda ABD, NATO ayağı ile iç karışıklıklara destek veren girişimlerde bulundu. Türkiye-Amerikan güvenlik anlaşması şartlarına uymayan ABD böylece kaypaklıklardan birini gerçekleştirmiş oldu. Türkiye’ye doğrudan veya dolaylı saldırı durumunda ABD gerekli hamleyi yapacaktı fakat anlaşmaya tabii kalmadı. Tarihe adını karanlık işleriyle kazıyan ABD’nin Türkiye’ye ikinci hainliği ise yine anlaşmaya uymayarak 27 Mayıs 1960 darbesini bildiği halde Menderes’ten gizlemesidir. 

1971 yılında Demirel hükümetinin darbe ile indirilmesinde de ABD’nin rolü vardır. Bunu ise şuradan anlayabiliriz; ABD 1950’lerden itibaren Türkiye’nin haşhaş üretimini durdurmasını istiyordu fakat ta ki 1971’e kadar Türkiye, ABD’nin bu talebine olumsuz cevap veriyordu. Ancak 1971 darbesinden sonra Türkiye’nin NATO ile ilişkileri yumuşadı, haşhaş üretimi durduruldu, öğrenci ve işçi eylemleri bastırıldı. Diyeceğim o ki; ABD, bu aziz topraklarımız üzerinde oynamak istediği oyunları kuyu kazarak halledemiyorsa;  CIA ile halledemiyorsa; vatan topraklarımız içerisinden yetiştirdiği kansız bir hain ile hallediyor. Tıpkı 15 Temmuz’un faili Feto gibi… 

Yıllardır ABD gerek PKK’ya verdiği destek ile gerekse FETÖ’ye verdiği destekle, sağ-sol ayrımlarıyla vatanımızı bölmeye ve bölme çabasında olana da destek vermeye devam ediyor. Burada dikkat edilmesi gereken husus ise ABD’nin BÖL-PARÇALA-YÖNET taktiğidir. Bugün Somali’yi de, Afganistan’ı da, Irak’ı da görüyoruz. Ekonomileri batmış ve birçok yaşamsal maddeye muhtaç durumdalar. Bizler de bölünmeye, parçalanmaya ve yönetilmeye zorlanıyoruz. Son zamanlarda Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun adalet yürüyüşü ile pasif eylem adı altında yürüyüş yapması ve Enis Berberoğlu’na sahip çıkması, samimiyetten uzak ve bir defa daha çok iyi analiz edilmesi gereken konudur. Yakın zaman içinde İstanbul başta olmak üzere birçok yerleşim yerine yakın olan alanlarda yabancı misyon elemanları ve yabancı ülke vatandaşları ikamet edip, ikinci bir gezi planı arzulandığı tahmin ötesi göz önünde tutulması gereken bir konudur.

Sonuç olarak: ABD kendi çıkarları açısından Türkiye’deki birçok vatan hainini çok rahat kullanabileceği gibi siyasi bazı oluşumları da malzeme gibi kullanacağını unutmayalım. Ancak Türkiye milleti bu felaket senaryosunu izlemiş ve tekrarına müsaade etmeyecektir.

Ülkemin aziz milletine selâm olsun, dua ile kalın.