Atatürk Yaşasaydı Davaları Karşısında CHP’yi Lanetler miydi?

05 Aralık 2017 Salı

ABD’nin doğrudan Türk ekonomisini hedefe koyarak baltalaması, Türk milletinin hafızasına kazınacak, tarihe not düşülecektir. CIA, FBI ve FETÖ başta 7 Şubat MİT krizi olmak üzere, 17 Aralık operasyonu da dâhil hiçbiri Türkiye ve Türk halkı için değildi. FBI’ın titiz çalışmaları eşliğinde ABD’de görülen dava, sanık sandalyesine dönemin hükümet yetkililerini ve Halk Bankası’nı oturtmayı amaçlayan bir ABD projesidir. Bu projeye su taşıyan CHP’yi Atatürk görseydi şayet CHP’yi lanetlerdi.

Sn. Kılıçdaroğlu’na gelince şuan yaptıklarının kendi bünyesinde bir vefa borcu olduğunu açıkça ifade edebiliriz. Şöyle ki; 2008 ve 2009’da başta Deniz Feneri dosyaları olmak üzere, Şaban Dişli, Dengir Mir Fırat ve Manas Kargo soruşturma belgeleri boşuna servis edilmedi. 2010’da genel başkan olacağı biliniyordu ve o güne kadar PARLATILDI!

17 Aralık 2013 sabahı gerçekleşen operasyon biliniz ki; Türkiye’nin menfaati uğruna ve kamu yararı gözetilerek gerçekleştirilmiş bir operasyon değildir. Amaç kamu yararı olsaydı, soruşturma evresinde her şey hukuka uygun yürütülürdü ve deliller HUKUKİ olarak elde edilirdi. 

Öyle gözüküyor ki birileri, 17 Aralık soruşturmasının teknik ve fiziki takip sürecinin başladığı 17.09.2012 tarihinde bugünleri hesap etmiş, bir ajanda oluşturmuş ve adım adım başta ABD’de görülen Sarraf davası olmak üzere tüm parçaları sabırla birleştirilmiş. İhanetçilerin adeta zafer sarhoşluğu içinde bir yerlere belgeleri servis etmesi ve algı oluşturması da projenin bir parçasıdır.

CHP’nin belgeleri açıklaması, AK Parti cephesinden bazı isimlerin “Belgeler Sahte” iddiası, sanki operasyonun bir parçası gibi… Bumerz ve ortağı Bellway hakkındaki belgelere kim, hangi refleks ile “Sahte” diyorsa, bilsin ki Erdoğan’a yapılan operasyonun değirmenine su taşıyor. Sn. Kılıçdaroğlu’nun Sıtkı Ayan üzerinden Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı hedef alarak, New York menşeli Halk Bankası dekontlarını sallaması, ilk olarak 2009’da Wikileaks’e konu olan ve İran ile imzalanan 1 milyar Euroluk boru hattı projesinin detaylarını içermekteydi. Çünkü hükümet son 10 yıl içinde başta İran, Azerbaycan ve Türkmenistan olmak üzere birçok önemli boru hattı projesinin altına imza attı. Bu ihaleleri alan şirketlerin çoğunluğu ise, 2006’da Türk vatandaşı olan Mübariz Mansimov ve Sıtkı Ayan ile doğrudan ilişkili şirketlerdi.

Kişisel kanaatim ve yaptığım okumalardan tespitim o ki; Sayın Erdoğan’ın avukatı ve bazı hükümet yetkililerinin söz konusu belgeler hakkında “Sahte” demesi refleksif bir açıklama. Unutmayalım ki; CHP her türlü algıyı yaratmak için çabalayan dış odaklı bir diyet mekanizmasıdır. Hükümet sözcülerinin yersiz ve zamansız konuşmaları Cumhurbaşkanı Erdoğan’a mal edilebilir ki bu da alışkın olduğumuz tipik bir CHP zihniyeti davranışıdır.

CHP’nin grup toplantısında açıkladığı belgeleri şuana kadar kamuoyu ile paylaşmaması planın bir parçasıdır. Erdoğan’ın avukatının belgelere “Sahte” demesi ise CHP’nin beklemediği bir tepkiydi ve elini daha da güçlendirdi. Yayınlayacağı belgeleri askıya aldı ve bekle-gör politikası yapıyor.

Türkiye’ye yönelik 19.05.2017’de yayınlanan ilk Malta Belgeleri haberi Çalık Holding ve Enerji Bakanı Berat Albayrak ile ilgili olurken geçtiğimiz günlerde CHP Genel Merkezinde Sn. Kılıçdaroğlu tarafından açıklanan Bumerz ve Bellway haberi ise 26.05.2017’de “theblacksea.eu” sitesinde yayınlanmıştı.

CHP’nin bu konuları ısıtıp ısıtıp ortaya koyması, diyet odaklı davranması, geçmişini ve geleceğini FETÖ üzerinden planlaması not edilmelidir. 17 Aralık FETÖ operasyonunun ilk teknik ve fiziki takip tarihi, İstanbul 5. Sulh Ceza Mahkemesinin 17.09.2012 tarihli ve 2012/561 sayılı kararı doğrultusunda Man Adası Devleti ve Türkiye arasında 21.09.2012’de imzalanan anlaşmadan 4 gün önce başlıyor. Daha ilginci ise 24.12.2012’de TBMM’ye yollanan ve Man Adası Devleti ile TC. arasında 21.09.2012’de Londra’da imzalanan anlaşmanın yaklaşık 5 yıl bekletilmesi ve 03.04.2017’de Resmi Gazetede yayınlanmasıdır. Bu tarih aralıkları oldukça önemli ve doğrudan 17 Aralık operasyonuyla ilişkilidir. Bumerz ve Bellway, Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde adı geçen iki şirket iken, şirketin yönetim kurulu üyelerinin ortağı oldukları şirkete yolladıkları para/paralar ticaret meşruiyeti taşırken neden refleks olarak söz konusu değildir. Burada tekrar not edilmesi gereken konu CHP yerli midir? Değil midir? Yahut Atatürk yaşasaydı CHP’nin vatana ihanet noktasındaki tutumunu nasıl değerlendirirdi?

Vesselam…

İletişim için; www.twitter.com/sabribalaman

 

YORUM YAZ