THY- Euroleague

Tüketim Vergisi vatandaşı tüketti

23 Kasım 2017 Perşembe

Kendisiyle 1 Ağustos 2002’de tanışmıştık. 

Yani ANASOL-M koalisyon hükümetinin son demlerinde...

O zamanlar, yürürlüğe girmesinin gerekçesi “lüks, sağlığa ve çevreye zararlı malları vergilendirmek” olarak açıklanmıştı. 

Ancak, maalesef hiç de denildiği gibi olmadı. Tam anlamıyla ek bir gelir kapısı olarak görülmeye başlandı. 

Evet, ÖTV’den bahsediyoruz...

Özel Tüketim Vergisi, bugünlerde limonatanın içine katılmasıyla yine gündemde...

Herhalde gördünüz-duydunuz...

Kamuoyunda ‘torba tasarı’ olarak bilinen Bazı Vergi Kanunları ile Kanun Tasarısı’na eklenen bir madde ile meyveli gazoz, sade gazoz, enerji içecekleri, nektarlar, limonatalar, meyve suları, mineral sular ve gazlı sular ÖTV kapsamına alındı. 

1 Ocak 2018’den itibaren geçerli olacak düzenlemenin yürürlüğe girmesinin ardından, söz konusu içeceklere yüzde 10 oranında ÖTV ödeyeceğiz.

Şaşırdık mı?

Tabii ki hayır...

Elmas, pırlanta, yat, tekne ve kotra gibi Türkiye’nin toplam gelirinin büyük bir çoğunluğunu elinde bulunduranların sahip olabildiği lüks ürünlerde ÖTV oranı yüzde 0.

Ancak limonata ve meyve suyunda yüzde 10.

Böyle iş mi olur Allah aşkına?

Neden hep ısrarla, yüksek olması, toplumun geliri düşük bölümü için dezavantaj oluşturan KDV veya ÖTV gibi dolaylı vergiler üzerinden gelir elde edilmeye çalışılıyor?

Paraya para demeyenden de eve güç bela ekmek götürenden de aynı oranda alınan dolaylı vergilerle vergi adaletini, dolayısıyla toplumsal barışı nasıl sağlayacağız?

Türkiye’nin 8-10 katı daha fazla milli gelire sahip olan ülkelerde bile dolaylı vergi oranları tüm vergiler içinde yüzde 25-30’u geçmezken, ülkemizde bu oranın yüzde 70’ler civarında (ki bu oranla 92 ülke içinde ilk sırada yer alıyoruz) seyretmesi karşısında hiçbir adım atmayacak mıyız? 

Kademelendirilebilmesi mümkün olan, yani az kazanandan az, çok kazanandan çok alınabilecek doğrudan vergilere göre daha adaletsiz olan dolaylı vergilerle faturanın vatandaşa çıkmasına göz yummaya devam mı edeceğiz?

Devlet yetkililerinden “Gelir vergisi, kurumlar vergisi gibi doğrudan vergileri toplamakta zorlanıyoruz, o yüzden böyle dolaylı vergilere yönelmek zorunda kalıyoruz” açıklamalarını daha ne kadar duyacağız?

¥

Bu böyle olmamalı...

Elektrikten petrole, doğalgazdan iletişime, yiyecekten giyeceğe tüm tüketim maddelerinin üzerine eklenen ÖTV ve KDV gibi dolaylı vergilerin oranının bir an evvel aşağıya çekilmesi, bu ağır yükün, nüfusun ezici çoğunluğunu oluşturan düşük gelir grubunun sırtından behemehâl alınması gerekiyor.

¥

Peki, dünyayı kıskandıracak bunca dev projenin hayata geçirildiği, sırf terörle mücadeleye milyarlarca lira ayırmak zorunda olduğumuz bir vasatta devletimiz vergi toplamayacak mı?

Tabii ki toplayacak.

Ancak, dünyada en az vergi toplayabilen ülkelerin başında gelen (devletin vergi gelirleri millî gelirin dörtte biri oranında) Türkiye’de yapılması gereken şey belli:

Vergiyi alınması gereken kişiden, alınması gerektiği kadarıyla tahsil etmek ve vergi oranlarını artırmak yerine kayıt dışındaki kazançları sisteme dahil etmek.

Evet, biliyoruz; böyük böyük firmalara nasıl vergi kaçırılacağının yollarını anlatarak yolunu bulan “vergi uzmanları(!)”nın olduğu, istisna ve teşviklerle verir göründüğünden daha fazlasını cukkalayan kan emicilerin bulunduğu bir ülkede kayıt dışının önüne geçmek oldukça zor.

Ama yapacak başka bir şey yok!

Kayıt dışının önüne geçilemiyor diye garibanın sırtına yük bindirilmez.

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

    Günün Özeti