Sizin de birliğinizin de taa içine...

14 Ocak 2018 Pazar

1959 yılından beri kapısında beklediğimiz Avrupa Birliği’ne üyelik sürecimiz gerçekten fazlasıyla can sıkıcı bir hâl almaya başladı.

Baksanıza, adamlar gemi iyice azıya aldı...

Son olarak, Avrupa Komisyonu’nun başkanı olan Jean-Claude Juncker adlı alçak, hiç utanıp sıkılmadan Türkiye’deki “gazeteci” kılıklı tetikçilere kol kanat gerdi. Gazeteciler(!) cezaevinde olduğu müddetçe, AB üyelik sürecinde ilerleme olmayacağını söyleyerek açıkça niyetini belli etti.

Gerçi bunların niyeti zaten belli...

İzhar etmelerine de hiç mi hiç gerek yok...

Öyle ya; 

Bu namussuzlar, Türkiye’den kaçan FETÖ üyelerine sahip çıktı...

Yalnız sahip çıksalar iyi; Türkiye’nin iadesini talep ettiği firarileri başkanlık saraylarında ağırlayıp ceplerine pasaport koydu...

Bu vicdansızlar var ya bu vicdansızlar, 249 kişinin şehit, 2 binden fazla vatandaşımızın gazi olduğu, Meclis’in bombalandığı, Cumhurbaşkanı’nın öldürülmek istendiği 15 Temmuz’daki darbe girişiminin failleri için “Biz onları terör örgütü üyesi olarak görmüyoruz” bile diyebildi...

Parlamentolarının orta yerine PKK elebaşısının ve bölücü örgüt mensuplarının fotoğraflarının asılmasına göz yuman da bunlardı...

En işlek meydanlarında terör örgütlerinin çadır kurmasına müsaade eden de bu ikiyüzlülerdi...

Ya hu siz ne diyorsunuz, bu terörist seviciler, milletvekilleri için Kandil’e günübirlik tur bile düzenledi...

Ezcümle, bu kahpeler, Türkiye’nin mücadele ettiği ne kadar terör örgütü varsa, alayına sonuna kadar arka çıktı...

Peki, biz, böylesi bir Avrupa Birliği’ne girmek için niye hâlâ can atıyoruz?

Türkiye’de yaşayıp da “AB, bizi bünyesine bir gün mutlaka alacaktır” diyen ve buna samimiyetle inanan bir Allah’ın kulu olmamasına rağmen, “60 yıllık rüya”dan uyanmamakta niçin ısrar ediyoruz?

Hem Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha geçtiğimiz hafta, “AB’ye üyelik süreci hem bizi hem de milletimizi ciddi manada yordu” demedi mi? AB’nin Türkiye’ye yönelik ikiyüzlü tutumuna karşılık radikal bir karar alabileceklerini belirtip “Sürekli olarak ‘Ne olur artık bizi de alıverin’ diyecek halimiz yok” restini çekmedi mi?

O halde tam sırasıdır...

“Türkiye Avrupa hedefinden uzaklaşıyor” deyip bu şanlı millete istikamet çizmeye çalışanlara gerekli cevap verilmelidir...

“Sizin de hedefinizin de birliğinizin de...” denilerek AB defteri bir daha açılmamak üzere kapatılmalıdır...

¥

İhraç edilen komutan AKLANIYOR

yerine atanan HAŞHAŞİ ÇIKIYOR.

İŞTE FETÖ BÖYLE BİR ÖRGÜT!

Önceki gün Resmi Gazete’de yayınlanan 697 sayılı KHK, Fetullahçı Terör Örgütü ile mücadelenin hiç de kolay olmadığını bize bir defa daha gösterdi. 

Niye mi?

Hemen izah edelim:

Yeni KHK ile FETÖ’nün ByLock tuzağı “Mor Beyin” yazılımı mağduru bin 823 kamu görevlisi görevlerine iade edildi değil mi?

Peki görevine iade edilenler arasında yer alan Bilal Güvenir ismini duydunuz mu?

Duymadıysanız, söyleyelim: Kendisi FETÖ soruşturması kapsamında 5 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırılan bir albay... Aynı zamanda Düzce İl Jandarma Komutanı.

İşte o albay, son KHK ile görevine iade ediliyor, ancak kendisinin FETÖ sebebiyle görevden alınmasının ardından yerine atanan Kıdemli Albay Yılmaz Özdemir’in geçtiğimiz günlerde “FETÖ” soruşturması kapsamında gözaltına alındığı ortaya çıkıyor...

Görüyor musunuz vahameti?

Görüyor musunuz fecaati?

İşte FETÖ tam da böyle bir örgüt...

Nice masum insanı hapislerde çürütüyor, kripto elemanlarını ise hâlâ daha devletin en tepesindeki kurumların başına getirtebiliyor...

Dileriz, bu olay, elini taşın altına koyup samimi şekilde FETÖ ile mücadele etmeye çalışan yetkililerimiz için bir ders olur...

Umarız, bu mücadelede bir anlık dahi gaflete yer olmadığı gerçeği bir defa daha hatırlanır...

 

YORUM YAZ