THY - Kastamonu

CHP’de ‘İkinci Milli Şeflik’ dönemi mi?

08 Şubat 2018 Perşembe

“Kurultay Kemal” yine yaptı yapacağını...

CHP’nin başına bir kaset kumpasıyla geldiği 2010 yılından beri 2 referandum, 3 genel seçim, 2 mahalli seçim ve bir de cumhurbaşkanlığı olmak üzere tam 8 seçim kaybetmesine rağmen, partisinin geçtiğimiz hafta sonu yapılan 36. Olağan Genel Kurultayı’nda 5. kez genel başkanlığa seçildi.

Peki kim durduracak “maraton Kemal”i?

Bildiğiniz “tek adam” olma yolunda ilerliyor. Sandıkta her defasında milletten tokadı yiyor, ama iktidar olmak için değil, genel başkanlık koltuğunda kalmak için siyaset yaptığından dolayı, kurultaylarda bir şekilde istediği neticeyi elde ediyor.

Ama nereye kadar?..

12 Eylül 2010’daki anayasa değişikliği referandumu...

2011 yılındaki genel seçimler...

2014’teki yerel seçimler...

Yine 2014’teki cumhurbaşkanlığı seçimi...

2015 yılındaki iki genel seçim...

Ve son olarak 16 Nisan 2017’deki anayasa değişikliği referandumu...

Kemal Kılıçdaroğlu, tüm bu seçimlerden hezimetle çıktı.

Partisindeki tüm kurultayları kazandı kazanmasına ama, ülke genelinde girdiği 8 seçimi kaybetti.

“Daha ne kadar yapıştığı o koltukta oturmayı sürdürecek” derseniz orası meçhul.

Ancak sandıkta yediği tokadı, muhtemeldir ki ilk kurultayda da yiyecek.

Zira parti tabanında sesler git gide yükseliyor.

Bizce böyle bir atmosferde “Kurultay Kemal” bir an önce tedbirini almalıdır.

İsmet İnönü, Atatürk’ün vefatının ardından olağanüstü kurultayı toplayıp, nasıl kendisini “değişmez genel başkan” seçtirdiyse, Kılıçdaroğlu da aynı yola başvurmalıdır.

İnönü, her ne kadar ‘Milli Şeflik’ unvanını kendi isteğiyle kaldırmış olsa da, Kılıçdaroğlu, koltuğu için mezkur uygulamayı bir defa daha hayata geçirmelidir.

Aksi takdirde Kemal’i kemal-i afiyetle yiyecekler.

¥

Kemal Kılıçdaroğlu’nun bir defa daha genel başkanlığa seçildiği CHP kurultayında öne çıkan en önemli detaylardan biri de Parti Meclisi’ne giren isimler oldu.

Kimler yok ki o isimler arasında... 

Mesela, MHP Genel Sekreteri İsmet Büyükataman’ın “PKK’nın don lastiği” olarak tanımladığı Selin Sayek Böke...

PYD/YPG’ye terör örgütü dememek için lafı “don lastiği” gibi uzatmasıyla hatırlıyoruz kendisini. 

Parti Meclisi oylamasında en çok oyu alan ikinci isim olarak parti yönetimine girmiş.

Örneğin Sera Kadıgil...

“Bugün Suriye’ye savaş açsak banko Esad’ı tutarım” diyen bu bayanı da “Hayatta hiçbir laftan tiksinmedim ‘şehitler ölmez vatan bölünmez’den tiksindiğim kadar” sözleriyle hatırlıyoruz.

O da Kemal Kılıçdaroğlu’nun anahtar listesinden PM üyeliğine yekten dahil olmuş.

Partisinin Çanakkale’deki Adalet Kurultayı sırasında şehitlikte alkol alıp göbek atan CHP’lileri savunmak için “İçki içmek günah değil” diye ahkam kesen “kafası güzel” Aykut Erdoğdu...

ABD’nin Türkiye’ye müdahalesinden medet uman sözde anti emperyalist Tuncay Özkan...

PKK’lı teröristin cenazesinde gözyaşları döken “rezidans kraliçesi” Gamze Akkuş İlgezdi...

İran ile Türkiye’nin savaşması durumunda İran’ın yanında saf tutacağını söyleyen eski Aydınlıkçı Eren Erdem...

Ve Afrin’de Mehmetçiğin yanında omuz omuza mücadele veren Özgür Suriye Ordusu mensuplarını “terörist” olarak nitelendiren “sahte kahraman” Öztürk Yılmaz...

Tamamı CHP’nin Parti Meclisi’nde yerini almış. Tekdir edileceklerine takdir edilerek adeta hepsi ödüllendirilmiş. 

Ne diyelim, böyle başa böyle tarak...

Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel başkan olduğu CHP’ye de bu Parti Meclisi yakışır...

 

YORUM YAZ